MARAŞ TARHANASININ TARİHİ: SİNA ÇÖLÜ'NÜ GEÇİREN STRATEJİK GIDA

Kahramanmaraş mutfak kültürünün en önemli simgelerinden biri olan Maraş tarhanasının doğuşu, Osmanlı İmparatorluğu'nun en çetin askeri operasyonlarından biri olan Mısır seferine dayanmaktadır. 16. yüzyılın başlarında, Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu, aşılması imkansız gözüken Sina Çölü'nü geçmek için hazırlık yaparken büyük bir lojistik sorunla karşı karşıya kaldı. Haftalarca sürecek bu zorlu yolculukta, ordunun hem yükte hafif hem de besin değeri açısından oldukça zengin bir gıdaya ihtiyacı vardı. En önemlisi ise bu besinin, çöl sıcağında bozulmadan korunabilmesi ve askerleri uzun süre tok tutabilmesi gerekiyordu. İşte bu askeri ve yaşamsal ihtiyaç, dünya gastronomi tarihine geçecek olan "cips formundaki tarhanayı" literatüre kazandırdı.

GÜLBAHAR HATUN'UN TARİHİ DOKUNUŞU VE İLK TARHANA FORMÜLÜ

Padişahın annesi olan ve aslen Maraşlı olan Gülbahar Hatun, ordunun bu gıda sorununu çözmek için geniş çaplı araştırmalar başlattı. Kendi yöresindeki beslenme alışkanlıklarını saray mutfağının imkanlarıyla birleştiren Gülbahar Hatun, uzun süre bozulmayacak o meşhur formülü buldu. "Dövme" adı verilen özel buğday türü, keşkek kıvamına gelene kadar pişirildi. Ardından bu karışım, bol ve tam yağlı yoğurtla harmanlanarak fermente edildi. Elde edilen bu eşsiz karışım, Maraş’ın yakıcı güneşi altında ince tabakalar halinde serilerek kurutuldu. Bu yöntem sayesinde tarhana, hem dondurucu soğuklara hem de kavurucu çöl sıcaklarına karşı dayanıklı hale geldi. Mısır seferi boyunca Osmanlı askerlerinin en büyük güç kaynağı olan bu besin, günümüzde Kahramanmaraş'ın en önemli ticari ve kültürel markası haline gelmiştir.

Kahramanmaraş'ta araçta eksik ekipmana 1.246 TL ceza
Kahramanmaraş'ta araçta eksik ekipmana 1.246 TL ceza
İçeriği Görüntüle

GÜNÜMÜZDE MARAŞ TARHANASI: GELENEKSEL YAPIM AŞAMALARI

Bugün modern tesislerde ve köylerde geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam eden Maraş tarhanası, diğer bölgelerdeki toz tarhanalardan keskin bir şekilde ayrılır. Yapım süreci, dövmenin yıkanıp büyük kazanlarda pişirilmesiyle başlar. Pişen aş, soğumaya bırakıldıktan sonra Maraş’ın meşhur yayla yoğurtlarıyla karıştırılır. "Çiğ" adı verilen hasır sergilere incecik serilen bu karışım, rüzgar ve güneşin etkisiyle kuruyarak o çıtır cips formunu alır. Hiçbir koruyucu madde içermeyen bu gıda, yüksek probiyotik değeriyle tam bir sağlık deposudur. Kahramanmaraş’ın iklimsel özellikleri, tarhananın tam istenen kıvamda kurumasına yardımcı olurken; ürünün coğrafi işaretle tescillenmesi, bu lezzetin özgünlüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir.

Muhabir: Atilla ŞAKACI