Okul denince akla ilk gelen şeyler genelde öğrenmek, arkadaşlık ve oyun olur. Ama ne yazık ki her çocuk için okul bu kadar güvenli bir yer değil.

Bazı çocuklar için okul, her gün yeniden yüzleşmek zorunda kaldıkları bir kaygının adı: akran zorbalığı.Zorbalık sadece fiziksel değildir. İtmek, vurmak kadar alay etmek, dışlamak, lakap takmak, görmezden gelmek de birer zorbalık biçimidir. Hatta bazen en çok iz bırakanlar görünmeyenlerdir. Bir çocuğun sürekli “oyuna alınmaması” ya da grup dışında bırakılması en az bir darbe kadar can yakabilir.

Çocuklar çoğu zaman yaşadıklarını açıkça anlatmaz. Çünkü utanırlar korkarlar ya da “şikâyetçi” olmak istemezler. Bu yüzden bazı küçük işaretleri fark etmek önemlidir: Okula gitmek istememe, içine kapanma, ani öfke patlamaları, eşyaların kaybolması ya da zarar görmesi… Bunların hepsi bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatıyor olabilir.

Peki zorbalık neden olur?
Bunun tek bir nedeni yok. Bazen güç gösterisi bazen dikkat çekme isteği bazen de empati eksikliği… Ama şunu unutmamak gerekir: Zorbalık yapan çocuk da aslında bir şeyler anlatmaya çalışıyordur. Bu davranışın arkasında çoğu zaman öğrenilmiş tutumlar ya da karşılanmamış duygusal ihtiyaçlar vardır. Burada en önemli rol yetişkinlere düşer. Öğretmenler ve ebeveynler olarak “çocuklar arasında olur böyle şeyler” diyerek geçiştirmek, sorunu büyütür. Zorbalık görmezden gelindikçe güçlenir. Oysa açık bir duruş sergilemek gerekir:
“Bu davranış kabul edilemez.”

Çocuğa kendini savunmayı öğretmek önemlidir ama bu tek başına çözüm değildir. Asıl mesele ortamı güvenli hale getirmektir. Çocuk konuştuğunda anlaşılacağını ve korunacağını bilmelidir. Aynı şekilde zorbalık yapan çocuk da cezalandırılmaktan çok, davranışının sonuçlarını anlamaya ve değiştirmeye yönlendirilmelidir. Empati burada anahtar kelime. Bir çocuğa “Sen olsan nasıl hissederdin?” diye sormak, bazen uzun nasihatlerden daha etkili olur. Çünkü çocuklar empatiyi öğrendikçe zarar vermenin ne anlama geldiğini de kavrar. Belki de en kritik nokta şu: Zorbalık sadece zorba ile mağdur arasında geçen bir durum değildir. İzleyen sessiz kalan hatta bazen gülüp geçen diğer çocuklar da bu döngünün bir parçasıdır. Bu yüzden çocuklara sadece “zorbalık yapmamak” değil “zorbalığa sessiz kalmamak” da öğretilmelidir.

Unutmayalım ki, çocuklukta atılan küçük yaralar büyüdükçe derin izlere dönüşebilir. Ama aynı şekilde zamanında fark edilen ve doğru şekilde müdahale edilen her durum da bir çocuğun hayatında büyük bir fark yaratabilir. Çünkü bazen bir çocuğun en çok ihtiyacı olan şey, anlaşılmak ve yalnız olmadığını bilmektir.

Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet Dersi Kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Songül PEKTAŞ rehberliğinde hazırlanmıştır.
Havva KARABACAK