Son günlerin ana gündeminde neler var? Şöyle bir sıralayalım isterseniz, sonra da genel bir değerlendirme yapalım.

Birinci gündem maddesi adı batasıca virüs değil mi? Öyle ki, sosyal medyayı kullananlar görüyorlar, birbiri ardına eş, dost Corona’ya yakalandı haberleri paylaşılmış durumda; ya da falanca kişi vefat etti denmekte veya testim pozitif çıktı, dua edin deniyor. Sonra da duyarlı vatandaşlar uyarılar geliyor…

Artan ölüm ve hastalık oranları hepimizi endişelendi, iş ciddi. Devlet kurumları da bu gelişmelere paralel olarak daha sıkı önlemler alıyorlar. Eğer gerekli ciddiyet gösterilmez ise belki de haftalar boyu evde kalmak zorunda kalacağız. Çektiğimiz her şey cehaletimize ayna oluyor. Yaşanan cehalet manzaralarını izledikçe bu kadar vurdumduymazlık olmaz diyorsunuz…

İkinci gündem ekonomi, üçüncü gündüm Azerbaycan ki Azerbaycan Türkiye kardeşliği Karabağ’ımızı özgürleştirmiş, Orta Asya, Kafkasya ve tüm Müslüman'ları yüreklendirmiş, ABD; Fransa, Rusya gibi emperyalist güçleri ve onların mayın eşeği Ermenistan'ı da dize getirmiştir. Bu başarı bile bizleri mutlu etmeye yetiyor.

Sonra mavi vatan haber sıralamasındaki yerine almış. AB ve ABD’nin, İsrail, Mısır, Yunan, Rum ve BAE gibi batı kuklası devletlerin Doğu Akdeniz'de, Suriye ve Libya'da hep birlikte Türkiye’ye saldırmaları bölgede askeri, siyasi, ekonomik, stratejik dengelerin Türkiye lehine değiştiğini göstermekte en azından biz bunu bekliyoruz. Bu gelişmelerden AB, ABD ve yandaşları bunun için olağanüstü huzursuz.

Son bir madde daha, reformlar. Acaba bu söylenen reformlar gerçekleşir mi?

EKONOMİ ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ

Bir başka gündem maddesine, başlayalım reformlar. Hukuk, eğitim, insan hakları ve özellikle ekonomide beklentiler var. Mesele cep olunca, ayrı bir önem arz ediyor. Rahmetli Erbakan Hoca’ya Maraş’a geldiğinde: “Hocam iktidar olduğunuzda, birinci önceliğiniz ne olacak?” Dediğimde, mide olacak, önce insanların karnı doymalı demişti. Gerçekten de iktidar olduğunda, bunu başarmış. Çalışanları memnun etmişti…

Dünde Cumhurbaşkanımız dedi ki:“Ekonomideki kırılganlıkları en aza indirecek, güçlü, dengeli ve sürdürülebilir ekonomik büyüme hedefimize ulaşacağız. Ekonomi politikalarında güven ve kredibilite kazanımına dair daha fazla yoğunlaşarak şeffaflığı ve öngörülebilirliği artırıyoruz. Attığımız adımlarla, para ve maliye politikaları arasındaki eş güdümü daha da güçlendiriyor ve ayrıca ilgili tüm tarafların katkısını alarak politikalarımızı istişareye dayalı ve daha katılımcı bir anlayışla oluşturuyoruz” dedi.

Peki bu yapılabilir mi? İnsanın aklına geliyor, şu kadar zamandır iktidardasınız bunları niye yapmadınız değil mi? Ama her vatandaş gibi bizde bekliyoruz işte, umut var olmak istiyoruz. Mesele ülkem ise çileyi de içerim, acı reçeteyi de kullanırım.

Ama biliyorum ki, dünyada hiçbir ülke ile uğraşmadıkları kadar Türkiye’nin güçlenmesini önlemek için uğraşılmıyor. Neyse, bana göre dünya ekonomik sistemi yani adaletsizlik kalkmadan geçici düzelmeler olur o kadar…

KÖKLÜ SORUNLARIMIZ VAR

Ekonominin potansiyelini gerçekleştirmesine ket vuran, köklü sorunlarımız var. Bir defa üretmeden tüketme hastalığı çok yaygınlaştı. Yani israftan söz ediyorum. İktisat bizim sözlüklerden bile silinmiş, param var istediğim kadar harcarım diyor vatandaş, olmaz böyle şey. Bir defa haram değil mi?

Evet ülkemin en büyük yapısal sorunu insan eğitimi diye düşünüyorum. Bizde eğitim yok ki, öğretim var!  Sonra yeni nesli gelecek elli, yüz yıllara göre planlamamız gerekiyor. Biz ise henüz soğan ve sarımsağın planlamasını yapamadık. Bir yıl 5 lire, diğer yıl 30 liraya yiyoruz sarımsağı, bir de yerli olsa, tohum İsrail’den geliyor. Daha yeni yeni yerli tohuma yönelmiş durumdayız…

Diyeceğim şu ki, ÖNCE EĞİTİM REFORMUNDAN BAŞLAMAK GEREK. Bu reformu doğru yapsak bile sonuçlarını 25 yıl sonra alırız.

Bakınız aile cinnet geçiriyor, çocuklar perişan ben soruyorum: “Neden gençler evliliğe hazırlanmıyor?”

Üç beş belediyenin açtığı evlilik okulları ile bu iş yürümez. Gerekirse ayrı bir okul açmalıyız. Bu için uzmanları, ev ekonomisinden tutunda, çocuk bakımına hatta cinsel bilgileri bile aktarmalılar…”

Söz çok ama, bugünlük bu kadar. Kalın sağlıcakla.