Hocaların Hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim, eskiden Osmanlı Devleti topraklarında bulunan Makedonya’nın İştip Kasabasında, 1926 yılında dünyaya geldi. Ailesi ile birlikte 1934 yılında İstanbul’a yerleşti. Prof. Dr. Sabahattin Zaim, İstanbul Üniversitesi’ndeki görevinin yanında, 1955 - 1957 yılları arasında ABD Cornell Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. ABD’deki görevinden sonra Almanya Münih Üniversitesi’nde ekonomi üzerine bir süre ders verdi. 1977 - 1979 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliği görevini yürüttü.

Hocaların hocası” unvanına sahip Sabahattin Zaim Hoca’nın ebedi âleme irtihali, aralık ayında olduğu için bizde rahmetle kendisini analım istedik. Zira böyle büyüklere ihtiyacımız var.

D. Ali Taşçı geçen hafta bu konuda bir yazı yazmıştı. Sabahattin Zaim Hoca’yla, değişik zamanlarda ve muhtelif yerlerde yapılan on söyleşiyi içeren bir kitaptan, insanı yetiştirmek ile ilgili alıntılar yapmış. bir eğitimci olarak beni de ilgilendirdiği için, o  tespitlerden söz etmek istiyorum.

Kitabın adı; “ Sabahattin Zaim ile İktisat Toplum ve Siyaset” (Derleyen Faruk Taşçı, İktisat Yayınları), yeni çıkmış.

ÖNCE İNSAN

Sistemde insan modeli önemli, insanı yetiştirmeden insanı değiştirmek kabil değil. Pakistan’da Ziyaü’l Hak İslam devleti kurdu. ( Ziyaü’l Hak, 17 Ağustos 1988’de şaibeli bir uçak kazasında öldü.) Bizim konferanslarımızda Ziyaü’l Hak açıkça şunu söylemiştir: ‘Ben İslam devletini kurdum. Ben iktisatçı değilim. Sizler ulemasınız (âlimler). Bana yol gösterin; ne derseniz uygulamaya hazırım.’ Bu, İslam İktisadı Konferansı’nda söylediği bir sözdür.” (sayfa 56)

İslam Eğitim Konferansı’nda söylediği söz işe şuydu: “Biz kurduğumuz İslam devletinde, sizin gösterdiğiniz yolda eğitim politikamızı çizmeye hazırız. Ama bugün Pakistan’da iki insan var. Birisi medreselerde okuyanlar. Bunlar (kendilerince) İslam’ı biliyorlar, fakat dünyevi bilgilerden mahrumlar. Bir de diğer okullarda okuyan milletimiz var; onlar da dünyevi bilgileri biliyorlar, ama İslam’ı bilmiyorlar. Bu ikisini birleştirip İslam’ın emrine vermek istiyoruz.” demişti. (sayfa 57)

(Açmaya gerek var mı? Derki rahmetli, iki kanatlı kuşlar yetiştirmemiz gerekiyor. Hem manevi, hem de maddi ilimler verilmeli gençlere…)

AYDINLAR BÖLÜNMÜŞ         

Devam ediyor :“Yani şunu demek istiyorum: Bir ülkede bu seküler Batı görüşünü benimseyen aydınlarla, İslam’ı bir şuurlanma hâlinde benimseyen aydınların mücadelesi her zaman devam ediyor. Bu mücadele bir senteze varmadıkça, belli yöneticilerin tek başına çıkıp da ülkeyi bir istikamete sürüklemesi son derece güçtür. Onun için insan unsuru kıvam olarak hazır olduktan sonra onları yönetim olarak sistematize etmek kolaydır. Sistemleri uygulayacak insanlara ihtiyaç var. İslam dünyasındaki bu insan unsurundadır.” (sayfa 57)

Hoca’nın her sözü altın değerinde; çünkü ilim ve dünya tecrübesi Hoca’yı hikmet ehli yapmış. Devam ediyor: “ O bakımdan önce Allah’ın emirlerini bilen, yanı İslam’ı bilen, ona ihlâsla uyan ve uygulamaya hazır olan insanlar yetiştirmek lazımdır. Yüz milyonların böyle olması gerekmez. Belli aktif gurupların bu hâle gelmesi yeterlidir. Sosyolojik bir tahlile göre, toplumların yapısında aktif unsurların mücadelesi, yönü tayin eder. Onlar da % 10 ile % 20 arasındadır. Yaklaşık % 80 pasiftir. Belli yönetici kadroların bu şuurla donanması yeterlidir.” (sayfa 58)

Hoca’nın 1992 yılında söylediği bu sözler her zaman geçerlidir ve onu ne kadar feraset ve ilmi yeterliliğe sahip olduğunu da gösterir. Bugün küçülen dünyada hareketler, uygulamalar, davranış ve söylemlerin evrensel olma zorunluluğu vardır. Böyle olmazsa bütün bunların ses getirmesi, kök salması mümkün değildir. Mahalli akımlarla, politik oyunlara sahne olan mahalle kavgalarıyla bir toplumu ayağa kaldıramazsınız ve dünyaya da örnek olamazsınız.

Peki kalın sağlıcakla.