Bazı insanlar ev değiştirmez.
Bazıları gerçekten şehir değiştirmez.
Onlar kader katmanı değiştirir.
Çünkü insanın bulunduğu yer yalnızca coğrafya değildir.
Bazı mekânların frekansı vardır.
Bazı yollar insanı büyütür.
Bazılarıysa insanın içindeki sesi susturur.
Kadim öğretilerde rakım yalnızca yükseklik olarak görülmezdi.
Çünkü yükseğe çıktıkça insan yalnızlaşır. Sessizlik büyür. Gözlem derinleşir. İnsan kalabalığın içindeki yapaylığı daha net görmeye başlar. Bu yüzden dağlar birçok öğreti için inzivanın sembolüydü.
Ama insan sonsuza kadar zirvede kalamaz.
Çünkü bazı ruhlar bir noktadan sonra gördüğünü anlatmak için aşağı iner.
İşte ben son zamanlarda bunu düşünüyorum:
1040 metreden 500’lere iniş…
Belki de bu bir düşüş değildi.
Belki bu, görünmeyen bir çağrının başlamasıydı.
Kadim bilgilerde orta rakımlar ilginç kabul edilirdi.
Ne tamamen dünyanın gürültüsüne gömülmüş…
Ne de tamamen insanlardan kopmuş.
Bir eşik gibi.
İnsan hem kendi sesini duyabilir, hem de hâlâ insanlığa karışabilir.
Belki de gerçek dönüşüm tam burada başlıyordur.
Bugün birçok insanın ruhu yorulmuş durumda.
Kalabalıkların içinde ama ait hissetmiyorlar.
Konuşuyorlar ama içlerinden susuyorlar.
Gülüyorlar ama titreşimleri daralıyor.
Çünkü ruh bazen bulunduğu ortamı bedeninden önce terk eder.
Toplum bunu hâlâ “uyumsuzluk” sanıyor.
Oysa bazı insanlar sadece yapay olana daha fazla tahammül edemiyor.
Ve belki de bu yüzden son yıllarda insanlar:
doğaya kaçıyor,
yüksek yerlere çekiliyor,
kalabalıklardan uzaklaşıyor,
kendi içine dönüyor.
Çünkü insanın ruhu bazen yeniden ayarlanmak ister.
Numerolojide 555 sayısı büyük değişim sayısı olarak geçer.
Eski hattın kapanması…
Yeni bir frekansın açılması…
Geri dönüşü olmayan yön değişimi…
Belki de hayat gerçekten böyledir.
İnsan önce yalnızlaşır.
Sonra susar.
Sonra kendini izlemeye başlar.
Ve bir gün anlar:
Bazı yollar haritayla çizilmez.
Bazı yollar insanın ruh ağırlığıyla açılır.
Şems’in dediği gibi:
“Yol dediğin şey, ayağın değil; yükün kadar uzar.”
Belki de bu yüzden bazı insanlar artık eski hayatlarına dönemiyor.
Çünkü bir kez kendi iç sesini gerçekten duyan insan, yapay olan hiçbir yerde uzun süre kalamıyor.
Ve sanırım yeni çağ tam burada başlıyor:
Zincir kabul etmeyen ruhların çağında…
İnsan artık yalnızca nerede yaşadığını değil, hangi bilinç katmanında yaşadığını da sorguluyor.