Kitabın Adı: “Direnmenin Gücü” (Nefsi Müdafaa. Maraş’ın ve Maraşlının Destanı)

Yazarı: İbrahim Gülsu

Türü: Tiyatro

İmtiyaz Sahibi: Hanefi Mahçiçek

Genel Yayın Yönetmeni: Serdar Yakar

Sayfa Tasarımı: Tayyib Atmaca

Kapak: Aybüke Ünal

İlk Baskı. Şubat 2022- Üvedik/ Ankara 

Eserin Bölümleri:

  1. Perde (09 Sahne. Maraş merkezi)
  2. Perde (03 Sahne. Elbistan )
  3. Perde (14 Sahne. Pazarcık)
  4. Perde (04 Sahne. Türkoğlu)
  5. Perde (03 Sahne. Göksun, Afşin, Andırın)
  6. Perde (10 Sahne. Kahramanlar Geçidi)
  7. Perde (06 Sahne. Tekke Kilisesi’nin Düşürülmesi)  

           150 Sayfalık eserin sistematiği toplam 7 perde, 59 sahne olarak düzenlenmiş; topluca sahnelenmesinin çok zaman alacağı göz önüne alınarak yerele özgü bir uygulamanın da önü açık tutulmuştur. İçerik olarak bu kutlu zaferin onurunda tüm Maraşlıların payı olduğuna vurgu yapılmıştır. Özellikle kentten, en küçük yerleşim birimlerine değin ülkü birliği bilinciyle direnişe katılım ve katkı sağlandığının altı çizilmiştir.  

           Araştırmacı- yazar İbrahim Gülsu’nun “Direnmenin Gücü” adlı bu eserini ilgi, özen ve beğeniyle okudum. San ki, Maraş kurtuluş savaşını sahnede izlemiş gibi duygulandım. Geçmişimize vefa borcumun bana yüklediği sorumluğu olumlu bir yaklaşımla algıladım.  Bildiklerime, yenilerini de ekleyerek belleğimi zenginleştirme fırsatı buldum. Yazar’ın, sahne tekniği ve tiyatro formatıyla kaleme aldığı bu eserle ilgili yorumsal bir tanıtım yapma gereği duydum. Burada direnişin içeriğinden çok, içeriğin sahnelenme başarısı üzerinde durmak istiyorum:

          Tiyatro türü eser yazmak zor ve meşakkatli bir uğraştır. Araştırma, alanla ilgili bilgi birikimi ve gözlem zenginliği ister. İlk eseri olmasına karşın, bu konuda yazarı oldukça başarılı bulduğumu söylemeliyim. Zaman, mekân, kişiler, halk kültünü ve değerlerini yansıtan söylemler; yöresel deyişler, oyuncunun rolüne yansıyacak,  tavır ve davranışlardan vücut diline değin zengin malzemeli bir tiyatro eserinin oluşturulduğunu düşünüyorum. Özellikle çadır mekânından,  sahne dekoruna yansıtılacak otantik malzeme bolluğu dikkat çekiyor. Yine aynı mekândan yükselen milli duyguları besleyen, direnişin fitilini ateşleyen halk ağzı özlü deyişler, sahneyi 102 yıl geriye taşıyarak o günün güncel fotoğrafını önümüze koyacaktır. Ne var ki eserin yazılması kadar sahneye uygulaması da önemlidir. Çünkü tiyatro yazarlığı ile rejisörlük farklı uzmanlık alanlarıdır. Ancak, yazan, yöneten ve oynayan sanatçılarımızın olduğunu da unutmayalım. 

           Gönül ister ki eserin sahneye uyarlanması, işinin ehli bir rejisör (yönetmen) tarafından gerçekleştirilsin. Burada sahne dekoru, tefrişi, oyuncu kostümleri, müzik, ses, ışık ve oyuncuların temsil ettikleri rollerle bütünleşmesi, vb. gibi ayrıntılarla sahnenin düzenlenmesi, yönetilmesi önem kazanır. Bir o kadar da yönetmen ve ekibinin uyumlu, sabırlı, özverili bir yaklaşımla ön hazırlığı yetkinleştirmesi gerekir, elbette.        

            Bugüne değin Maraş Kurtuluş savaşıyla ilgili sınırlı, dar kapsamlı, birkaç perdelik piyes boyutlu eserin sahnelendiğini biliyorum. Ancak bu defa geniş açılımlı, paylaşımcı, kuşatıcı bir yaklaşımla, araştırma ve gözleme dayalı zengin malzemeye sahip, sahne tekniği ve tiyatro formatıyla yazılmış bir eser var elimizde. Dileriz bu eser en kısa zamanda sahnelenir. Öncelikle genç kuşaklar geçmişi hakkında bilgilenir, atalarına vefa kanalları açılır, geleceğe ait sorumluluk bilinçleri gelişir.                                

            Tiyatro yaşamın dününü bugüne yansıtan aynadır. O aynada kendimizle yüzleşiriz. Yaşanmış hayatın içi, bizi güldürür, eğlendirir,  düşündürür, bilgilendirir, bilinçlendirir de… Ayrıca sorgulamanın da önünü açar. Geçmişten ibret alabildiğimiz ölçüde geleceğe daha güvenli adımlarla devam etme fırsatını yakalarız.  

            Tiyatro insanlık tarihiyle yaşıttır. İnsanoğlu geçmişini bugüne taşıma onu tekrar yaşama gibi nostaljik bir içselliğe sahiptir. Bu onun fıtratında vardır. Geleceğe ise hayalleri, umutları ve beklentileriyle bağlıdır. Ne var ki zamanı durdurma, onu tekrar aynı koşullarla yaşama isteği, zamanın acımasız gücü karşısında acze düştüğü için insanoğlunun bu sorunu beki de tiyatro ile çözmüş olduğu düşünülebilir. 

            Antik çağdan günümüze ulaşan sit alanlarının en sembolik taş yapıları,  açık hava tiyatrolarıdır. Antik kentlerin sembolü olan bu yapılar bizi tarihin derinliklerine taşır. Bilgilendirir, düşündürür, hayranlık duygularımızı uyandırır. Bu uygarlığı kuran insanların sosyal, kültürel yaşamlarına değgin kurduğumuz hayaller düşe dönüşüverir. Kuşkusuz bu yapıların en muhteşemi, bugün bile işlevselliğine devam edeni, Antalya- Perge’de bulunan “ASPENDOS AÇIKHAVA TİYATROSU…” Her yaz özellikle turizm mevsiminde bu mekân “ANTALYA FESTİVALİ” için kullanılır. Ayrıca antik çağla ya da güncel yaşamın içiyle ilgili oyunların sahnelendiği de görülür.   

             Sonuç: I02 Yıl önce işgale uğrayan Maraş’ın, temel değerlerini koruma, özgürce yaşama hakkı için işgalcilere karşı başlattığı Kurtuluş Savaşı’nda çekilen acıları ve savaşın evrelerini, kazanılan kutlu zaferin sevincini sahneye taşıyarak genç kuşakları bilgilendirme, bilinçlendirme, geçmişe vefayı öne çıkamaya dönük, üstlendiği bu misyon nedeniyle; Araştırmacı- Yazar İbrahim Gülsu’yu yürekten kutluyorum. Arkası geleğenli olsun dileğimi sunmaktan mutluluk duyuyorum.   

---------------------------------------

Not: Eser, Özel Final Lisesinden ya da 12 Şubat Belediye Kültür Müdürlüğü’nden temin edilebilir.