Kahramanmaraş, eski gelenek ve göreneklerini yaşatan şehirlerimizden biridir. Örneğin; birçok özel ve kamu kurum ile kuruluşları, Ramazan ayının farklı günlerinde toplu iftar programları gerçekleştirirler. Bu Ramazan’da da Dulkadiroğlu Belediyesi’nin Heyecan Bahçesi’nde düzenlediği iftar programı oldukça kalabalıktı.

İftara davetsiz olarak çok sayıda kişinin katıldığını ileri süren bazı basın mensubu arkadaşlar protesto ederek programdan ayrıldılar.

Bunun üzerine Belediye Başkanı Mehmet Akpınar da, “Arkadaşlar, iftarı yalnızca basına vermedim ki; vatandaşlar da katıldı.” diyerek bu duruma sitem etti.

Basın ve sosyal medyanın haklı tarafları da vardı. Çünkü yemekli toplantılara çok sayıda kişi katılıyor. Bunların bir kısmı yeni bir site kurmuş ya da basına yakın kişilerden oluşuyor.

Ancak bunun da bir yolu ve yordamı var. Daha önce bu konuyla ilgili toplantılar yapılarak bazı kararlar alınmıştı. Fakat bu alınan kararların ne kadarının uygulanacağı konusunda pek umutlu değilim.

Bazı arkadaşlarımız, özel ve kamu kurumlarından destek alıyor. Buna karşılık onlar da destek aldıkları kurumlara haberleriyle katkı sağlıyorlar.

Elbette bu kadar çok gazeteciler derneği olunca birlik ve beraberliğin nasıl sağlanacağı sorusu da gündeme geliyor. Sürekli yeni dernekler kuruluyor. Dernek sayısı fazla olunca birlik ve beraberliği sağlamak da kolay olmuyor.

Gazete ve sosyal medyada çalışan arkadaşların önce dernekleri bir araya getirerek bu sayıyı azaltmaları gerekir. Çünkü bu kadar dernekle birlik ve beraberliği sağlamak mümkün olmuyor; nitekim şu anda da olmuyor.

Dulkadiroğlu Belediyesi’nin verdiği iftarda bazı gazetecilerin programı protesto ettiklerini gördük.

Bu kadar 7-8 dernek varken hangisini çağırıp hangisini çağırmayacaklarına nasıl karar verilecek?

Bazı illerde gazeteciler derneğinin sayısı bire düştüğünde, o dernek ve üyelerinin sözünün daha etkili olduğunu biliyoruz. Sanırım derneklerin yeterince güçlü olmamasının nedenlerinden biri de sayılarının fazla olmasıdır.

Bilindiği gibi yargı, yasama ve yürütmeden sonra dördüncü güç basındır. Bunu ben söylemiyorum; demokrasi ile yönetilen ülkelerde durum böyledir. Basın, dördüncü güç olarak yerini almaktadır.

Tüm dernekler bir çatı altında toplansa daha iyi olmaz mı?

Birlik ve beraberliği sağlayamazsak bizi kimse ciddiye almaz. Nitekim şu anda olduğu gibi.

Diğer taraftan yerel gazete ve sosyal medyanın kamuoyuna ihtiyacı vardır ve aynı zamanda kamuoyunu da oluşturur. Özellikle belediyelerin yerel ve sosyal medyaya olan ihtiyacı daha fazladır. Yaptıkları hizmetleri halka başka nasıl duyuracaklar?

Yerel basın ve sosyal medya bir kentin belleği gibidir. Eski öyküleri yeniden gün yüzüne çıkarır ve siyasetçilerin vaatlerini tutup tutmadığını sorgular. Açıklamalar ve haberlerle tarih, hafızalarda yeniden canlanır.

Gazeteciler, memleketi ileriye götürecek önemli dinamiklerdir.