Türkiye’de PKK (Partiya Karkerên Kurdistanê) 1984’te kuruluşundan itibaren Türkiye'nin doğu ve güneydoğusu, Irak'ın kuzeyi, Suriye'nin kuzeydoğusu ve İran'ın kuzeybatısını kapsayan bölgede özyönetim kurmayı amaçlayan ve bu amaçla söz konusu topraklara sahip olabilmek için askerî hedeflere, köy korucularına ve sivillere karşı saldırılar düzenleyen yasa dışı ayrılıkçı bir silahlı terör örgütüdür.1984 yılındaki kuruluşundan itibaren onbinlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan terör örgütü PKK, Marksist-Leninist ve etnik ayrılıkçılık temelli bir ideolojiye sahiptir. Eylemlerinde sivil, asker, polis, kadın, çocuk ayrımı gözetmemekte, tedhiş duygusu yaratmaya çalışmıştır. Terör örgütü, haraç, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi illegal faaliyetlerde de bulunmuştur. PKK terör örgütü, başta ülkenin güneydoğusunda olmak üzere, Türkiye’nin turizm endüstrisi, ekonomik altyapısı, eğitim kurumları, sağlık tesisleri, kamu teşebbüsleri ile özel girişimleri gibi unsurları hedef almıştı. Bu yöntemlere ek olarak, PKK pusular ve suikastlar düzenlemiş, örgütle işbirliği yapmayan sivilleri infaz etmiş, adam kaçırma eylemleri gerçekleştirmiş, şehir merkezlerinde de intihar bombacıları kullanarak terör saldırılarına devam etmiştir. Türkiye’de faaliyetlerini sürdürürken aynı zamanda Suriye, Irak ve İran gibi ülkelerde de yapılanma ve eylem faaliyetlerini sürdürmüştür. Türkiye alyehinde ne kadar ülke varsa başta Fransa, Almanya olmak üzere Yunanistan, İsrail, ABD, Rusya gibi emperyal ülkelerinde desteğiyle terör eylem alanlarını hızla genişletmişlerdir. Dile kolay yarım asırdır Türkiye enerjisini, ekonomik gücünü bu terörist gruplarla mücadele etmekle geçirmiştir. Bu dönemde sayın Devlet Bahçeli tarafından terör kaynağında kurutulmalı çıkışları yapılmıştır. Ancak gerek iç gerekse dış etkenler yüzünden Türkiye teröre karşı sınır ötesi harekatı yapamamıştır. Türkiye’nin terörle mücadele amacıyla gerçekleştirdiği ilk resmi ve büyük çaplı sınır ötesi kara harekâtı, 25 Mayıs 1983 tarihinde Irak sınırından yaklaşık 5 kilometre içeriye (Kuzey Irak'taki PKK kamplarına) düzenlenen askeri operasyondur.

Hatırlayalım 2000’li yıllara kadar Türkiye koalisyon hükümetleriyle yönetiliyordu. En son koalisyon hükümeti ANASOL-M Hükûmetiydi. Ekonomik tablo, siyasi istikrar, toplumsal huzur, terör olayları daha birçok alanda Türk milletinin aleyhine işleyen bir durumla karşı karşıyaydık. İşte böylesine bir ortamda sayın Devlet Bahçeli koalisyondan çekildiğini ve 3 Kasım 2002 tarihinde erken seçim istediğini kamuoyuyla paylaşmıştır. Aslında 2002 den bugüne yaşanan siyasi istikrarın kapısını sayın Bahçeli açmıştır.

Yıl 2013-2015 PKK-Türkiye çözüm sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından AK Parti ve MHP PKK'ya karşı ideolojik olarak birbirlerine yaklaştılar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'deki MHP oylarının desteğiyle Nisan 2017'de Türkiye'yi cumhurbaşkanlığı sistemine geçiren ve cumhurbaşkanının yürütme yetkisini genişleten anayasa referandumunu geçirmeyi başarmışlardır. Türkiye bugün Cumhurbaşkanlığı sistemin hizmetlerini, yatırımlarını ve refahını yaşıyorsa sayın Bahçeli’nin bu devlet aklıyla hareket temsinden dolayıdır.

Hatırlayalım 2000’li yıllarda Türkiye İsrail’den 10 tane İHA almak istemişti de İsrail Türkiye’yi aylarca oyalayıp sonrada vermemişti….Bizde vecize bir söz var “Kötü komşu insanı mal sahibi yapar” şimdi Türkiye tamda bunu başarmıştır. Hatırlayın Türkiye 21 Kasım 2009 tarihinde İsrail’den 10 adet insansız hava aracı almak istemişti de İsrail vermemişti. İşte o günlerden bugünlere gelindiğinde Türkiye savunma sanayinde büyük devrimler yaparak savunma sistemimize çok güçlü ve süper özellikli silahlar kazandırmıştır (Bayraktar,TB2, Akıncı, Kaan, Hürjet, Gökbey, Hisar, Siper, Kızılelma vb. saymakla bitmez). Bunları kazandırmakla kalmamış bugün Türkiye AB ve Nato ülkelerine bu silahları ve askeri teknolojileri ihraç etmektedir.

