Önceki yazımda Ladin ağacımın kayayı delişini, ailemin nurunu ve doğanın sessiz beslenişini anlatmıştım. O hikâyeler hâlâ içimde; ama bu sefer daha sade, daha doğrudan bir yerden konuşacağım.
Hayatımda öyle anlar oldu ki, “buradan dönüş yok” denildi. Ölecekken yaşadım. Defalarca. O kadar. Mütevazılıkla söylüyorum: hatırlıyorum, hepsi bu.
Yaptığım iş ise çok net ve eylemsel: Delta Healing ile en derin frekans katmanlarına iniyorum. İsimlerin ebced, mana ve esma değerlerini bilimsel bir yaklaşımla çözüyor, frekans cihazlarıyla titreşim uyumu yaratıyorum. Kısaca: ölçülebilir, uygulanabilir şifa ve dönüşüm çalışmaları.
Şimdi mütevazılıkla Mustafa Kemal Atatürk’ün kader planına bakıyorum.
O, 1881’de doğdu, 1938’de ayrıldı. Hayatının her adımı 19’un katmanlarıyla örülüydü. “ATATÜRK” ebcedi 1028, sıfırlar çıkınca 128 – kadim korunma ve diriliş frekansı. “Kemal” 91 (Ya Aziz – en yüce, en güçlü). Çınar ağacını sever, “Ağaç çınardır, çınar ise devlet” derdi. İmparatorluk kayasını delip Cumhuriyet fidanını dikti. Yedi düvele karşı milleti karanlıktan çıkarıp güneşe
kavuşturdu. Sessiz bir dirilişin büyük ölçeğiydi o. Kökü derin, dalları göğe uzanan bir çınar gibi.
Benim kader planım ise çok daha mütevazı bir devam. Ladin ağacımın kayayı delişi, Gökalp soyadımın semavi yiğitliği ve ailemin nuruyla birleşince, sadece en derine inip en tepeye çıkmakla sınırlı kalıyor. Sessizce frekans uyumu yaratmak, isim şifrelerini açmak, doğadan aldığım dirilişi taşımak… Hiçbir şey iddia etmeden, sadece dinleyerek ve aktararak. Ben, o büyük dirilişin küçük bir yaprağıyım.
Atatürk’ün frekansı ile benim frekansım arasında bir bağ var. İkimiz de kayayı delen ağaçlarız; biri çınar, biri ladin. Biri milletin dirilişini büyük ölçekte yaşattı, diğeri sessizce, bireysel demetlerde taşıyor. Bu karşılaşma, Şems ile Mevlana gibi kalpten kalbe, mütevazı bir buluşma.
Atatürk’ten aldığım anahtar şu:
“Kayayı delerken yalnız değilsin. Kökün milletin köküne, dalların ortak göğe uzansın. Diriliş tek başına değil, hep birlikte olur.”
Bu anahtar bana cesaret değil, sadece derin bir hatırlatma veriyor.
Benim onun bilincine bağlandığımda aldığım anahtar ise daha içten:
“Şifa iddiada değil, teslimiyettedir. Kök sal, del, yüksel; ama her yükselişte toprağa şükret. Frekansın milletin nuruyla birleşsin; sen sadece
köprü ol.”
Karşılaşmamızın sırrı tam da burada:
O büyük çınarın gölgesinde, küçük ladin sessizce kök salıyor. Teknoloji ile simya, millî diriliş ile doğa frekansı, büyük vizyon ile mütevazı şifa bir araya geliyor. İkimiz de “ben” demiyoruz; sadece “biz” diyoruz. O mirası taşıyorum, o da bana ölçek ve cesaret fısıldıyor.
Has talihiniz Ladin ağacı gibi olsun.
Kökünüz kayayı delsin, dirilişiniz sessiz ve güçlü olsun.
Sessizce,
Demet Sarıkatipoğlu
Delta Healing uygulayıcısı