Dünya o kadar hızlı değişim içine girdi ki, biz dahil dünyanın birçok ülkesinde ABD seçim sonuçları naklen verildi. Bu nedenle bizlerde yerel gazeteciler olmamıza rağmen, “ABD seçimlerinden bana ne!” diyemiyoruz. Neden mi, çünkü beni, bizi hepimizi bu seçim sonuçları olumlu veya olumsuz etkiliyor. O halde, insanlık hangi ülkede olursa olsun, sağduyulu liderleri desteklemeli.
İyi de ABD’deki iki adaydan hangisini destekleyelim ki, içlerinde dünya barışı için öne çıkan birisi var mı? Bana göre yok. Al birini vur ötekine.
Abdullah Çiftçi, sosyal medya hesabı üzerinden kendince bir anket yapmış, takipçilere “Sizi göre hangi lider kazanacak, Cumhuriyetçiler mi, Demokratlar mı?
Ben de cevap verdim, “İki şeytan çıkmış meydana, biri ötekinden merdane!” Dolayısı ile ha mavi, ha yeşil Nemrut kazanmış ne fark eder ki?
Yani ABD seçimlerinde kim kazanırsa kazansın bizim için fark etmeyecek, mevcut başkanları İsrail’i destekliyor, diğeri Yeni Dünya Düzencilerini destekliyor. Şeytan iki senaryo yazmış, birinin baş rolünde Trump, diğerini Biden oynuyor. Ama Türkiye açısından Trump en azından rolünü açıktan oynuyor. Bu bakımdan Trump daha ehveni şer diyebilirsiniz. Neyse, bana ne kardeşim ABD seçimlerinden, deyip kapatalım bu meseleyi.
İYİLİĞİ YAYMAK
M. Nedim Tepebaşı, dün sosyal medya da şu mesajı paylaşmış: “Evet, insanlar kötülüğe meyyal olduklarından kötülükler yayılıyor olabilir, sebeplerinden bir budur, ancak bir başka sebep daha vardır ki; iyilikleri ve iyileri korumak için kötülere cezai işlemler uygulanmaması…”
Açıkça, kötülüklerle mücadele etmek için kötülüğün ne olduğu ortaya konulmalı, kötülük yapanlara ceza uygulanmalı diyor. Katılır veya katılmayız böyle diyor hocamız.
Peki iyiliği kim, nasıl, hangi güç ile yayacak veya cezalar nasıl olacak, kim tarafından verilecek?
Aslında bu soruların cevabını tarih boyunca bizler uygulamada vermişiz. İyiliği yaymak bizler için ibadet olarak kabul görmüş. Kötüler ise dışlanmış. Neden bir inancımız vardı, şimdi bence insanların inançları sorgulanmalı. En azından herkes kendi inancını sorgulamalı!
Ben kimim, hangi dine veya değerlere inanıyorum. İnandığım din veya manevi değerler neler, ne gereği var, yapılır veya yapılmaz ise neler olur?
Sonra oturup, kendi dininin kitabını ve peygamberini birinci kaynaklardan okumalı. Kafasına takılan soruların cevabını kendi zihin tahtasında formüllerle çözmeli. Kafasının basmadığı yerleri yine araştırmalı, bulamadığında o işin uzmanına baş vurmalı.
DİYELİM Kİ MÜSLÜMANIZ
Halkımızın çoğunluğunun Müslüman olduğu söylendiği için, bu perspektifi baz alarak örneklendirme yapmak istiyorum. Şahsen Müslüman bir insan önce Allah’ı (cc) araştırmalı. Allah’ın varlığı zihnine kazındığında yani varlığından artık şüphe etmediğinde, imanın diğer esaslarını araştırmalı. Gerçekten öldükten sonra dirilecek miyiz? Yani ahirete iman meselesini zihninde halletmeli. Sonra imanla ilgili diğerlerini incelemeli ve ardından da ibadetler zincirlerini samimi olarak yerine getirip, iman ile İslam’ı birbirine bağlamalı. Neden namaz kılarız, ne faydası var, gerçek namaz nasıl kılınır? Neden, Efendimiz(sav) namaza iki gözümün nuru demiş v.s. tefekkür etmeli.
Değerli dostlar, öyle veya böyle günlük olaylar hiç bitmiyor, bir gün ABD seçimleri, diğer gün deprem ve sonrası hayat kredimizi(ömrü)bitiriyoruz. Farkında mıyız, ömür böyle böyle geçiyor. Sonra bir sebepten, canı teslim etmek zorunda kalıyoruz. Sonrası ve öncesi bir an, işte o bir anı iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Yani yolun sonu görünüyor.
Şu anda yaşıyorsak, en iyisini olmaya çalışacağız, zirvede bir kulluk, sonrası kötülüklerden uzak durmak ve Efendimizin çizgisinde model bir insan olabilmeliyiz…
Peki kalın sağlıcakla.