Türkiye terörle mücadelesinde 2015 sonrasında önemli bir strateji değişikliğine gitti. “Terörü kaynağında yok etme” ilkesinin benimsenmesi, 2015 sonrasında sınır ötesi operasyonların yoğunlaşmasının başlıca nedenlerinden biri oldu. Türkiye terörle mücadelede dik duruşu, tavizsiz ve karalı mücadelesi artık Türkiye sadece sınırları içerisinde değil aynı zamanda Irak ve Suriye sınırları içerisinde de güçlü bir şekilde sürdürmüştür. PKK bu komşu ülkelerde farklı isimlerle (Irak’ta KCK, PCDK, HPG, YBŞ, Suriye’de PYD, YPG, SDG İran’da ise PJAK, KDP-İ, PAK) terör eylemlerini daha büyük çapta sürdürmeye başlamıştır. Türkiye bu terör örgütleriyle yurt dışında da başlangıçta nokta operasyonlar yapmıştır.

Sınır ötesi harekat 1980-1990’lar (Kuzey Irak Odaklı İlk Harekatlar); 25 Mayıs 1983: Irak sınır ötesi sıcak takip operasyonu, 15 Ağustos 1986: Kuzey Irak sığınak ve kamp bombalama harekâtı. 4 Mart 1987: Irak topraklarına yönelik hava ve sınır harekâtı. Ağustos 1991: Süpürge Harekâtı (Kuzey Irak kamplarına yönelik). Ekim-Kasım 1992: Tank/Kapsamlı Kara Harekâtı (15 bin askerle sınır ötesi). Mart-Nisan 1995: Çelik Harekâtı (35 bin personelle tampon bölge girişimi). Mayıs 1997: Çekiç Harekâtı. Eylül 1997: Şafak Harekâtı.

Bu nokta operasyonların pek etkili olmadığı sonucuna varılınca Ortadoğu ülkelerinde bölge operasyonlarına başlanmıştır.

Sınır ötesi harekat 2000-2010’lar (Modern Dönem ve Strateji Değişikliği); 21 Şubat-29 Şubat 2008: Güneş Harekâtı,. 22 Şubat 2015: Şah Fırat Operasyonu, 24 Ağustos 2016-29 Mart 2017: Fırat Kalkanı Harekâtı, 20 Ocak 2018-24 Mar 2018: Zeytin Dalı Harekâtı, 28 Mayıs 2019: Pençe Serisi Başlangıcı, 9 Ekim 2019-18 Ekim 2019: Barış Pınarı Harekâtı, 27 Şubat 2020-5 Mart 2020: Bahar Kalkanı Harekâtı (Suriye'nin İdlib bölgesinde rejim unsurlarına karşı) düzenlenmiştir.

Bu komşu ülkelerde yaşanan iç sorunlar ve askeri zayıflıklar Türkiye’nin bu ülkelerde sağladığı siyasi destek ve kardeşlik ruhuyla bu ülkelerde kalıcı üs kurma ve güvenlik koridorları oluşturması başta teröristleri ve onların payandası olan Fransa, Almanya, İsrail, Yunanistan, ABD ve Rusya ülkeleri de telaşa sürüklemiştir. Tabi ki eş zamanlı olarak Türkiye’nin savunma, askeri, ekonomik, siyasi birçok alanda yükselen değere ulaşması özellikle Milli Savunma bakanlıbu emperyal ülkelerede fren olmuştur. Öyle ki güçlenen Türkiye karşısında ABD ve Rusya bu ülkelerden elini çekmek zorunda kalmıştır. Tabi ki bunları diğer emperyal ülkeler takip etmek zorunda kalmıştır.

Sınır ötesi harekat 2020 Sonrası (Bölgesel sabit üslenme ve kalıcı güvenlik koridoru); 15 Haziran 2020: Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Operasyonları, 17 Nisan 2022: Pençe-Kilit Operasyonu (Zap, Avaşin ve Basyan bölgelerini terörden arındırmak ve kalıcı üs bölgeleri kurmak amacıyla başlatılan kapsamlı harekat)

Bu yeni stratejide öne çıkan bir diğer unsur ise terörle mücadelede alan hakimiyetini esas alan kesintisiz, eş zamanlı ve çok katmanlı bir zincirin benimsenmiş olması. Kesintisiz operasyon ilkesi, terör örgütleri üzerinde kurulan baskının sürekli tutulması ve örgütün hareket edemez hale getirilmesi amaçlamıştır.

