Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı nedeniyle kentte görev yapan basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi. KSÜ'nün artısıyla eksisiyle son durumunu anlattı. Uzun bir aradan sonra tıpçı olmayan, Elektrik-Elektronik ve Bilgisayar alanında uzman bir bilim insanı atandı.
Bilindiği gibi Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 1992 yılında kuruldu. Şu an itibarıyla resmî olmayan rakamlara göre 32-33 bine yakın öğrencisi bulunmaktadır. Bunun içerisinde 600 yabancı öğrenci eğitim görmektedir.
Ülkemizde üniversitelerde eğitim ve öğretim gören yabancı öğrenciler, mezun olduktan sonra muhtemelen ülkelerine gitmektedirler. Burada eğitim gören öğrenciler mutlak surette ülkelerinde Türkiye’nin gönüllü birer temsilcileri olarak görülüyor. Gittikleri ülkelerinde bizim lehimize çalıştıklarını ve bu sayede ülkemizin daha iyi tanıtıldığını inkâr edemeyiz. Bunlar hep gönüllü elçi olarak görev yapmaktadırlar.
ÜNİVERSİTELERİN İLİMİZE KATTIĞI EN ÖNEMLİ DEĞER KUŞKUSUZ ENTELEKTÜEL ZENGİNLİKTİR
Üniversitelerin sırf öğrencilerin yarattığı ekonomik hareketlilikten ibaret olduğunu görmemek gerekir. Üniversitelerin şehre kattığı en önemli değer kuşkusuz entelektüel zenginliktir. Üniversiteler, bulundukları illerde entelektüel hayatın, bilimin, kültür ve sanatın lokomotifi konumundadır. İki üniversitemizin Kahramanmaraş’a oluşturduğu çok önemli bir entelektüel katkısı var.
Üniversitelerin görevi farklı bilim alanlarında uzmanlaşmış akademisyenler ve uzmanlaşmış kadrolar yetiştirmektir. Bu kadar akademisyenin yaşadığı bu ilde öncelikle bu entelektüel birikimin kıymetini bilmek ve bunu iyi değerlendirmek gerekiyor. Ayrıca yalnızca KSÜ'de yıllık olarak gerek ulusal gerekse uluslararası bilimsel, sanatsal ve sportif onlarca etkinlik düzenleniyor. Bu etkinliklerin ilimize kattığı ekonomik, sosyal ve entelektüel değeri unutmamak gerekiyor.
Kahramanmaraş sanayi ve ticaretinde rekabet gücü yüksek olan ve şehri uzun vadede daha ileri hedeflere taşıyacak sektörlerin eski güncelliğini yitirdiğini biliyoruz.
Bundan sonra üniversite-sanayi iş birliğinde AR-GE faaliyetlerini birlikte yürütmek, çıktılarını ürün hâline getirmek ve patentlendirmek; mevcut yapıların modernizasyonu, desteklenmesi ve uluslararası standartlarda sertifikalandırılması gerektiği düşünülmelidir. Bu konuda üniversite-sanayi iş birliğinin istenilen düzeye gelmediğini biliyoruz. Bütçenin her yıl açık vermesinin nedeni, uzmanlara göre yeteri kadar teknoloji ürünleri üretemememizden kaynaklanmaktadır. Bu açığı kapatması gereken kurumlar üniversiteler olmalıdır. Devletin kıt imkânlarına rağmen birçok üniversitede teknokentler ve laboratuvarlar kuruldu. Ne yazık ki bu kadar yatırıma ve akademisyene rağmen kayda değer bir gelişme sağlanamadı.
KSÜ ilk kurulduğunda mütevelli heyeti vardı. Burada kentin ileri gelen din adamları, sanayicileri ve sivil toplum kuruluşlarından isimler yer alırdı. Bu isimler sanayiciler ve sivil toplum kuruluşları ile sık sık bir araya gelerek üniversiteye destekte bulunurlardı.
Bunlar kalktı, yerine ne getirildi, onu da bilmiyoruz.