Kahramanmaraş, depremden sonra UNESCO ile birlikte geleceğin ilini yeniden inşa ediyor. Bir kent elbette binaları, caddeleri, park ve bahçeleriyle ele alındığını da biliyoruz. Ancak sosyal aktivitelerin azlığı da dikkatten kaçmıyor.

Elbette 6 Şubat’taki depremde maddi ve manevi olarak zarar gören iller arasında Kahramanmaraş başta geliyor. Bu süreç içerisinde ilimizin ayağa kalkması için kamu ve özel sektör de canla başla mücadele verdiklerini inkar edemeyiz. Her zorluğun üstesinden gelen çalışkan bir halkımız var. Depremden sonra az miktarda başka yerlere gidenler oldu. Giden bazı kişiler daha sonra tekrar geri döndü. Çünkü ilimizin halkı, devletine, bayrağına ve dinine bağlı bir toplumdur.

Bunu öne alan yöneticiler de Kahramanmaraş’ta rahat eder, hatta daha büyük illere terfi ederek gidebilirler. Kahramanmaraş, “önce insan” diyerek hizmet eden kamu görevlerinde hep uğur getirmiştir. Öte yandan müteşebbis iş insanlarımız kazandıkları parayı yine buraya yatırım yapmak için kullanırlar.

Kahramanmaraş merkezinde 27 bin metrekare alanda modern tesis yapma için kollar sıvanmış durumda. Geçtiğimiz günlerde Ramada Otel’de projenin tanıtımı gerçekleştirildi. Proje ortağı Mustafa Akpınar, “Kahramanmaraş’ın ihtiyacı olan bu sosyal ve modern projenin tanıtımını ekibimizle birlikte yaptık” dedi.

Bu proje kapsamında 600 ve 2000 kişilik kapalı etkinlik salonları ile 1500 kişilik açık organizasyon alanı bulunacak. Bunun yanında otel, restoran ve kafeler de projede yer alacak. Aynı zamanda kadın ve erkek kuaförleri, güzellik merkezleri, kuyumcu, çiçekçi, mobilya, gelinlik ve damatlık mağazaları da geniş bir ticari alan olarak planlanmış durumda.

Kısa adı MAXORA olan proje, yalnızca düğün günlerinde kullanılan bir alan değil, aynı zamanda yılın 12 ayı ticaret ve sosyal yaşam alanı olarak tasarlanmıştır. Projenin bir kısmı Mayıs ayında hizmete açılacak, diğer kısmı ise 2027 yılında tamamlanacaktır. Mustafa Akpınar ve iş ortağı Mesut Kaplan, projeyi hizmete açmak için yoğun bir çaba sarf etmektedirler. Proje, 10 milyon Euro’luk bir yatırım değerine sahiptir.

Her ekonomik model, kendi değer yargılarını, kültürünü, insanını, toplumunu ve ahlak anlayışını beraberinde taşır. Bu modeller, kendi ellerinde olmaksızın kendi dünyalarını yaratırlar. Ne var ki ekonomik ve sosyal anlayıştan, yeni eğilimlerin kazandırılması beklenir. Modelin öncelik sıralamasında büyük toplumsal idealler, dayanışma, fedakârlık ve yardımlaşma gibi geleneksel anlayışlar öne çıkar. Günümüzde hizmet sektörü, bildiğimiz ve üstesinden geldiğimiz turizm sektörü de bunun içerisinde yer almaktadır.

Buna benzer yatırımlar turizm sektörünün önünü açacaktır. Böyle bir yaklaşım, yüreklilik, akılcılık ve kararlılık gerektirir. Bu zor süreçte, buna benzer sosyal yatırımlar ilimizin ufkunu açacak ve yarınlara daha umutla bakmamızı sağlayacaktır.