Kahramanmaraş Edebiyat ve Sanat Derneği (MESDER), 13 Haziran 2026 tarihinde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. DÜŞEYAZ Dergisi’nin 38. sayısının tanıtım toplantısı kapsamında, Prof. Dr. Yakup Poyraz “Hakikatin Kurmacası: Roman” konulu ufuk açıcı bir söyleşi gerçekleştirdi. Alpaslan Yurtsever’in moderatörlüğünde düzenlenen ve çok sayıda şair, yazar ve edebiyatseverin pürdikkat takip ettiği söyleşide, kurmaca ile gerçeklik arasındaki o ince bağ masaya yatırıldı.

Hakikatin Kurmacası Roman (9)Prof. Dr. Yakup Poyraz, konuşmasında edebiyat dünyasına ışık tutan şu ifadelere yer verdi:

Kurmaca ve Hakikat: Madalyonun İki Yüzü

"Bir romanın sayfalarında kaybolurken ya da bir hikâyeyi soluksuz dinlerken, anlatılanların 'uydurma' olduğunu bile bile neden gözyaşı dökeriz? Hiç yaşamadığı bilinen Zebercet’in yalnızlığı, İnce Memed’in adaletsizliğe isyanı ya da Raskolnikov’un vicdan azabı nasıl olur da kendi iç dünyamızdan daha gerçek hissettirir?

Hakikatin Kurmacası Roman (1)İlk bakışta kurmaca ve hakikat, madalyonun siyah ve beyaz yüzleri gibi birbirinin zıddı görünür. Bir tarafta olguların katı gerçekliği, diğer tarafta ise yazarın zihninde filizlenen hayal dünyası vardır. Hatta edebiyat tarihi, bu iki kavramın kavgasıyla doludur:

Hakikatin Kurmacası Roman (7)M.Ö. 5. Asırda Platon: Şairleri ve sanatçıları "hakikatten yoksun taklitçiler" olarak görerek felsefe şehrinden kovmaya çalışmıştır.

Yüzyıllar sonra Mehmet Akif Ersoy: "Sözüm odun gibi olsun; hakikat olsun tek!" diyerek hayal ürünü olana mesafesini koymuştur.

Ancak burada ıskalanan büyük bir sır var: Kurmaca, yalan demek değildir.

Hakikatin Kurmacası Roman (8)Tarih "Ne Olduğunu", Edebiyat "Ne Olabileceğini" Anlatır

Aralarındaki ilişkiyi en iyi özetleyen yine Platon’un öğrencisi Aristoteles’tir. Ona göre tarih "ne olduğunu", edebiyat ise "ne olabileceğini" anlatır. İşte bu yüzden edebiyat, olgusal gerçeği değil, insani gerçeği sırtlanır.

Hakikatin Kurmacası Roman (4)Gazeteci: Bir depremi şiddetiyle, yıkılan bina sayısıyla yani çıplak hatlarıyla aktarır; olayı kaydeder.

Romancı: O enkazın altında korkan, umut eden, evladını korumaya çalışan insanın kalbini yazar; olayın insan ruhundaki tortusunu kaydeder.

Hakikatin Kurmacası Roman (5)Edebi Akımların Hakikat Arayışı

Edebi akımların tarihsel yolculuğu da aslında bu "hakikati arama" çabasının biçim değiştirmesinden ibarettir:

Romantizm: Gerçeği hayal gücünün prizmasından geçirip büyüterek anlatmak istedi.

Hakikatin Kurmacası Roman (6)Realizm ve Natüralizm: Hayata bir ayna tutma, hatta onu bir laboratuvar titizliğiyle inceleme derdindeydi.

Modernizm: 20. yüzyılın getirdiği yıkımlarla sarsılarak tek bir hakikat olmadığını fark etti ve gerçeği parçaladı. Kafka’nın Dönüşüm’ünde bir insanın böceğe dönüşmesi fiziksel olarak imkânsızdı; ama modern insanın "yabancılaşma" hakikatini bundan daha iyi ne anlatabilirdi?

Postmodernizm: Bugün ise hakikatin kendisini ve kurmacanın nasıl inşa edildiğini sorgulatıyor.

Hakikatin Kurmacası Roman (2)Bizim Topraklarımızda Kurmaca

Bizim topraklarımızda da hikâye farklı gelişmedi. Destanlardan halk hikâyelerine, mesnevilerin tasavvufi derinliğinden Tanzimat sonrası Batılı anlamda romana geçişimize kadar kurmaca, hep değişen hakikat anlayışlarımızın bir aynası oldu.

Yakup Kadri toplumsal dönüşümleri,

Halit Ziya bireysel psikolojiyi incelerken;

Hakikatin Kurmacası Roman (3)Oğuz Atay, Tutunamayanlar ile modern insanın iç dünyasındaki o devasa boşluğu ve kimlik krizini edebiyatımızın merkezine taşıdı.

Sonuç: Hayatı Yeniden Üretmek

Nihayetinde kurmaca; gerçekliğin gelişigüzel, dağınık ve anlamsız akan akışını sanat yoluyla ayıklamak, düzenlemek ve ona bir anlam kazandırmaktır. Bir fotoğraf gibi hayatı aynen kopyalamaz, bir ressam gibi onu yeniden üretir.

Sözün özü; kurmaca hakikatin karşıtı veya düşmanı değildir. Aksine o; hayatın karmaşası içinde gözden kaçırdığımız, yüzleşmekten korktuğumuz ya da kelimelere dökemediğimiz o saf, çıplak insani hakikate ulaşmanın en derin, en estetik ve en kestirme yoludur.”

Hakikatin Kurmacası Roman (5)"Çünkü bazen gerçeği tam olarak görebilmek için, ona bir yalanın gözünden bakmak gerekir."

Prof. Dr. Yakup Poyraz, nevi şahsına münhasır zarif anlatımıyla dinleyicilere son derece verimli bir söyleşi sundu. Soru-cevap bölümünün ardından program toplu fotoğraf çekimiyle son buldu. Bu güzel etkinlik vesilesiyle Düşeyaz Dergisi ailesine, şair ve yazarlarına ve özellikle bütün katılımcılara teşekkür ediyoruz.