Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nin (KSÜ) eski rektörü Prof. Dr. Alptekin Yasım’ın görev süresinin bitmesine yaklaşık 9 ay kala görevden alınması ve yerine rektör vekili olarak Prof. Dr. Mahmut Ak’ın atanması, “neden erken alındı?” sorusunu gündeme getirdi. Daha önceki rektörlerden Durmuş Deveci’nin de görev süresinin bitmesine 6 ay kala görevden alınmış olması, bu soruları daha da artırıyor.
Erken görevden almaların mutlaka önemli nedenleri vardır ancak bu nedenlerin ne olduğu kamuoyunca net olarak bilinmiyor. Bilindiği üzere geçmişte rektör adayları arasında seçim yapılıyor, en çok oy alan beş aday YÖK’e bildiriliyor, YÖK de bu adayları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunuyordu. Cumhurbaşkanı da bu adaylar arasından birini rektör olarak atıyordu. Bu sistem kaldırıldı. Kaldırılmasının da yerinde bir karar olduğu kanaatindeyim. Çünkü sonrasında “sen oy verdin, sen vermedin” gibi dedikodular ortaya çıkıyordu. Artık rektör atamaları doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından yapılıyor.
Yeni rektör Prof. Dr. Mahmut Ak’ın öz geçmişine bakıldığında, İstanbul Üniversitesi’nde 8 yıl rektörlük yapmış, deneyimli bir yönetici olduğu görülüyor. KSÜ’nün artılarını ve eksilerini bilen bir isim. Rektörlük, büyük sorumluluk gerektiren ama bir o kadar da konforlu bir makamdır.
Sütçü İmam Üniversitesi, basında en çok yer alan üniversitelerden biri. Ancak basına yeterince değer verilip verilmediği de tartışma konusudur. Üniversitelerin ne yaptığını çoğu zaman net olarak bilmiyoruz. Önceki yıllarda zaman zaman rektörler basınla bir araya gelir, yaptıklarını ve yapamadıklarını anlatırdı. Basın da eksikleri yetkili ağızdan öğrenir ve kamuoyuna aktarırdı. Uzun süredir bu tabloyu göremiyoruz.
Basına değer vermek, kurumlara her zaman artı kazandırır. Basının görevi; artıları ve eksileri gündeme taşımak, hakaret etmeden eleştirmektir. Zaten basının asli görevi de budur.
Önceki rektör Prof. Dr. Alptekin Yasım’ın üniversiteyi göreve geldiğinden bu yana ne kadar ileriye taşıdığını net olarak bilmiyoruz. Ancak bu ilin bir ferdi olarak üniversitelerden beklentilerimiz oldukça yüksek. Üniversite–sanayi iş birliğini yeterli bulmuyoruz. Elbette bazı çalışmalar yapılmıştır fakat bunların yeterli olmadığını da biliyoruz.
Ülke olarak yüksek katma değerli ürün üretemediğimiz için ihracatımız ithalatı karşılamıyor. Ortaya çıkan açık, her yıl bütçeden karşılanıyor ve bu durum bizi sık sık ekonomik krizlerle karşı karşıya bırakıyor. Bu tabloyu hak etmiyoruz. Bunun çözümü de küçük sanayi sitesinde çalışan tornacı Ahmet Usta’dan beklenemez.
Bu noktada üniversitelere büyük görev düşüyor. Öğrenci sayısının artmasına seviniyoruz ancak asıl eksikliğimiz ara eleman yetiştirememek. İş insanları açıkça “Bize ara eleman yetiştirin, en çok buna ihtiyacımız var” diyor. Türkiye’de 200’ün üzerinde kamu, vakıf ve özel üniversite bulunmasına rağmen daha çok mühendis mezunu veriliyor. Mühendis olan gençler ise çoğu zaman hiçbir işi beğenmiyor ve işsiz kalıyor. Bu da “okumuş işsiz” sayısını her geçen gün artırıyor.
Üniversiteler bir ülkenin geleceğine yön vermesi gereken, asli görevi bilgi üretmek ve bu bilgiden katma değer oluşturmak olan kurumlardır. Üniversiteler lise değildir. Onları lise gibi görmek veya konumlandırmak doğru değildir. Ancak üniversiteler elbette eleştiriyi de hak eder. Üniversiteler üretmediği sürece, tüm giderlerini vatandaşlardan toplanan vergilerle karşılar hâle gelir ve bu durumda üretici değil, tüketici kurumlara dönüşür.
Bir ülkenin geleceğine yön vermek sadece niyetle ya da beyanla olmaz. Bunun için samimiyet, kararlılık, inanç ve en önemlisi hem insan gücü hem de maddi kaynak gerekir. Kaynak oluşturma noktasında üniversiteler ile şirketler bir araya gelmeli; şirketler üniversitelerin mütevelli heyetlerinde ve yönetim kurullarında yer almalıdır. Şirketler üniversitelerdeki laboratuvarlara destek vermeli, bu laboratuvarlardan çıkan buluşlar da ilgili sektörlerde değerlendirilmeli. Böylece üniversiteler kamu kaynağını tüketen değil, üreten kurumlar hâline gelir. Bu, yeni bir fikir değildir; Avrupa’daki gelişmiş üniversitelerin uyguladığı bir modeldir.
Kahramanmaraş’ta iki üniversitemiz var: Sütçü İmam Üniversitesi ve İstiklal Teknik Üniversitesi. Önemli olan, bu üniversiteleri klasik üniversite anlayışından çıkararak araştıran, üreten ve yüksek katma değer sağlayan kurumlar hâline getirmektir.
Yeni atanan Prof. Dr. Mahmut Ak’tan beklentimiz de bu yöndedir. KSÜ’nün klasik bir üniversite olmaktan çıkarılarak üretken ve örnek bir kurum hâline getirilmesini temenni ediyoruz.