Kimden söz ettiğimi biliyorsunuzdur, Pazarcık’ın yeni belediye başkanı İbrahim Yılmazcan, namı diğer İbrahim Hoca….

 Yılmazcan ailesini 2002 yılından beri tanırım. Aile fertlerinden Mehmet Yılmazcan Ak Parti Kahramanmaraş Milletvekilliği yaptı, o dönemde de Pazarcık’ı Pazarcık yaptı.

Hemen eleştirmenler kabadayılık yapıp ne yaptı? Diye sorabilirler. Türkiye’nin ilk duble yol çalışması Pazarcık ile Narlı arasından başladı. Muhalefet belediyesinde olmasına rağmen belediye binası, oto gar gibi alanlar Mehmet Yılmazcan’ın desteği ile yapıldı. Yeni okullar yapıldı, eskileri tadilattan geçirildi, bazı kamu binaları yenilendi, Pazarcık’a bir hareketlilik gelmişti. Mehmet Yılmazcan, ilçesindeki belediyenin hangi partide olmasına bakmaksızın hemşerileri için elini taşın altına koymuştu. İlçede mükemmel bir birlik beraberlik yakalamıştı.

O dönemde de bizzat CHP’li Belediye Başkanı Memiş Özdal (Allah Rahmet eylesin) ilçenin altın anahtarını Sayın Yılmazcan’a vermişti. Yılmazcan’ların tümü memleketine hizmet eden bireylerden oluşuyor. Bugün hayatta olmayan babaları Hacı Ahmet Amca ve Fahriye annenin komşularına ve garibanlara yaptıkları yardımları yazmayacağım, sayfalar dolusu yer kaplar. Aynı yardımı, bugün ailenin reisi olan ağabeyleri Mustafa Yılmazcan yapıyor.

Herhangi bir gariban gitse boş çevirmiyor. Bu arada Yılmazcan’ların ailelerindeki samimiyet, saygı, sadakatleri üniversitelerde ders olacak türden. Geleneklerine sıkı sıkı bağlı, babalarından aldığı emaneti hakkıyla temsil ediyorlar. Küçükten büyüğe doğru o kadar bir birlerine saygılılarki, aynı saygı ve hürmet hemşerilerine olan davranışlarına da yansıyor. Son yerel seçimlerde Pazarcık’ın belediye başkanı seçilen İbrahim Yılmazcan’a dönelim.

Hani şu okul önünde öğrencilerden ve hizmetlilerden erken gelip, geç gelen öğrencilere ceza vermek yerine, o öğrencilere baba şefkatiyle yaklaşarak elini öptüren, okul müdürü İbrahim Yılmazcan’dan söz ediyorum. O öğrencilerin bugün Tıp, Hukuk, Eğitim fakültelerini doldurduğunu da unutmayalım. Adaylığı açıklandığı ilk gün, ‘aha, Pazarcıklılar yaşadı, Belediye’de çalışanlar ise yandı’ dedim. Çünkü sabahın ilk ışıkları ile belediyeye gelip hemşerilerinin içine katılarak sorunlarını çözmeye başlayacağından emindim. Pazarcıklıların İbrahim Hocası beni yanıltmadı.

Her ne kadar da Belediye Başkanı seçilse, Pazarcık’ın gönünde İbrahim Hoca olarak anılmaktadır. Geçenlerde gittiğimde Pazarcık’ta yine iktidarıyla, muhalefetiyle birlik beraberlik sağlanmış, ilçesi pırıl pırıl, ilçesine hizmet getirmek için çırpınan bir başkan portresini gördüm. Kim ne derse desin, randevusuz halkı kabul eden İbrahim Yılmazcan ilçe belediye başkanları içerisinde en nezaketli, mülayim, mütevazi bir isimdir. Bu tezi de tecrübelerime dayanarak yazıyorum. Şuan belediyelerin ekonomik durumları ve borç yükü bellidir.

Buna rağmen Sayın Yılmazcan’ın kendi soyismini ve ağabeylerini de ilçesi için hiç tereddüt etmeden kullanarak hizmet getireceğine inanıyorum. Yumuşak dili ile gerek bürokrasiden gerekse büyük belediyelerden mutlaka elle tutulur, gözle görülür projeler veya emtialar koparacağına da inancım tam. Yılmazcan’lar ilçesi ve hemşerileri için nasıl parti gözetmeksizin çalışıyorsa, Pazarcıklılar da bence parti gözetmeksizin İbrahim Hoca’nın etrafında birleşmelidir.