Rektör Yasım gitti, yerine vekil olarak Ak geldi; o da gitti, bu kez Okumuş rektör olarak atandı.

Eski rektör Alptekin Yasım’ın görev süresinin bitmesine 9 ay kala yerine rektör vekili olarak Mahmut Ak atanmıştı. Yasım’dan önce ise Durmuş Deveci de 6 ay önce görevinden alınmıştı. Bu erken görev değişikliklerinin mutlaka önemli nedenleri vardır, ancak bunların ne olduğu kamuoyu tarafından net olarak bilinmemektedir.

Bilindiği gibi daha önce rektör adayları arasında seçim yapılıyor, en çok oy alan beş aday YÖK’e gönderiliyordu, YÖK de adayların dosyalarını Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sunuyordu. Cumhurbaşkanı da bu adaylar arasından birini rektör olarak atıyordu. Bu sistem kaldırıldı. Kaldırılması da yerinde oldu. Çünkü sonrasında “kime oy verdin, vermedin” gibi dedikodular ortaya çıkıyordu. Artık atamalar doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından yapılıyor.

Prof. Dr. Mahmut Ak’ın vekil olarak atanmasının ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla üniversitenin Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Bilgisayar Bölümü Yazılım Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş rektör olarak atandı.

Okumuş, KSÜ’nün artılarını ve eksilerini bilen bir isim. Rektörlük, çok sorumluluk isteyen ama bir o kadar da konforlu bir makamdır.

Özellikle Sütçü İmam Üniversitesi, basında ve sosyal medyada sıkça yer alır. Ancak basına ne kadar değer verildiği tartışmalıdır. Üniversitelerin ne yaptığını tam olarak bilmiyoruz. Eskiden rektörler zaman zaman basınla bir araya gelir, yaptıklarını ve yapamadıklarını paylaşırdı. Basın da eksikleri yetkili ağızdan öğrenir ve haberlerine yansıtırdı. Uzun süredir bunu göremiyoruz.

Basına değer vermek, kurumlara her zaman artı kazandırır. Basının görevi, artıları ve eksileri gündeme taşımak, hakaret etmeden eleştirmektir.

Eski Rektör Alptekin Yasım’ın üniversiteyi devraldığından bu yana ileriye götürüp götürmediğini bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, görev süresi dolmadan Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmış olmasıdır.

Diğer taraftan, bu ilin bir ferdi olarak Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nden (KSÜ) beklentilerimiz oldukça yüksek. Üniversite–sanayi iş birliğini yeterli bulmuyoruz. Bu iş birliğini daha somut şekilde görmek istiyoruz. Elbette bazı çalışmalar yapılmıştır, ancak bunların yeterli olup olmadığını da bilmiyoruz.

Ülke olarak katma değeri yüksek ürün üretemediğimiz için ihracat, ithalatı karşılayamıyor. Açıklar her yıl bütçeden karşılanıyor ve zaman zaman krizlerle karşı karşıya kalıyoruz.

Bunun üstesinden küçük sanayi sitesinde çalışan tornacı Mahmut Usta gelemez. Bu konuda üniversitelere büyük görev düşüyor.

Öğrenci sayısının artmasına seviniyoruz. Ancak en büyük eksikliklerimizden biri ara eleman yetişmemesidir. İş insanları sürekli olarak “Bize ara eleman yetiştirin, en çok buna ihtiyacımız var” diyor.

Ülkemizde 200’ün üzerinde kamu, vakıf ve özel üniversite bulunuyor. Daha çok mühendis mezunu veriliyor. Ancak mühendisler de çoğu işi beğenmediği için işsiz genç sayısı artıyor.

Üniversiteler, bir ülkenin geleceğine yön vermesi gereken kurumlardır. Asli görevleri bilgi üretmek ve bu bilgiden katma değer yaratmaktır. Üniversiteler lise değildir; onları bu şekilde görmek veya konumlandırmak doğru değildir.

Ancak üniversitelerimiz eleştiriyi de hak etmektedir. Eğer üretmezlerse, tüm giderleri vatandaşlardan toplanan vergilerle karşılanır. Bu durumda üniversiteler üretici değil, tüketici hâline gelir.

Ülkenin geleceğine yön verecek kurumlar; niyetle ya da beyanla değil, samimiyet, kararlılık, inanç ve güçlü insan kaynağı ile maddi imkânlarla gelişir.

Kaynak konusunda üniversiteler ile şirketler bir araya gelmelidir. Şirketler, üniversitelerin mütevelli heyetlerinde ve yönetim kurullarında yer almalıdır. Ayrıca üniversitelerde bulunan teknoparklar daha etkin kullanılmalı, inovasyon odaklı şirketler desteklenmelidir.

İlk etapta üniversitelerin sadece kamu kaynağı kullanması değil, aynı zamanda üretmesi sağlanmalıdır. Bu yeni bir fikir değildir; Avrupa’da gelişmiş üniversitelerin uyguladığı bir modeldir.

İlimizde iki üniversite bulunmaktadır: Sütçü İmam Üniversitesi ve İstiklal Teknik Üniversitesi.

Önemli olan, üniversitelerimizi klasik yapıdan çıkarıp araştıran, üreten ve katma değeri yüksek ürünler geliştiren kurumlar hâline getirmektir.

Yeni atanan Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş’tan beklentimiz de bu yöndedir. KSÜ’nün klasik bir üniversite olmaktan çıkıp üretken ve örnek bir kurum hâline gelmesini bekliyoruz.