İstanbul’un Kartal ilçesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemesi'nde yaşanan silahlı saldırı olayı, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Olayın şüphelisi olarak gösterilen isim ise Cumhuriyet Savcısı Muhammet Çağatay Kılıçaslan oldu. Kılıçaslan’ın Hakim Aslı Karaman’ı adliye binasında silahla yaraladığı iddiası, hem hukuk çevrelerinde hem de kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı. Olayın ardından “Muhammet Çağatay Kılıçaslan kimdir?” sorusu araştırılmaya başlandı.

MUHAMMET ÇAĞATAY KILIÇASLAN KİMDİR?

14 Ocak 2026 Okullar Tatil Mi? Kar Tatili Olan İllerin Güncel Listesi
14 Ocak 2026 Okullar Tatil Mi? Kar Tatili Olan İllerin Güncel Listesi
İçeriği Görüntüle

Muhammet Çağatay Kılıçaslan, İstanbul Anadolu Adliyesi'nde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan bir hukukçudur. Mesleki kariyerine dair detaylar kamuya açık kaynaklarda sınırlı olmakla birlikte, adı 13 Ocak 2026 tarihinde Kartal’daki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde yaşanan bir olay sonrası kamuoyunun dikkatini çekmiştir.

NEYLE GÜNDEME GELDİ?

Savcı Muhammet Çağatay Kılıçaslan, 23. Ceza Dairesi’nde görev yapan Hakim Aslı Karaman’ı, adliye binasında silahla yaralamakla suçlanmaktadır. İddialara göre, şahsi bir anlaşmazlık nedeniyle yaşanan bu olay, duruşma saatleri içerisinde meydana geldi. Kılıçaslan’ın eski eşi olduğu belirtilen Hakim Karaman, saldırı sonucu kasığından yaralanmış, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrası hastaneye kaldırılmıştır.

Yetkililer, Hakim Karaman’ın sağlık durumunun iyi olduğunu ve hayati tehlikesinin bulunmadığını açıklamıştır.

HAKKINDAKİ SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR

Olayın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından adli ve idari soruşturma başlatıldı. Kılıçaslan hakkında adliyede görevli bir yargı mensubuna karşı silahla saldırı suçlamasıyla yasal süreç işletilmektedir.

Bu süreçte, HSK tarafından meslekten geçici uzaklaştırma kararı verilmesi ve disiplin işlemlerinin devreye alınması da gündemdedir.

KAMUOYUNDA TEPKİ BÜYÜK

Yargı mensupları arasında yaşanan bu tür olaylar, adliye güvenliği ve mesleki etik açısından ciddi soru işaretlerine yol açtı. Hukuk çevreleri, olayın bireysel bir hadise olmasının ötesinde, adliyelerdeki psikolojik ortam ve güvenlik protokollerinin yeniden ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Muhabir: Yaşar Onur TÜRKÖN