Yerel yönetimler bazen sadece hizmet üretmez; aynı zamanda bir şehrin kaderini, hatta ülkenin geleceğe bakışını da şekillendirir. Bugün Kahramanmaraş’tan yükselen bir gelişme, tam da böyle bir anlam taşıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığına aday gösterilmesi, sıradan bir siyasi hamle olarak okunursa eksik kalır.
Çünkü bu adaylık, bir şehrin küllerinden yeniden doğuş hikâyesinin Ankara’da karşılık bulmasıdır.
6 Şubat depremlerinin ardından Kahramanmaraş’ın yaşadığı yıkım, sadece fiziki değil; sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutlarıyla da derin izler bıraktı. Böylesi bir tabloda yerel yönetimlerin rolü, klasik belediyecilik anlayışının çok ötesine geçti. İşte Fırat Görgel’in öne çıkışı tam da bu noktada başladı.
Konut üretiminden altyapıya, sosyal destek mekanizmalarından şehir planlamasına kadar birçok alanda atılan adımlar, sadece günü kurtarmaya değil, geleceği inşa etmeye dönük bir yaklaşımın göstergesiydi. Bu yüzden Ankara kulislerinde Görgel’in adı telaffuz edilirken, aslında Kahramanmaraş’ın verdiği sınav konuşuluyor.
Şimdi önümüzde yeni bir eşik var: 2 Mayıs’ta yapılacak Türkiye Belediyeler Birliği seçimi.
Bu seçim, yalnızca iki adayın yarışından ibaret değil. Aynı zamanda yerel yönetimlerin hangi vizyonla yol alacağına dair bir tercih anlamı taşıyor. Bir yanda afet sonrası yeniden yapılanma tecrübesiyle öne çıkan bir isim, diğer yanda büyükşehir yönetim deneyimiyle bilinen güçlü bir rakip.
Ancak burada asıl dikkat çekici olan, Kahramanmaraş’ın artık sadece yaşadığı felaketle değil, ortaya koyduğu çözüm kapasitesiyle anılıyor olmasıdır.
Eğer Görgel bu göreve seçilirse, Türkiye genelinde belediyeler arası koordinasyonun daha sistematik, daha paylaşımcı ve daha stratejik bir zemine oturması bekleniyor. Özellikle afetlere dirençli şehirler, akıllı kent uygulamaları ve yerel kalkınma başlıkları, önümüzdeki dönemin ana gündem maddeleri olabilir.
Bu noktada sorulması gereken soru şu: Kahramanmaraş’ın yaşadığı tecrübe, Türkiye’nin diğer şehirleri için bir modele dönüşebilir mi?
Belki de bu adaylığın en önemli tarafı tam olarak burada yatıyor. Çünkü mesele sadece bir koltuğa talip olmak değil; yaşanmış bir acının, elde edilmiş bir deneyimin ve ortaya konmuş bir iradenin ülke geneline taşınmasıdır.
Kahramanmaraş için bu gelişme, Ankara’da daha güçlü bir temsil anlamına geliyor. Ama daha önemlisi, bu şehir artık sadece felaketlerle değil, çözüm üreten kadrolarıyla da anılmaya başlıyor.
Ve bazen bir şehrin hikâyesi, bütün ülkenin yönünü değiştirebilir.