Nisan ayının o kendine has, taze bahar kokulu sabahlarından birinde, 19 Nisan 2026 Pazar günü, Kahramanmaraş Edebiyat Sanat Derneği (MESDER) olarak her ay düzenli olarak tertiplediğimiz “Şehrimizin Dergileri" söyleşi programının dördüncüsünü, tarihin ve şiirin harmanlandığı kadim ilçemiz Afşin’e taşıdık. Bu ayki durağımız, edebiyat mahfilimizin gür ve nahif sesi; adını Afşin’in geçmiş dönem coğrafi isminden ve toprağın şifalı bitkisi yarpuzdan alan Yarpuz Dergisi idi.
Afşin’e sabah vakti Mesder yönetim kurulu başkanı olarak bendeniz ve yönetim kurulu üyelerimiz Tayyib Atmaca, Haluk Besler, önceki dönem dernek başkanımız Lütfi Bilir, Mesut Bilginer, Yasin Mortaş ve Yitiksöz Dergisi Genel Yayın yönetmeni Duran Boz beylerle birlikte; şair yazar ve fotoğraf sanatçısı Mehmet Gören Bey’in bahçeli evine misafir olduk.

Afşin Kömbesi’nin buram buram tüten kokusu eşliğinde yapılan o bereketli kahvaltı, sadece mideyi değil, ruhumuzu da doyuran bir dostluk meclisinin girizgâhıydı. Ardından, Afşin’in zarif sembolü olan ters lalelerin hüznü ve ihtişamını, Sayın Afşin Kaymakamımız ve edebiyat dostlarımızla birlikte temaşa ettik. Doğanın bu sessiz şiiri, biraz sonra dinleyeceğimiz kelimelerin şiirine hazırlık gibiydi.

Bir Derginin Doğum Sancısı ve Vefa Durakları
Asıl hasbihal, Afşin’in kültür hafızasını diri tutan, Halil Demir kardeşimizin o "yaşayan müze" kıvamındaki Afşin Merkez Yayın Grubu mekânında filizlendi. Mesder Yönetim Kurulu Üyesi, usta kalem Tayyib Atmaca’nın moderatörlüğünde, Yarpuz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni İlker Gülbahar’dan bir "yayın serüveni" dinledik ki; içinde vefa, kar, kış ve sonsuz bir azim vardı.

İlker Gülbahar, sözlerine başlarken adeta zamanı geriye sardı. 1995 yılının Konya’sındaki bir öğrenciden, bugün bir edebiyat işçisine dönüşen hikâyesini anlatırken, yolunun Tayyib Atmaca ve Yasin Mortaş gibi "edebiyat muhafızları" ile nasıl kesiştiğini anlattı yüreklerimize.

Yarpuz’un hikâyesi aslında soğuk bir kış gecesi, Afşin’in karlı sokaklarında başlamış. Şadırvan Çayevinden Ulu Cami’nin gölgesindeki bir başka sıcak mekâna uzanan o yürüyüşte; rahmetli Ali Başpınar (Çöteli Ali) ve Nurettin Ertekin gibi değerlerin nefesi de varmış. Gülbahar’ın o geceki, "Yazıyoruz ama kim görüyor?" sitemine, Tayyib Atmaca’nın o meşhur ve kararlı cevabı Yarpuz’un doğum müjdesi olmuş:

"Siz de kendi derginizi çıkarın o zaman! Adı da Yarpuz olsun."
1 Mart 2019’da dijital bir heyecanla başlayan bu yolculuk, zamanla et kemiğe bürünmüş. Ahmet Süreyya Durna, Haşim Kalender ve Mehmet Gören gibi isimlerin omuz vermesiyle büyüyen dergi, 37. sayıdan sonra kısa bir "soluklanma" dönemine girmiş. Ancak gerçek edebiyatçı bilir ki; okuyan ve yazan ruh, sükûtta fazla kalamaz.

Asrın felaketi olan 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, Yarpuz küllerinden yeniden doğmuş. Kazım Gök ve Akif Dut gibi taze kanların katılımıyla, 38. sayı bir "direniş ve diriliş" sayısı olarak raflardaki yerini almış. Bugün 51. sayısına ulaşan ve artık matbu olarak basılan Yarpuz, Abdullah Harmancı gibi kıymetli isimlerle yapılan söyleşilerle çıtasını her geçen gün yükseltiyor.

"Kuzeyden Yükselen Ses: Biz de Buradayız!"
İlker Gülbahar konuşmasını bitirirken kurduğu şu cümle, aslında tüm Anadolu şehirlerinin ortak manifestosu gibiydi:

"Kahramanmaraş tescilli bir edebiyat şehridir, Afşin de bu şehre can veren damarlardan biridir. Kuzey ilçelerinden biri olarak biz de varız, edebiyatın tam merkezindeyiz!"

Günün sonunda Afşin’den ayrılırken heybemizde sadece güzel anılar değil, bir derginin etrafında kenetlenen samimiyetin huzuru vardı. Bizleri büyük bir nezaket ve misafirperverlikle ağırlayan başta İlker Gülbahar olmak üzere, tüm Yarpuz ailesine ve Afşinli kalem dostlarımıza en kalbi şükranlarımızı sunuyoruz.

Yarpuz, sadece bir dergi değil; bozkırda açan bir edebi direniş çiçeğidir. Okuru bol, feyzi geniş, ömrü uzun olsun.
Selam ve sevgilerle.