Günümüz itibarıyla bakıldığında Türkiye’nin terörün her türüne karşı verdiği başarılı mücadele, 2022’de de artan yoğunluk ve çeşitlenen yöntemlerle devam etmiştir. Yurt içinde emniyet, jandarma, MİT ve güvenlik korucuları, sınır ötesinde ise TSK ve MİT, terör örgütlerine karşı verilen bu mücadelenin ana aktörleri olarak ön plana çıkmış ve arkasında çok güçlü bir siyasi destek bulmuştur.

MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli 1 Ekim 2024 tarihinde Meclis açılışında DEM Parti milletvekilleriyle tokalaşması yeni bir siyasi atmosferin işareti olarak değerlendirildi. Çünkü bu yaklaşım çok çok önemliydi öyle ki biri Türkiye’nin milliyetçi kanadı diğeri ise bölücülükle, vatan hainliği ile suçlanan siyasi partisiydi. 22 Ekim 2024 tarihinde sayın Bahçeli mecliste grup toplantısında yapılan tarihi çıkışla "Terörsüz Türkiye" hedefi resmi ve stratejik bir söylem olarak ilk kez kamuoyuna duyuruldu. Bu motto toplumun büyük çoğunluğunu şaşkına çevirmiştir. Milliyetçi tabanda da şok etkisi yapmıştır. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer sağ çizgide olan parti liderleri de sayın Bahçeli’nin bu çıkışını desteklemiştir.

PKK terörist başı Abdullah Öcalan, 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın silah bırakmasına ve örgütün kendini feshetmesine yönelik bir çağrıda bulunmuştur. Bu çağrının ardından, PKK’nın 12. Kongresi 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirilmiş ve kongrede örgütün tasfiyesine yönelik kararlar alınmıştır. Örgütün silah bırakması ve tüm uzantılarıyla birlikte tasfiye edilmesi, bölgesel güvenlik ve istikrar açısından önem arz etmektedir. Örgütün Kurucusu Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla 12 Mayıs 2025 tarihinde örgütü feshederek silahlı eylemleri durdurduklarını açıklamıştır. Önce emperyal ülkeler sonrasında da teröristler güçlü ordusu ve ekonomisiyle Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı olmalarının anlamsız olduğunu idrak edebilmişlerdir.

11 Nisan 2025 tarihinde sayın Bahçeli konuyla ilgili “Terörsüz Türkiye Hedefi Kapsamında” başlığıyla yazılı bir basın açıklaması yayımlayarak vizyonu vurgulamıştır. Diğer siyasi aktörler ve Meclis başkanı da sürecin ilerleyen aşamalarında Meclis'teki Türkiye Büyük Millet Meclisi uzlaşıları ve komisyon görüşmelerinde farklı partilerin genel başkanları da bu kavramı ve ilgili yasal altyapı çalışmalarını benimsemiştir. Vakit kaybetmeden TBMM’de 5 Ağustos 2025’de Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurularak çerçeve yasa süreci başlatıldı. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine dair Kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 10 Ağustos 2026’da kabul edilerek yasalaştı. TBMM’de ki oylamada Yasa 467 kabul, 87 ret, 7 çekimser oy ile yaşlaşmıştır.

Bu yasa Türkiye Cumhuriyeti devletine ve milletine hayırlı olsun…

Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle PKK/KCK bağlantılı tüm oluşumların kendini feshettiği ve silahlarını tümüyle bıraktığının Milli Güvenlik Kurulunca onaylanması ardından, kanundan yararlanmak için 6 aylık süre başlatılmıştır. Af yok, ceza ertelemesi var.

Kanun teklifiyle, FETÖ, DHKP-C ya da IŞİD gibi diğer yasa dışı örgütleri dışında tutmak için, sadece PKK/KCK üyeleri için geçerli olmak üzere; Örgüt kendini feshetmiş sayılacağı için örgüt üyeliği suçu düşüyor. “Örgüt kurma veya yönetme, üyelik, bilerek ve isteyerek yardım, propaganda, örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlar ve terörün finansmanına ilişkin suçlarla” ilgili soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ertelenecek. Kasten insan öldürme dahil, müebbet ve ağırlaştırılmış suçlar kapsam dışında olmak üzere, 15 yılın altındaki suçlarda 5 yıl, 15 yılın üzerindeki suçlarda ise 10 yıl ceza ertelemesi öngörülüyor. Bu sürelerin sonunda gerekli şartların yerine getirilmesi hâlinde de cezanın düşmesi öngörülüyor.

Bu terör kabusunu iliklerine kadar yaşayan, bu emperyal ülkelerin desteğini de bilen bir vatandaş olarak terörün bitmesi hayaldi…Bu hayali gerçekleştiren herkese ve her kuruma teşekkürlerimi sunarım…