“Allah’ım ölmeden önce, bana Sen’in(cc)korkundan ağlayan iki göz ihsan et!” Hadis

Ağlamak, büyük bir nimettir. Hela Allah korkusu ile ağlamak daha da büyük bir nimettir. Mehmet Akif Ersoy Medine’ye vardığında, Efendimiz(sav) huzurunda öyle bir gözyaşı döker ki, arkadaşları ona niçin böyle ağladığını sorduklarında: “Allah için ürpermeyen kalpten, ağlamayan gözden, kendisine sığınırım!” ayetini hatırlatmış…

İnsanlar biliyorsunuz ya acıdan ağlarlar ya da aşktan. Konyalı olduğunu sonradan öğrendiğim bir hoca, Akif’in bu anısını Medine’de yeşil kubbe altında bizlere anlatırken, aşk ile dökülen gözyaşının tatlı, acıdan dolayı dökülen gözyaşının ise tuzlu olduğunu söylemişti.

Evet, kalbinde ancak iman olanlar Allah Korkusu(aşkı) ile ağlayabilirler.

Gözyaşı bir rahmettir, öyle ya birçok insan ağlamak ister de ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aynı zamanda hidayetin, sevginin karşılığı olduğunun da bir işaretidir.

Gözyaşı şükürdür! Bu nedenle ancak vicdan sahipleri tatlı tatlı ağlarlar. Yani gözyaşları vicdan pınarlarıdır. Bu nedenle mübarek topraklara gittiğimde, nerede gözü yaşlı birini görsem hemen yaklaşır, onun arkasında tavaf etmeye çalışırdım. Rabbim herkese Efendimiz ’in istediği o Allah’tan korkarak ağlayan gözyaşları nasip etsin.

Evet konu gözyaşı.

CENNET DEDİKLERİ

Zehru-r Riyaz’da Rasul-ü Ekrem’den şöyle bir haber verilir, ben kısaca anlatayım inşallah! “Cennet ehli cennete girdikleri vakit, melekler onlara hayırlı nimetler sunarmış.  Bütün bu nimetlere rağmen içlerinde hüzünlü olanları görünce. “Ey kullarım nedir bu durgunluk?” diye sorduğunda onlar Allah’ım biz senin cemalini görmeyi arzu etmiştik” derlermiş. O zaman Allah(cc) ile onu seven kullar arasındaki perdeler kalkar ve Rab ’bil alemin müminlere cemal-i ilahiyi gösterir, bütün cennetliklerde orada secdeye kapanırmış.

Gazali Kalplerin Keşfi kitabında bu olanlara anlattıktan sonra, bu hadiseyi şöyle bağlıyor: “Allah bu kullar için, onlar Dünyada iken bana kavuşma arzusuyla hep zikrettiler, secde ettiler ve ağladılar…” Bende aradaki perdeyi kaldırıyorum!”

Yunus der ya; “Cennet cennet dedikleri birkaç huri, birkaç peri; İsteyene ver onları bana seni gerek seni! Bizde dua ki; “Yarabbi cennette cemalini görenlerden eyle bizi!” Amin

YA CEHENNEM

“Günahlarıma ağlamaz mı gözlerim?” Diye soruyor şair…

Ağlamak için pişman olmak, tövbe etmek gerekir. İnsan olmak burada başlıyor bana göre, bir yanda nefsin aşırı istekleri, diğer yanda şükür ve kanaat.

Doymak bilmeyen nefsin sürekli yiyor, konuşuyor, uyuyor. İstiyor da istiyor, istemediği tek şey oruç ve sonrası ölüm. Çünkü nefis biliyor ki, oruç ile terbiye olacak, ölüm ile ortadan kalkacak.

Bunun için, nefis en büyük düşmanımız, yani kendi düşmanımızı kendi içimizde taşıyoruz.

Nefsin aşırı istekleri ile başlar bütün günahlar, sonunda o küçücük günahlar filizlenir ve günah ağacı olur, içimizi kaplayıverir. Şeytan da zaten ona çalışır. Sonunda hayat öyle veya böyle geçer. Bir yanda temiz bir hayat, çileli de olsa güzeldir! O mümin zorluklar karşısında yine Allah’a sığınır: “Lütfunda hoş, kahrında!” hoş der ve imtihanı geçer inşallah!

Allah’ın rızasını alanlar And Cennetlerine gidip, Cemalini gördükleri zaman ebediyen orada huzur içinde bir yaşam sürerken, cehennem ehli toprak olmak isteyecek de olamayacak. Tekrar dünyaya gönder, en iyi kul olacağım der, izin çıkmaz. Allah’ım cehennem ateşinden sana sığınırız.

Yine Efendimiz(sav) şu hadisi ile son verilim yazımıza “Gözyaşı değen yeri cehennem yakmaz!”

Mübarek ağladıklarında gözyaşlarını tüm vücuduna sürerlermiş…

Peki kalın sağlıcakla.