Kahramanmaraş dondurmasıyla ünlüdür. Dondurma konusunda sürekli kendisinden söz ettirir. Tüm ülkeye Maraş dondurması satılırken, 36 ülkeye de ihracat yapılıyor. Bu konuda dondurma firmalarının sayısı da dondurma çeşitliliği de arttı. Diyabet hastaları için şekersiz dondurmanın bile yapıldığına tanık oluyoruz.

Bu kadar dondurma firması, bu kadar çalışan var. Ama reklam ve tanıtım söz konusu olunca hiç kimsenin aklına bir dondurma festivali düzenlemek gelmiyor. Bundan önce iki deneme oldu. Ancak bazı firmaların "Ben öne çıkmalıyım." düşüncesi, bu festivalin önünü kapattı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, Niğde'de dondurma festivali yapılacağıyla ilgili haberi gazetemiz manşetine üzülerek yer verdik.

Niğde'de 31 Temmuz Cuma günü başlayacak olan dondurma festivali üç gün sürecek. Bu festivalde tanınmış sanatçılar da sahne alacak.

Bizim bir alışkanlığımız var: Hiç masraf etmeden "Valilik yapsın, Büyükşehir Belediyesi yapsın, biz de hazıra konalım." Böyle bir dünya yok. Eğer reklam yapmak, daha çok tanınmak ve daha fazla para kazanmak istiyorsanız, o zaman büyük bir organizasyon firmasıyla anlaşacak, dondurma festivalini uluslararası ölçekte düzenleyecek ve bunu tüm dünyaya duyuracaksınız.

Bu işler böyle olur. "Valilik, Büyükşehir Belediyesi tüm masrafları karşılasın, ben de faydalanayım." Yok öyle bir dünya.

Eğer elimizi çabuk tutmazsak, bugün Niğde'nin yapacağı festivali daha sonra tüm il ve ilçeler yapmaya başlayacak. Bize de yalnızca dondurmanın ismi kalacak.

Bilindiği kadarıyla Niğde çok büyük ve gelişmiş bir ilimiz değil. Daha önceki yıllarda Niğde, elmasıyla tanınırdı.

Önümüzdeki yıl, nasıl olsa her yıl 1 Ağustos tarihinde büyük çaplı Geleneksel Ağustos Fuarı düzenliyoruz. Bunun yanına Dondurma Festivali'ni de ekleyebiliriz. Bir taşla iki kuş vurmuş oluruz.

Bizim dondurma firmalarımız bu tip masraflı işlere sıcak bakmaz. Yine yapmazlar, yine "Boş ver." derler. Ama dondurma deyip geçmeyelim. Asırlardır bu şehir dondurmasıyla tanınıyor.

Maraş dondurması, Osmanlı döneminde saraylara ve konaklara yabani orkide kökünden salep satan Maraşlı Osman Ağa tarafından tesadüfen bulunmuştur. Osman Ağa, artan salep, süt ve şeker karışımını kara gömdüğünde bu eşsiz kıvamı keşfetmiştir. Ahir Dağı'ndan topladığı yabani orkide köklerini kurutup öğüterek salep yaparmış. Önce salepli karışım "baç" olarak başlayan bu tatlı, üç kuşak sonra Maraş dondurmasına dönüşmüştür.

Maraş dondurmasının geçmişi asırlara dayanıyor. Değerini yeterince bilmediğimiz ve başka illerin de sahip çıkmaya başladığı bu ürün sayesinde bugün ilimizde onlarca firma faaliyet gösteriyor, yüzlerce işçi istihdam ediliyor. Dondurmanın hikâyesi buralara kolay gelmedi.

Dondurma yalnızca küleğin başına geçip kaşıklarla külahlara koyarak satmaktan ibaret değildir. Bunun bir de sosyal boyutu vardır. Bunu da görmezden gelirseniz, Kahramanmaraş halkının ahde vefa duygusunu da göz ardı etmiş olursunuz. Halk bunu önemsemediğinizi düşündüğünde yüzünüze bakmaz ve zamanla güncelliğinizi kaybedersiniz.

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası, Maraş dondurmasının patentini alarak tescil ettirdi. Bundan böyle her dondurma "Maraş dondurması" adıyla satılamayacak.

Ama Niğde, dondurmanın festivalini yapıyor.

Buna ne dersiniz?