Kahramanmaraş Edebiyat Sanat Derneği (MESDER) Söyleşi Salonu, oldukça önemli ve bir o kadar da güncel bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.
23 Mayıs 2026 tarihinde, şair ve yazar Tayyip Atmaca’nın moderatörlüğünde düzenlenen "Telif Hakları ve Bu Konuda Güncel Gelişmeler" başlıklı söyleşi, çok sayıda şair ve yazar tarafından dikkatle takip edildi.

Teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi edebiyat ve sanat dünyasına yeni kapılar açarken, madalyonun diğer yüzünde devasa bir sorun her geçen gün büyüyor. Edebiyatta metinlerin içerik ihlalleri ve dijital hırsızlık gibi yeni nesil sorunlar, sanat dünyasının gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin telif hakları üzerinde yarattığı gri alanlar, küresel ölçekte hukuki bir boşluk doğurmuş durumda. MESDER’e, eser sahiplerini bilgilendirmek amacıyla böylesine anlamlı bir söyleşiye ev sahipliği yaptığı için teşekkür ediyoruz.

Fikrî Mülkiyet Haklarının Teorik Altyapısı ve Sınırları
Şair ve yazar Tayyip Atmaca’nın açılış konuşmasının ardından söz alan söyleşinin ilk konuşmacısı Öğr. Gör. Mesut Bilginer, fikrî mülkiyet haklarının sınırlarını net bir şekilde çizdi. Konunun teorik altyapısını özetleyen Bilginer, şunları kaydetti:

"Fikrî mülkiyet hakları, insanın zihinsel çabasıyla ortaya çıkan ürünleri koruyan yasal düzenlemeler olup iki ana gruba ayrılır: Telif hakları ve Sınai mülkiyet hakları. Sınai mülkiyet; sanayi ve teknoloji alanındaki buluşları korurken; telif hakları kültür, sanat, sinema, müzik ve edebiyat ürünlerini koruma altına alır."
Bilginer, ülkemizde sınai hakların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (Marka, Patent, Tasarım vb.) ile korunduğunu hatırlatırken; edebiyatçıları yakından ilgilendiren telif haklarının ise 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında güvence altına alındığının altını çizdi. Gündemin en sıcak maddeleri olan TBMM’deki "Dijital Telif Yasası" çalışmaları ve yapay zekânın hak ihlalleri ise söyleşinin en can alıcı tartışma zeminini oluşturdu.

Bir Ürünün "Eser" Sayılabilmesinin Temel Şartı
Söyleşinin hukuki zeminini inşa eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aslan ise bir sanatçının veya yazarın ürettiği çalışmanın yasal olarak "eser" sayılabilmesi için gereken ana kuralları sıraladı.
Aslan’ın aktardığına göre, 5846 sayılı Kanun kapsamında bir ürünün eser sayılabilmesi için şu şartları taşıması gerekiyor:
Hususiyet Taşıması: Sahibinin özgünlüğünü ve imzasını yansıtması,

Şekillenmiş Olması: Somut bir forma kavuşmuş olması,
Kanuni Türlere Dahil Olması: Kanunda sayılan (İlim-edebiyat, musiki, güzel sanatlar, sinema) türlerden birine girmesi.
Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aslan, konuşmasında ayrıca şu önemli hususlara değindi:
“Telif hakkının doğması için resmi bir tescile gerek yoktur. Eser, üretildiği andan itibaren hukuki olarak hak sahibinindir. Hak, hangi ülkede talep ediliyorsa o ülkenin mevzuatına göre belirlenir ve mutlak hak niteliği kazanır. Eser sahibinin telif hakları, hayatı boyunca ve ölümünden sonra 70 yıl süreyle korunur. Bir eserin sahibi, onu meydana getiren kişidir.”
Dijital Telif Yasası ve Yapay Zekâ Gündemi
Söyleşide, Ankara'da yürütülen Dijital Telif Yasası çalışmalarından da bahsedildi. Bu doğrultuda çıkarılması arzu edilen yasanın, yapay zekâyı bir tehdit olmaktan çıkarıp yasal bir çerçeveye oturtması hususunda temenniler dile getirildi.
Oldukça verimli geçen söyleşiye, konuya ilgi duyan çok sayıda şair ve yazar izleyici olarak katıldı. Soru-cevap bölümünün ardından, program konuklarına teşekkür belgesi takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle etkinlik sona erdi.
Telif hakları gibi hayati bir konuyu masaya yatıran Kahramanmaraş Edebiyat ve Sanat Derneği’ne (MESDER), programa katılan şair ve yazarlara, kıymetli izleyicilere; özellikle de program moderatörü Tayyip Atmaca ile konuklar Öğr. Gör. Mesut Bilginer ve Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aslan’a ufuk açıcı konuşmaları için çok teşekkür ediyoruz.
Selam ve sevgilerle.
