Bir ülkede muhalefet görüşleri demokrasinin olmazsa olmazıdır. Demokratik ülkelerde iktidar kadar muhalif partilerde önem arz eder. Ancak bazı az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde muhalif gruplar iktidara ulaşma yolu olarak bazı emperyal ülkelerden medet umar durumdadır. Özellikle bu emperyal ülkelerin başında ABD, Rusya, Çin ve İngiltere gibi ülkeler gelmektedir. Bu ülkeler gibi diğer emperyal ülkelerde özellikle yer altı-üstü zenginliği (petrol, doğal gaz), nadir elementler, coğrafik avantajlar gibi özelliği olan ülkelerde bu türden kumpaslara ve illegaliteye sıkça rastlıyoruz.

ABD’nin bu konuda çok belgelenmiş sicili var (özellikle Soğuk Savaş ve sonrası). Bunlar; İran (1953) Başbakanı Musaddık devrildi. CIA, muhalif gruplar ve medya üzerinden operasyon yürüttü. Sonuç: Şah dönemi, 1979 İslam Devrimi, kalıcı istikrarsızlık hakim olmuştur. Şili (1973) Sosyalist lider Allende’yi ABD, muhalefeti finanse etti, grevleri ve ekonomik krizleri teşvik etti. Sonuç: Pinochet darbesi, uzun süreli kaos ve baskı dönemi yaşanmıştır. Venezuela (2000’ler ve 2025) Muhalif liderlerle açık diplomatik ve maddi temaslar sürdürmüştür. 2019 Guaidó süreci. Sonuç: Siyasi bölünme, ekonomik çöküş, devlet krizi olmuştur. ABD’nin 2025 Venezuela planı aşağıda ayrı bir paragrafta detaylandırılmıştır. Ukrayna (2004 & 2014) ABD ve AB, muhalefeti açıkça destekledi. Maidan süreci. Sonuç: Rejim değişimi, ardından iç savaş ve Rusya müdahalesi gelmiştir.

Rusya’nın da bu konuda çok belgelenmiş illegal oyunları mevcut. Rusya genelde mevcut rejimleri zayıflatmak yerine kendi yanlısı muhalefet yaratma yolunu seçer. Kumpas kurduğu ülkelere bakalım; Ukrayna (2014 sonrası) Doğu Ukrayna’daki ayrılıkçı liderlerle doğrudan işbirliği. Sonuç: Donbas savaşı, fiili bölünme. Gürcistan (2008 öncesi ve sonrası) Muhalif ve ayrılıkçı aktörler desteklendi (Abhazya, Güney Osetya). Sonuç: Donmuş çatışmalar. Moldova Transdinyester bölgesinde muhalif/ayrılıkçı yapıların desteklenmesi. Sürekli siyasi istikrarsızlık.

Çin’in de bu konuda çok belgelenmiş sicili var. Çin genelde daha örtülü ve ekonomik çalışır; açık muhalefet desteklemekten çok, devlet içi güç dengelerini etkiler. Bu ülkeler; Sri Lanka Muhalefet+iktidar fark etmeksizin elitlerle yakın ilişkiler. Borç krizi-siyasi kaos-limanların Çin kontrolüne geçmesi. Myanmar Askerî ve sivil muhalif unsurlarla temas. Sonuç: Darbe sonrası karmaşa içinde Çin etkisinin artması. Çin’in farkı: kaos üretmekten çok kaostan faydalanmaktır.

İngiltere’nin de bu konuda sicili bozuk. İngiltere’nin rolü daha çok eski sömürgelerde görülür. Bu ülkeler; İran (1953) ABD ile birlikte MI6 aktifti. Mısır, Irak, Libya (20. yy) Muhalif elitlerle işbirliği. Yapay sınırlar+elit destekleri- uzun vadeli istikrarsızlık. Brexit sonrası Afrika. Bazı ülkelerde muhalif elitlerle ticari/siyasi temaslar (henüz “kaos” boyutunda değil ama tartışmalı).

Dünyada ilk kez bir şahıs almış olduğu Nobel barış ödülünü götürüp bir başkasına veriyor. Evet bunu yapan Venezuela’lı siyasetçi (!) María Corina Machado barış ödülünü aldıktan kısa bir süre sonra başkan Trump’a vermiştir. ABD Başkanı Donald Trump ise 3 Ocak 2026’da Venezuela başkanı Nicolas Maduro'yu bir gece ansızın evinden aldırmıştır. Trump adeta Teksas haydutları gibi insanların özgürlüğüne, insan haklarına ve mal varlığına çökmüştür. Bu Uluslararası hukuk kuralları, İnsan hakları, BM kuralları ve kararları, Nato gibi uluslararası kurumları tanımayan Trump’a Nobel barış ödülü takdim edilebilir mi? Ama Venezuela’lı siyasetçi (!) Machado bunu yaparak, Nobel Barış ödülün saygınlığını yerle bir etmiştir. Machado dünyanın gözünde ülkesini ve milletini kendi çıkarları uğruna birilerine peşkeş çekmiş bence vatan hainidir. Machado sanırım Stockholm sendromunda ezik bir kişilik örneği olarak tarih sayfalarında yerini alacaktır.

Machado gibi birçok böyle emperyal ülkelerle kirli işbirliği yapmış geçmişte siyasetçi bozuntusu kişiler olduğu gibi gelecekte de olacağı muhtemeldir.