Muhsin Yazıcıoğlu (merhum) derdi ki: “İnanmak, iman etmek varsa bir şeye, bedel neyse ona da katlanırız. Biz, Rab’bimize kahrında hoş, lütfunda hoş dedik.” Eyvallah!

Şimdi size böylesi inanmanın zirvesini yakalamış, Kurtuluş Savaşında Maraş Cephesinde belki de ismini hiç duymadığınız bir kahramanın hikayesini paylaşacağım, inanmanın gücünü inşallah o zaman göreceksiniz.

İsmi Yusuf Kenan Oğlu Tayyar Bağdatlı (Kör Tayyar), Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmış, artık ilimizin Fransızlar tarafından işgal edileceği şayiası çıkmaya başlamıştı. Kendisi anlatıyor: “Ben işgal durumunda bile düşmanın kurşununun Müslüman Türk’e geçmeyeceğini arkadaşlara söyledim. İddiamı ispat için, çıplak sokakta gezeceğimi belirttim. Hatta yemin ettim…

Bu arada Fransızlar geldiği gün, bir donla sokağa çıktım, çarşılarda dolaştım. İmanımın verdiği cesaretle, düşmanın kurşununun bana geçmeyeceğini haykırdım. Halka bunu duyurdum. Amacım halkı cesaretlendirmekti. Çatışmanın başladığı gün Uzunoluk Hamamı çevresinde işgal askerleri beni makineli tüfekle taradı ve ateş etmeye devam ettiler, vallahi vuramadılar, hiçbir kurşun bana isabet etmedi.

Benim bu cesaretimi gören arkadaşlarda nerede tehlikeli bir görev olduysa, hep beni gönderdiler. Küçük Çavuşlu Mahallesindeki kiliseyi yaktım. Bu görevden sonra bana 20 adet mermi ve bir martin verdiler.

Daha sonra Maraş kurtuldu, Antep Cephesinde de savaştım. Komutanımız Aslan Bey, bana madalya vereceğini söyledi, ben kabul etmedim. Çünkü yaptığım şeyleri Allah için yapıyordum. Sonrasında Antakya ve Kilis Savaşlarında da bulundum, aynı cesareti gösterdim. Rabbim hep beni ve bizleri korudu…”

İNANMAK MÜMKÜN DEĞİL AMA

Öncelikle ifade edeyim, bu derleme Rahmetli Yalçın Özalp’ın Milli Mücadelenin İlk Zaferi isimli kitabından alınmış, kahramanlarımızın hayatını tiyatro olarak bugünlerde kitap haline getirmeye çalışan İbrahim Gülsu kardeşimin notlarından derledim, olay noter tasdikli olup, uydurma falan da değil.

Peki nasıl olurda, bir insan otomatik silahla taranır da ölmez? İnanmak isteyen inanır, inanmayan da inanmaz. Çünkü bu bir iman meselesidir. Öldürmeyen Allah öldürmez. Sadece inancımıza göre, şunu söyleyebiliriz. Eceli gelmemiş.

Bediüzzaman: “İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder! Hakiki imana sahip olan kâinata meydan okur!” İşte bu yiğit bu imanı yakalamış.

Ancak muhteşem bir iman, işte bu iman ile Türk Milleti bugüne kadar ayakta kaldı. İnanın bu millete Allah(cc) sürekli yardım etmiştir. Hala etmeye devam ediyor. Yoksa, içerden ve dışardan bunca saldırılara karşı nasıl ayakta kalabilirdik?

LÜTFUNDA HOŞ, KAHRINDA HOŞ DİYEBİLMEK

Tabi inanan insan, her şeyi ile Allah’a iman edecek. İşte inanan insanın ölçüsü budur, bakın şair İbrahim Tennuri ne buyurmuş:

“Cana cefa ya kıl vefa
Kahrın da hoş lutfun da hoş
Ya dert gönder yahut deva
Kahrın da hoş lutfun da hoş
Hoştur bana senden gelen
Ya hil'at ü(taltif) yahut kefen
Ya taze gül yahut diken
Kahrın da hoş lutfun da hoş”

Mesele bunu diyebilmek, tabi yürekten.

Kalın sağlıcakla.