Ben onu bunu bilmem, vatandaşın derdi ile dertlenmeyenler kaybeder arkadaş, buna hemen yazımın başında belirteyim.

Peki vatandaşın derdi ne? Gittim, çaylarını içtim ve tek tek dinledim okurlarımı. Gördüm ki, dertsiz insan yok. Ancak en büyük dert, işsizlik.

Burada rakamlara girmeden gördüklerimi, duyduklarımı, hissettiklerimi anlatacağım. Çünkü, bu ülkede yaşayan herkes ama herkes zaten ekonomist olmuş. Parayı, hayat pahalılığını, ihracatı, ithalatı, bütçe gelirlerin, yapılan israfların herkes farkında.

Bana vatandaş iki şey söyledi, birincisi EĞİTİM REFORMU acilen yapılsın istiyorlar. Bunu paralel olarak da EKONOMİK VE TARIM REFORMA çıksın.

Aslında bu üç reformda birbirinden ayrı şeyler değil. Eğitim Reformu ile okula giden her insan mutlak bir meslek ve kariyer sahibi yapılmalı. Öyle gençliğe formüller ezberleterek, sınavlar yapılarak bu iş çözülmez. Ben demiyorum vatandaş diyor ve haklı söylüyor kardeşim. Şu kadar üniversite var, buradan mezun olan gençlerin eline bir diploma veriyorsunuz, sonda da anne ve baba ne yaparsa yapsın diyorsunuz, olur mu? Böyle olunca da ortaya diplomalı işsizler çıkıyor.

Diyarbakır Valisi işsizlik konusunda ne demiş, bir kulak verelim. “İşsizlik sorunu değil, mesleksizlik ve iş beğenmeme sorunu var!” Doğru da mesleksizlik sorunu çözülmesi gerekmez mi? Devlet işte eğitim reformunu bunun için acilen yapmalı.

Bir planlama yapılmalı ve ülkemde 10-20-50 yıl sonra hangi meslekten kaç kişiye ihtiyaç duyulacağı hesaplanmalı. Çocuklarımızın ilgi, istidat, kabiliyet ve baskın zekâ guruplarına göre de bu mesleklere yönlendirme yapılmalı. Göreceksiniz, işsizlik falan kalmaz. Ama bir şart ile o da üretim ve tarım reformunu da beraberinde yapmalısınız.

ÜRETİM OLMADAN, ENFLASYON DÜŞMEZ!

Kardeşim ben ekonomist değilim ama evimin maliye bakanlığını yapıyorum. Eğer bir eve giren paradan daha fazla harcama yapıyorsanız iflas edersiniz. Atalar boşuna mı, ayağını yorganını göre uzat demişler. İşte biz bunun için vatandaş olarak denk bütçeyi arzuluyoruz. Bu rahmetli Erbakan hocanın döneminde yapıldı. Yapan bürokratlar ve ekonomistler hala yaşıyorlar, neden onlardan fikir ve yardım almıyorsunuz?

Sonra bildiğimiz bir şey var ki, üretim olmadan asla enflasyonu düşüremezsiniz. Bunu popüler kültür alan gençlerle yapamazsınız. Yeniden kendi değerleri ile barışan bir nesle ihtiyaç var.

Vatandaş soruyor, bende soruyorum. Son günlerde yaşanan ekonomik yıkımı nasıl izah edersiniz. Altın üç günde 535 Liradan 460 TL’ye geriledi. Güvenli liman böyle olursa, güven kalır mı ekonomiye? Döviz aynı şekilde. Yani üç günde ne oldu da %12 sarsıntıyı yaşadık. Madem önleme kabiliyetimiz vardı, niçin geciktiniz diye sormazlar mı insana?

Evet dışardan para üzerinden oyunlar oynanıyor, bunu ben görüyorum. Peki benim gördüğümü siz görmüyor musunuz?

Şunu söylemek istiyorum. Ben vatanımı, halkımızı, bayrağımı, insanımı, kutsallarımı, hükümetimi, Cumhurbaşkanımı çok seviyorum. Ancak, yaşanan krizler bir vatandaş olarak beni çok olumsuz etkiliyor!

Evet, bu ülkeyi idare etmek çok zor! Sorunlar büyük, dört tarafımızda oyunlar oynanıyor farkındayız. Allah’ım sizlere de güç ve basiret versin. Ancak sorunlar çözümsüz değil.

Bir defa şeffaf olmak gerek, işsizlik rakamları, ihracat, ithalat neyse hepsini açık seçik açıklamak gerek, ikincisi döviz ve faiz dengesi üzerinden değil, tasarruf ve üretim dengesi üzerinden bir ekonomik politika izlemeliyiz. Sonra enflasyon düşürülmeli, bunu da dediğim gibi üretim artırarak ve piyasayı kontrol altında tutarak yapabilirsiniz. Şimdi bakın, döviz düştü iyi de bizim mutfağa giren malzemelerin fiyatı niye düşmüyor? Toplayarak olursak, işsizler ordusu değil, üretenler ordusu yetiştirilmeli. Eğitim ve ekonomik reformla yapılmalı. Siz görevi yeter ki görevi samimi insanlara verin, göreceksiniz başarılacaktır.  

Şunu da belirteyim, olup bitenden sadece siyasiler değil, ölçüsüz harcama yapan bizler de sorumluyuz. Tarım Reformunu ise bir başka yazımda ele alayım. Kalın sağlıcakla.