Avrupa Futbol Şampiyonasını seyrediyoruz, gerçekten her ülke milli takımı içinde özel yetenekleri ile dikkat çeken futbolcular var, hayran kalıyorsunuz!

Bizim Türk Milli Futbol Takımının ise durumu ortada, daha ilk maçtan itibaren Şenel Güneş hocamızı istifaya davet edenler oldu. Oysa hocamızın kariyeri ve başarısı ortada, futbolcularımızdan elinden geleni yapıyor. Peki öyle ise ‘bizim çocuklar’ neden başarılı olamıyor?

Bu soruyu sadece futbol için değil, fizik, tıp, biyoloji, teknolojik ve diğer bilimsel alanları da kapsayacak şekilde, hatta yetenek gerektiren tüm meslekleri içine alacak şekilde bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Şimdi insanın aklına şöyle bir soru geliyor: “Allah(cc) akıl, vicdan, yetenek, sağlık v.b değerleri dağıtırken, “bizim çocuklar” en geride mi kalmış?”

Haşa, Mevla’mız adildir, her şeye Kadirdir, ilim ve ihsan sahibidir, Rahman ve Rahimdir, Asla bir insan gurubuna farklı bir muamele yapmaz! Yaparsa da Rahim esması ile Müslümanlara yardım eder…

YETENEK AVCILARI GEREKLİ

Şimdi işin akademik boyutuna gireceğim. Allah insanlara iki önemli emanet vermiştir, sağlık ve iman ve zenginliği ise istediğine lütfetmiştir. Çünkü zenginlik ve fakirlik ayrı bir imtihan meselesidir, konumuz servet avcılığı olmadığı için ben direkt yetenek avcılığı meselesine girmek istiyorum.

Dünyada bütün ülkelerde yapılan araştırmalarda, 40 kişilik bir sınıfta üst zekâ gurubunda 1 veya 2 çocuk vardır, bu zekâ gurubundan sonra 14-15 kişilik bir alt gurup olur. Diğerleri de ayrı zekâ gurupları ve yetenekleri vardır. En önemli mesele bu çocukları gözlemlemektir.  Etrafınızdaki öğretmenlere bunu sorabilirsiniz, özellikle 1. Sınıf öğretmenleri daha iyi bilirler. Yani her çocuk ayrı bir cevherdir.

Biz Türkiye’de sadece akademik zekaya sahip öğrencilerle yakından ilgilendiğimiz için, yetenek avcılığı yapmasını becer edemiyoruz. Daha doğrusu, elimize verilen cevherleri tanıma yönünde bir gayretimiz yok. Bakanlık emredir ancak üzerine düşmeyiz! Gelişmiş toplumlar ise çocuklardaki cevherleri tanıyor, yeteneklerini tespit ediyor, ilgi alanlarını ve istidatlarını ve baskın zekasını da hesap ederek çocukları yönlendiriyorlar. En önemlisi bizim yapamadığımız, teorik bilginin yanında pratik kazandıramıyorlar ve böyle olunca da beceriler ortaya çıkamıyor, çocuk kendini geliştirebiliyor!

ÖRNEK VEREYİM

Daha birkaç yıl önce, sınıfımda ben bunları yaptım. Efe Koca diye bir öğrencim vardı hem akademik zekâ hem de futbol yeteneği süper bir çocuk. O yıl Spor ve Milli Eğitim Bakanlıkları birlikte okullarda yetenek avcılığı yaptılar. Sırayla bütün 3. Sınıf öğrencileri taramadan geçti. Bu çocuk da seçildi ve Spor Bakanlığı kurslara aldı (buraya kadar harika) sonu gelmedi ve işte o yeteneği kaybettik.

Bu arada anne ve babalar da böyle çocukları ile yakından ilgilenmiyorlar o da ayrı bir durum, bu yetenekli gençler üzerinde gerekli disiplin sağlayamadığınızda bu defa da sokakta kaybolma tehlikesi doğuyor. Çünkü, şımarıklık ve sorumsuzluk başlıyor. Daha ilk günden itibaren ebeveynlerini uyardım, kazandığı takdirde dersleri bırakır ama ha dikkat dedim ama orada da çocuk sıkıntılar çekti.

Diyeceğim şu ki, bizim eğitim sistemimiz yetenekli çocuklara gerekli önemli göstermiyor. Böylece nesilleri kaybediyoruz, köreltiyoruz. Dolayısı ile bir insan planlaması yapılmalı, insanın kıymeti bilinmeli. Beni affedin gavur bunu yapıyor bu söylediklerimi; işte Almanya, sorun bakalım Alman Futbolcular nasıl yetişiyor? Mesele kıymet bilmekten geçiyor…

Kahramanmaraş’ın gelmiş geçmiş en yetenekli futbolcular içinde birisi vardı, emmi oğlum rahmetli Mehmet Doboğlu’dan bahsediyorum, kendisi askerde menenjit hastalığı geçirdi ve vefat etti. Yaşı ellinin üzerinde olanlar bilir. Başarısının sırrını şöyle açıklamıştı. “Herkes uyurken, ben antrenman yapıyorum.”

Atatürk; “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim!” demiş. Peki bizde futbolcuların zekasına bakılır mı veya ahlakına? Daha çok çevikliğine dikkat ederiz ve gece hayatına da takip etmeyiz. Olay bu!

Çözüm var mı? Elbette vardır, çözüm zihniyet ve sistem değişikliği ile gelir, ahlak, akıl ve yetenek avcılığı yaparak işi disiplin katmalıyız.