“Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim ki? (Selahaddin Eyyûbî)”

M.Akif İnan(merhum)’un ifadesi ile Mescid-i Aksa’yı biz hep düşümüzde görürüz ve o hep ağlar. Çünkü o müberek topraklar 400 yıl Osmanlı toprağı oldu ve bütün dinlerin mensupları bu süre içerisinde hiç ağlamadı. Birbirlerini hoş gören üç dinin mensupları da zannederim o günleri arıyorlar şimdilerde…

Biliyorsunuz araştırmayı severim, her gün yeni bir bilgiye ulaşmak kadar hoş ve doyurucu bir çalışma olması gerek insan için derim. Çünkü iki günü birbirine eşit olmamalı Müslümanın!

Araştırmalarıma devam ederken, İlyas Gökhan ve E. Kasım Bal hocalarımın birlikte yazdıkları; “ Osmanlı Dönemi Maraş’ın İdari Tarihi, Dulkadirli ve Beyezıtli İdarecileri İsimli kitabın(s.80) bana göre yeni, zannedirim sizlerinde ilk defa duyacağı bir bilgiyi ulaştık. Allah bu kardeşlerimizden razı olsun, ismi geçen kitapta ilimiz ile ilgili bilmediğim çok şey öğrendim. Neyse zaman içerisinde de bu öğrendiklerimizi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Konuya giriyorum.

“ Kudüs Kadısı es-Seyyid Ahmet Efendi tarafından yazılan 21 Ekim 1770 tarihli bir i’lamda Kudüs’teki Alaüddevle Bey’in yaptırdığı GADİRİYE MEDRESESİ ile ilgili ilginç bilgilere ulaşıyoruz. Buna göre Alaüddevle Bey Evkafından  Kudüs-ü Şerif’teki Gadiriye Medresesi vazife müderrisliğine mutasarrıf olan Hacı Ahmet Efendi vefat etmikten sonra; medrese tevliyeti boş kalınca, medrese Maraş’a bağlı olması sebebiyle , Maraş’ta ikamet eden, ilim ve fazlı malum, salih ve takva sahibi, 30 seneden beri ilim neşr ve talim eden ve fen ilimlerine maruf Ceridzade  Hasan Efendi bu göreve getirilmiş. Maaşı da vakıf gelirlerinden karşılanması sağlanmış. Bu alim insanın kusursuz bir hizmet yürüttüğü, Vakfın Müteveffası Hacı Ahmet Efendi’nin ise iki kötü huylu oğlu olup, bunlar ilim yapmazlar hatta kötü işler yaparlardı…” deniyor.

Bu iki oğlandan Mehmed isimli olan, zindandan kaçıp İstanbul’a gelir ve medresenin yarı tevliyetini kendi üzerine kaydettirmiş. Hatta Ceritzade hoca efendi üzerindeki tevliyatı da kaldırtmış. Diğer oğlunun da benzer bir densizlik yaptığını da bize belgeler gösteriyor. Ama Kudüs müftüsü es-Seyyit Efendi, durumu fark edip, tüm hakları Ceritzade hocaefendiye devir yaptırır…

MARAŞLI KUDÜS’Ü SEVER

Neyse konumuzun özüne dönelim biz Maraşlılar Kudüs’ü severiz, her Müslüman gibi. Hani şair diyor ya, “ Biz ayrılamayız!”

Aba zalim siyonist İsrail, Ortadoğuya girdi, düzeni bozdu…

Orası bizim ilk kıblemiz. Yani ilk Kabe’miz. Bizim için Kabe’den sonra yine en kutsal mekan Kudüs’tür. Ancak son yıllarda İsrail zulmü, bu beldemizde giderek artıyor. Bakınız biz Maraşlılar olarak gidip o beldede bir medrese açmışız. Yani Maraşlı Kudüs’e çok yakın, bunun için Filistin’e sahip çıkmalıyız. Şimdi bazı dostlar Çin zulmünü niye yazmıyorsun diyebilirler. Kardeşim, nerede bir Müslüman varsa, onların yaşadığı sıkıntılar bizimdir.

Madem Müslümanlar kardeş, birbirlerinin dertlerine de kardeş olmalıdırlar. Bunun için, bu günkü konuyu gündeme getirdim.

Bizim her dakikamızda Mescid-i Aksa’yı düşünmek olmalıdır. Çünkü ümmeti bölerek yutmaya çalışıyorlar.

Sonuç olarak; adı geçen medresenin tüm giderleri ilimizden gönderildiğine göre, bizim parçamız da orada kalmış oluyor.

Gadiriye Medresesi bu gün nerede, kalıntıları ve vakfiyeleri var mı? Bunları da araştırmak gerek, hatta var ise Maraşlıların yeniden sahip çıkması şarttır.

Çünkü orası bizim en kutsallarımızdandır.

Yazımı Sayın Cumhurbaşkanımızın şu sözü ile bitireyim; “Biz müslümanlar için, mübarek beldelerimizi korumak imkan değil, iman meselesidir.

Peki kalın sağlıcakla.

Allah’a emanet olun.