Jeffrey Epstein dosyalarının yenilerinin yayımlanmasıyla ortaya çıkan şey bir “skandal” değil!
Bir kişinin çürümüşlüğü hiç değil, küresel bir düzenin nasıl korunduğunun ifşası!
Yıllar boyunca çocuklara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti iddiaları; adalar, yatlar, özel uçaklar ve elit çevreler arasında dolaştı. Belgeler ortaya çıktığında bize açıkça bu suçların gizlenmediğini, normalleştirildiğini gösterdi. Devletler, istihbarat yapıları ve medya, bu karanlığın çevresinde sessiz bir güvenlik çemberi oluşturdu.
Epstein dosyaları çöktüğünde ise geriye tek bir soru kaldı:
Bu kadar insan, bu kadar yıl, bu vahşet karşısında nasıl sustu?
Her ülkenin kendisine sorduğu o soru
Epstein belgeleri yayımlandıktan sonra birçok ülkede aynı refleksin geliştiğini gördük.
Parlamentolar, basın ve kamuoyu her ülkede kendisine şu soruyu sormaya başladı:
“Bu ağ bizim ülkemize uğradı mı?”
ABD’de, İngiltere’de, Fransa’da tartışmalar açıldı. Kurumlar, geçmişte görmezden gelinen dosyalarla yüzleşmek zorunda kaldı. Bu suçların doğası gereği yerel değil, küresel olduğu da gün gibi ortadaydı.
Ancak bazı ülkelerde bu soruyu bile sormadı.
Türkiye de bu ülkelerden biri oldu.
Unutulan açıklamalar
Tam da bu noktada, yıllar önce yapılan bazı açıklamalar yeniden hatırlanmayı hak ediyor.
Eski Milletvekili Turhan Çömez, kamuoyuna yansıyan beyanlarında; geçmişte çocuklara dair son derece ciddi iddiaların resmî makamlara iletildiğini, ancak bu dosyaların ne kapsamlı biçimde araştırıldığını ne de kamuoyuna açıklandığını söyledi. Bu açıklamalar, iddia olarak kaldı. Ne yalanlandı ne doğrulandı. Sadece sessizliğe gömüldü.
Buradaki mesele, bu iddiaların doğru olup olmadığı kadar basit değil. Asıl soru:
Bu iddialar neden araştırılmadı?
Bir iddiayı çürütebilirsiniz.
Bir iddiayı soruşturabilirsiniz.
Ama bir iddiayı yıllarca yok sayıyorsanız, orada artık bir tercih olduğunu düşündürürsünüz.
Türkiye’de çocuk dosyalarının kaderi
Türkiye, insan ticareti açısından kritik coğrafi hatların üzerinde yer alıyor. Buna rağmen kayıp çocuklar, çocuk istismarı ve sınır aşan suç ağları söz konusu olduğunda veriler ya parçalı ya da kapalı. Medya bu başlıklara neredeyse hiç girmiyor. Siyaset ise bu konuları “fazla karanlık” bularak görmezden geliyor.
Devlet refleksi çoğu zaman inkâr değil; sessizlik oluyor.
O sessizlik zamanla normalleşiyor.
Normalleştikçe de konuyla ilgili soru sormak suç gibi algılatılıyor.
Oysa çocuklara dair dosyalar, hiçbir ülkede “rahatsız edici” olduğu için kapatılamaz. Kapatıldığında da bedeli, yalnızca gerçeklerin kaybı olmaz!
Epstein bir ayna tuttu
Epstein dosyaları bize şunu gösterdi:
Bu çağda çocuklar kaçırılırken en güvenli araçlar yatlar, uçaklar ya da pasaportlar değil. Sessizlik!
Bir ülkede çocuklarla ilgili sorular sorulmuyorsa, orada sadece çocuklar değil, gerçekler de kaybolur!
Epstein dosyaları bu yüzden yalnızca ABD’nin ya da Batı’nın meselesi değildir, aynı zamanda bütün ülkelere tutulmuş bir aynadır.
Türkiye için asıl soru şu:
Bu aynaya bakacak mıyız? Yoksa başımızı çevirip susacak mıyız?