Üniversite rektörleri basının karşısına pek çıkmak istemezler. En çok çekindikleri, gündeme ilişkin sorulardır. Rektörler de haklı olarak çekinirler. Nedeni bilinmez ama KSÜ'de sık sık, görev süresi dolmadan rektörler değişiyor. Rektör Durmuş Deveci'den başlamak üzere bundan sonra gelen rektörlerin süresi dolmadan alındıklarına hep tanık oluyoruz. En son Rektör Alptekin Yasim de görev süresi dolmadan alındı.

Geçtiğimiz günlerde KSÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, kentin gazetecileriyle bir araya geldi.

Uzun bir aradan sonra tıpçı olmayan, teknik bir bilim insanı rektör olarak atandı. İlimize TUSAŞ gibi büyük bir yatırım yapılıyor. Kahramanmaraş'ta uçak parçaları üretiliyor. Daha sonra savaş uçağı üretilecek. KSÜ'nün başına teknik bir bilim insanının getirilmesi, TUSAŞ için olabilir gibi düşünceler hâkim.

Rektör Okumuş, önce KSÜ'nün geldiği duruma dikkati çekti: "34 yıllık üniversitemize baktığımızda ülke genelinde üniversiteler arasında 70-80. sırada görülüyor. Bu rakam çok iyi bir rakam değil. Şu anda 50. sırada olmalıydı. Bu da yıllar içerisinde gerekli gelişmediği anlamına geliyor." dedi.

Rektör, başında bulunduğu üniversitenin artılarını ve eksilerini anlatan ilk bilim insanı.

Tıp Fakültesinde suçlamalar gündeme geldi. Tek kullanımlık tıbbi malzemenin yeniden kullanıldığı ve son kullanım tarihlerinin değiştirilerek hastalarda kullanıldığı iddiaları var.

Bu iddialara karşı Rektör Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, daha önceki rektörler gibi Tıp Fakültesini savunmadı. Söz konusu iddiaların üniversite yönetimine daha önce geldiğini belirterek, bu ihbarların ciddiyetle ele alındığını ve hastane bünyesinde geniş kapsamlı bir şekilde inceleme başlatıldığını söyledi.

Diğer taraftan, Kahramanmaraş'ta iki tane üniversite var. Bu üniversitelerde binlerce öğrenci eğitim görüyor. Yalnız eğitim konusunda elbette eksikler olabilir. Ama en büyük eksikliklerden biri de sosyal aktivitelerin yeterli olmaması. Bu da hep eleştiri konusu oluyor. Örneğin üniversite-sanayi iş birliği beklenen başarıda değil. Çünkü yeteri kadar sanayi-üniversite iş birliğinde bir samimiyet yok. Üniversite hep iş insanı veya sanayi ayağımız gelsin düşüncesini ön planda tutuyor. Sanayicinin yanına gitmez, onlarla dostluk kurmazsanız nasıl cesaret etsin de üniversitenin kapısından içeri girsin? Basından uzak, yeteri kadar halk desteği de yok. Bir şekilde kapalı kutu gibi.

Basına uzak, yatırımcıya uzak, halka uzak... Bu nasıl olacak, üniversite-sanayi iş birliği?

Rektör Okumuş, üniversitenin içerisinden gelen bir bilim insanı. Hem akademisyenler hem de öğrenciler tarafından sevilen bir isim. Elbette bu da bir artı olarak hanesine yazılacaktır. Biran önce tıp fakültesine yansıtılan olumsuz gelişmelerin açıklığa kavuşması beklentiler arasında yerini koruyor.