Salkım Söğüt Edebiyat Dergisi’nin 34. Sayısının dosya konusu “Edebiyatımızda Taşra Estetiği” olarak belirlenmişti. Yazar, şair ve akademisyenlerden oluşan kıymetli kalemler; derinlikli inceleme, makale, söyleşi ve özgün edebî eserleriyle dosya konusunu zenginleştirerek edebiyat irfanımıza nadide bir kaynak kazandırdılar.

Dosya kapsamında yazılar şunlar; Prof. Dr. Kemal Timur’un “Türk Edebiyatında Taşra Estetiği”; Ramazan Avcı’nın “Şiirin Estetik Vatanı: Taşra -Bahaettin Karakoç'un "Elif" Şiiri Üzerinden Taşra Estetiği”; Ahmet Yüzeroğlu’nun “Maraş ve Edebiyat”; Burhan Sakallı’nın “Taşra Ne Yana Düşer Usta, Edebiyat Ne Yana?”; Rânâ İslâm Değirmenci’nin “Taşra Estetiği: Hafızanın, İnsanın ve Anlamın Yeni Merkezi”; Mesut Bilginer’in “Uzaklığın Ontolojisi: Kelimelerin İnziva Coğrafyası ve Taşra Estetiği”; Nimet Tekerek’in “Taşra ve Merkez Algıları Üzerinden Sanat ve Toplum: Taşra Hâlen Dışta Mıdır?”; Mehmet Gözükara’nın “Edebiyatımızda Taşra Estetiği”; Lütfi Bilir’in “Edebiyat, Taşra, Estetik”; Ali Büyükçapar’ın “Taşra Estetiği Hakkında Düşüncelerimin Genel Hülasası”; Şaban Özbilici’nin “Oğuz Paköz'ün Yazılarında Kahramanmaraş Estetiği” ve Mustafa Alyaz’ın “Kelimelerin Uzletgâhı” başlıklı yazılar konuyu derinlemesine inceleyen yazılardır.

Mesut Bilginer yazısında o kadim soruyu tekrar sormaktadır: “Bir eserin “estetik” veya “Bedîî” bir değer taşıyıp taşımadığına dair verilen hükümler, kaçınılmaz olarak onu değerlendiren kişinin sübjektif bakış açısıyla şekillenir. Kişinin entelektüel birikimi, inancı, aidiyet duyduğu kültürü ve tüm bunların bileşkesi olarak ortaya çıkan hayata bakış açısı, onun sanat algısını belirler. Üreten kendi iç topoğrafyasıyla üretir, değerlendiren ise kendi zihni koordinatlarıyla değerlendirir. O halde tam da bu yol ayrımında sormak gerekir: Taşrada ortaya konulan edebi bir eserin estetik değer taşıyıp taşımadığına, hangi evrensel kıstasla ve en önemlisi "kim" karar verecek?”

Ali Avgın’nın Sadık Yalsızuçanlar ile yaptığı “Edebiyatımızda Taşra Estetiği Üzerine Söyleşi” ise tam bir fikir ziyafeti. Yalsızuçanlar “Taşrada yaşamış birisi olarak, küçük yerleşim birimlerinde, sosyal/kolektif mekânların azlığı, birlikte vakit geçirme imkânlarının zayıflığı bakımından insanın kendisiyle kalabilmesini daha çok mümkün kıldığına kâniyim” diyor.

Dergide yer alan şiirler ise: Tayyib Atmaca’nın “Sabır Fidanı”; Mustafa Ayvalı’nın “Mila”; Mehmet Akif Kireçci’nin “B”; Mustafa Işık’ın “Bulutları Ağlatır”; Hanifi Yılmaz’ın “Ağlayan Lâleler”; Haşim Kalender’in “Gördün Mü Hiç?”; Yaşar Bayar’ın “Taşra Çiğdemi”; Meryem Yardımcı Küçük’ün “Ellerinde Taze İncir”; Tuğba Tezcan Akkurt’un “Anne”; Gülşen Kırmacı’nın “Ne Dediysem Anlamadı”; Ertuğrul Kaya’nın “ Bin Bir Tenli Güller”; Veysel Erentürk’ün “Çocuk”; Hızır İrfan Önder’in “Bu Gece”; Rabia Durmuş’un “Canparem”; Halil İbrahim Ünlü’nün “Buzulun Lâl Uykusu”; Asiye Ceyhan’ın “Raks”; Cemal Karsavran’ın “Bir Dilek Tut” ve Kadir Köse’nin “Benliğim” şiirleri.

Öyküler ve denemeler ise Vedat Ali Kızıltepe “Peynir”; Kadriye Kırdök’ün “Kasabadaki Yabancı”; Tezay Tezcan Akkurt’un “Eski Maraş'ta Çocuk Olmak”; Gülçin Yağmur Akbulut’un “İstifa Dilekçesi”; Alpyaren Karaman’ın “Vatan Yahut Safiye”; Dilek Eker Özyurt’un “Kahraman Kadın”; Özlem Polat’ın “Yeter”; Maşide Aydoğan Dinçer’in “İnce Bir Merhamet”; Hidayet Bağcı’nın “Tefe'ül Saatleri -1”; Mehmet Ali Abakay’ın “Evlerin Kapıları Kilitli”; Ali Haydar Koyun’un “Eylül'ün Sessiz Defteri”; Hatice Evliya Dalkıran’ın “Bu Köyde Ne İşim Var?”.

Kahramanmaraş’ta kök salan edebiyat geleneği zaten taşrada edebiyatın güzel ve estetik olabildiğini gösterdiği için 31 Ekim 2025 tarihinde UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na Türkiye’nin “Edebiyat Şehri” unvanıyla dâhil olarak köklü mirasını taçlandırmıştı.

Whatsapp Image 2026 09 10 At 15.46.49

Şiirin ve kelâmın meşalesiyle aydınlanan Kahramanmaraş’ımızın, Salkım Söğüt Edebiyat Dergisi’nin bu sayısında edebi ve estetik eserler gündeme geldi. (https://mesder.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/SALKIM-SOGUT-34-KAPAKLI.pdf). Derginin yolu açık, okuru bol olsun, inşallah.