Başta anne babamız olmak üzere aile büyüklerimiz, bizi Yüce Rabbimizin rızasına

ulaştıran cennet anahtarımızdır. Onlar, rahmet ve mağfiret vesilemizdir. Evlerimizin bereketidir,

sohbetlerimizin neşesidir. Varlıkları huzurun kaynağı, güvenin teminatıdır; yoklukları ise yürek

yarası, gönül sızısıdır. Onlar, ailemizi bir arada tutan müstesna şahsiyetlerdir. Ailelerimiz ve toplumumuz

onlarla daha da güçlüdür. Birlik ve beraberliğimiz onlarla daha da kuvvetlidir. Ne kadar büyük olursa

olsun, sorun ve sıkıntılarımızı onların destek ve dualarıyla daha kolay aşarız. Büyüklerimiz, bizleri yetiştirmek için nice fedakarlıkta bulundular. Tecrübeleriyle bize her daim rehberlik ettiler. Sevgi ve saygıyı, iyilik ve adaleti, hürmet ve muhabbeti onlardan öğrendik. Hayat yolculuğumuzdaki sığınağımız ve dayanağımız onlar oldu. Milli ve manevi değerlerimizi onlar bize

öğrettiler. Onlar, yaşayan tarihimizdir, yerleri asla doldurulamayacak olan hafızamızdır. Büyüklerimize

saygı ve ilgi göstermek; geçmişimize sahip çıkmak, geleceğimizden emin olmaktır.

Ne acıdır ki, her geçen gün nice ulu çınarımız yalnızlığa terkediliyor. Nice büyüğümüz, dört duvar

arasında çocuklarını ve torunlarını görmeyi bekliyor. Bayramlarımız ve tatillerimiz, büyüklerimizi ziyaret

yerine oyun ve eğlence fırsatları gibi görülmeye başlandı. Sadece senede bir gün hatırlama vesilesi oldu.

Bizler; aile annemizi senede bir gün değil her gün hatırlamalı ve onların hayır dualarını almalıyız.

Anne ve balarımızla, büyüklerimizle ve hısım, akrabalarımızla ilgilenmeyi emreden bir dinin mensuplarıyız. Ailemizden koparak bireysel bir hayatı tercih etmek, büyüklerimizden ve akrabalarımızdan, anne ve babamızdan uzaklaşarak kendi dünyamıza hapsolmak bizlere asla yakışmaz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), anne babasının sağlığına ulaşıp da onların gönlünü alamayan kişilere“Burnu yerde sürtülsün” sözüyle uyarıda bulunmuştur.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bugünün ihtiyarlarının dünün gençleri, bugünün gençlerinin de yarının ihtiyarları olacağını şöyle haber vermektedir: “Sizi güçsüz yaratan, güçsüzlüğün ardından kuvvet veren, kuvvetli halinizden sonra da güçsüz hale getiren ve yaşlandıran Allah’tır. O dilediğini yaratır. O hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir”

O halde bugün bize düşen, büyüklerimize şefkat ve merhametle muamele etmektir, onlara gönül alıcı hoş sözler söylemek, kalplerini asla kırmamaktır. Ziyaretlerimizle, ilgi ve alakamızla hayır dualarını almaktır. Değerlerine bağlı, anne ve babasına saygılı, büyüklerine hürmetkâr, bütün insanlığa

faydalı nesiller yetiştirmenin gayretinde olmaktır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in şu hadisine kulak verelim : “Bir genç, bir ihtiyara

hürmet ederse, Allah da ona yaşlılığında hürmet edecek birisini hazırlar.”

“ Cennet annelerin ayakları altındadır.”

O halde annelerimizi sadece anneler günü hatırlamayalım. Her günü bir anneler günü bilelim. Onların hayır duasını ve rızasını kazanalım