Bağımlı yakını bir okurumuz, evladının öfkesini kontrol edemediğini, öfkesini yenmek için maddeye yöneldiğini belirterek bizden yardım bekliyor. Öfke doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal tepkidir. Bu tam olarak, bireyin herhangi bir engellenme, adaletsizlik ya da kendi benliğine yönelik bir tehdit hissettiğinde yaşadığı duyguya işaret eder. Tamamen insani ve doğal bir duygu olan öfkenin normallik düzeyi değişkendir. Basit bir sinirlilik ve kızgınlık halinden, yoğun bir hiddet durumuna dönüşebilen öfke, kontrol altına alınmadığında yıkıcı sonuçlar yaratabilir.

Öfke bir tepkidir, tıpkı gülümsemek gibi… Öfke bir duygudur, tıpkı mutlu olmak gibi… Ancak kontrol altına alınmadığında yıkıcı olabilir, yıktığı yerleri toparlamaksa her zaman kolay olmayabilir. Özellikle de gençlerdeki öfke, kontrolü zor ve her zaman patlamaya hazır bir volkan gibidir. Bu noktada ailelerin tutumunun çok değerli olduğunun altını çizen Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nin Kurucusu Dr. Mehmet Yavuz, gençlerdeki öfke kontrolü ile ilgili önemli bilgiler veriyor.

Hangi durumlarda öfkeleniyoruz?

Üzüntü, yalnızlık, kıskançlık, dışlanmışlık, kaygı, haksızlık, hayal kırıklığı, utanma, aşağılanma, anlaşılamamak.

Öfke, bize neler yapıyor?

Öfke sadece psikolojik değil fizyolojik ve biyolojik tepkimeleri de beraberinde getirir. Kalp atışlarımız hızlanır, tansiyon yükselir, adrenalin ve noradrenalin hormonları harekete geçer ve kan basıncımız artar. Son olarak beynimiz ‘Savaş ya da kaç’ sorusuyla yüz yüze kalır.

Eğer bu kararı sadece dürtülerimize bırakırsak önlenemez bir öfke nöbeti ile mücadele etmek zorunda kalırız. Bunun yerine sorunun cevabını aklımıza bırakmak en doğrusu olacaktır. Çünkü öfke, aklı ve sağduyuyu devre dışı bırakmamıza yol açar. Mantığı körelterek, iradeyi kullanılmaz bir hale getirir.

Ergenlik döneminde öfke krizleri artıyor

Sosyal bir varlık olarak insan, toplumsal ilişkiler içinde doğar, büyür ve ölür. Bu toplumsal ilişkiler ağı içinde bazen istemediği durumlarla karşı karşıya kalabilir. Bu noktada vereceği tepkiyi karakterize eden öfkenin derecesi, kişinin kontrol mekanizmasıyla ilgilidir. Günümüz modern toplumlarına baktığımızda öfkeyi kontrol etmenin giderek zorlaştığını ancak kontrol gücünün de bir o kadar zorunlu olduğunu görüyoruz. Özellikle de kendi toplumumuzla ilgili bu tezin doğru olduğunu inkâr etmek neredeyse imkânsız. Giderek öfkeli, gergin ve sinirli bir topluma doğru evriliyoruz.

Özellikle de ergenlik dönemindeki gençler öfkelerini kontrol etmekte zorlanıyor. Bunun temel sebebi ise kendi isteği ve iradesi dışında yaşadığı fiziksel değişim. Buna müdahale edemeyen gençler, sinirini çevresinden çıkarıyor. Ergenlik; bedensel, sosyal ve duygusal değişimin görüldüğü bir süreç. Bu değişim sürecinde gençler karşılaştığı sorunlara tepki olarak öfkeyi savunma mekanizması olarak görüyor. Öfkelerini henüz nasıl yönlendirebileceklerini bilemedikleri için sık sık patlama yaşamaları kaçınılmaz oluyor.

Ne zaman önlem almak gerekir?

Sık sık öfkeleniyorsa, Her gün arkadaşlarıyla çatışma halindeyse, Yaşadığı öfke, yaşıtlarına göre daha fazla orandaysa, Sık sık ağlama krizlerine girip öfkeleniyorsa, Her şekilde öfkelenecek bir bahane buluyorsa,

Daha önce sinirlenmediği olay ve durumlara şimdi öfkeleniyorsa çocuğunuzun bir yardıma ihtiyacı var demektir.

Öfkeyi kontrol altına almak mümkün!

Öfkeyi doğru ifade etme biçimine öfke kontrolü denir. Amaç ise, bu duygunun saldırgan davranışlara dönüşmesine, kendisine ve çevresine zarar vermesine engel olmaktır. Çünkü kontrol bizde değil öfkede olursa, yıkımdan başka bir sonuçla karşılaşmak mümkün değildir. Ancak burada şu noktayı atlamamamız gerekir; hedefimiz öfkeyi minimize etmektir, yok etmek değil. Çünkü öfke tepkiseldir ve harekete geçirir. Sonradan pişman olacağımız durumlara mahal vermemek için, öfkemizi en optimum seviyeye çekmek ve sağlıklı bir şekilde aktarabilmek kilit meseledir.

Öfke kontrolü için aşağıdaki yönlendirmeleri yapabilirsiniz

İlk yapılması gereken rahatlamak olmalıdır. Bunun için diyaframdan derin bir soluk almalı, soluğun karından geldiğini düşünülmedir. Daha sonra kişinin kendisine ‘Boş ver, aldırma, rahatla’ telkinlerinde bulunması gerekir. İstenilen reaksiyon alınmadıysa çocuğunuzu rahatlatacak bir deneyimi ve anıyı hatırlamak, öfkenizi yatıştırmak için yararlı olacaktır.

Bilişsel yapılandırmadan yardım alın. Yani çocuğunuzun zihnindeki düşünceleri kontrol edin. Çünkü zihin kızgınlık anında düşüncelerimize etki ederek, bizi yanlış yönlendirebilir. Böyle durumlarda düşüncelerimiz gerçeği yansıtmaktan çok, olayların abartılmış ve çarpıtılmış bir şekilde algılandığını yansıtır. Bu tür düşünceleri fark etmek ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirmemiz gerekir.

Çocuğunuzu öfkeye sürükleyen duyguların farkına varın. Çünkü ne ile karşı karşıya olduğunu bilen, duygularını tanıyan insan hislerini doğru şekilde ifade edebilir.