Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinden eksik prim günü nedeniyle yararlanamayanlar için Yargıtay’dan dikkat çeken bir karar geldi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emeklilik açısından önem taşıyan çalışma süresinin yalnızca SGK kayıtları üzerinden değerlendirilemeyeceğine hükmetti. Akrabalık ilişkisinin ise tanık beyanını tek başına geçersiz hale getirmeyeceği belirtildi.
EYT düzenlemesinin yürürlüğe girmesinin ardından emeklilik hakkını yaş şartı nedeniyle kaybetmeyen ancak prim günü veya hizmet süresi eksikliği nedeniyle kapsam dışında kalan vatandaşların açtığı davalar sürüyor. Bu davalarda özellikle geçmiş yıllardaki çalışmaların SGK kayıtlarına eksik yansıması önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin verdiği son karar ise geçmişte kayıt dışı veya eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davalarda emsal niteliğinde değerlendirmeler içeriyor.
Kararda, bir çalışanın hizmet süresinin belirlenmesinde yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının esas alınmasının yeterli olmayabileceğine dikkat çekildi. Çalışma süresinin ortaya çıkarılması için işyeri belgeleri ve tanık anlatımları dahil olmak üzere farklı delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
23 YILLIK ÇALIŞMA SGK KAYITLARINDA 13 YIL ÇIKTI
Karara konu olayda M.D., 1994 yılında bir üretim tesisinde çalışmaya başladı. Ancak yıllar sonra yaşadığı bir durum, SGK kayıtlarında çalışma süresinin tamamının görünmediğini ortaya çıkardı.
M.D., 2017 yılının Temmuz ayında hastaneye gittiğinde sigortasının yatırılmadığını öğrendi. Bunun üzerine işyerinden ayrılan çalışan, uğradığını belirttiği hak kayıplarının giderilmesi amacıyla İş Mahkemesi'ne başvurdu.
Davacı; ücretlerinin asgari ücret üzerinden gösterildiğini, bazı ücretlerinin ödenmediğini ve çalışma dönemine ilişkin çeşitli işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürdü.
Mahkemeden kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsil edilmesini talep etti.
İşveren tarafı ise çalışanın iddialarını kabul etmedi. Davacının SGK'ya bildirilen çalışma dönemleri dışında sürekli çalışmadığını, işlerin az olması nedeniyle uzun yıllar boyunca sezonluk çalışma yapıldığını ve 2017 yılında kendi isteğiyle işten ayrıldığını savundu.
İLK MAHKEME 23 YIL 2 AYLIK ÇALIŞMAYI KABUL ETTİ
Uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesi, davacının işyerindeki çalışma süresine ilişkin tanık anlatımları ve dosyadaki diğer delilleri değerlendirdi.
Mahkeme, M.D.'nin aynı işyerinde 1995-2017 yılları arasında kesintisiz olarak 23 yıl 2 ay çalıştığı sonucuna ulaştı.
İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle sona erdirildiğine karar veren mahkeme, bu nedenle kıdem tazminatı talebinin de kabul edilmesi gerektiğini değerlendirdi.
Ücret ve yıllık ücretli izin alacakları bakımından da davacıyı haklı bulan mahkeme, davayı kısmen kabul etti.
Ancak işveren tarafı karara itiraz etti.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ÇALIŞMA SÜRESİNİ 13 YILA İNDİRDİ
Dosyanın istinaf incelemesinde farklı bir değerlendirme yapıldı.
Bölge Adliye Mahkemesi, hizmet süresinin ispat edilmesi konusunda öncelikle davacı işçinin sorumluluğuna dikkat çekti. Yazılı belgelerin bulunmadığı durumlarda ise tanık ifadelerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Ancak davacı tarafından gösterilen tanıkların önemli bir özelliği mahkemenin değerlendirmesinde belirleyici oldu.
Tanıklardan bazılarının davacının yakın akrabası olması ve çalışma döneminin tamamında davacıyla birlikte çalışmamış bulunmaları nedeniyle beyanların yeterli olmadığı değerlendirildi.
Bu nedenle SGK kayıtları esas alınarak M.D.'nin işyerindeki çalışma süresi kesintili şekilde 13 yıl 2 ay 25 gün olarak kabul edildi.
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak yeniden hüküm kurdu.
Bunun üzerine davacı işçi kararı Yargıtay'a taşıdı.
YARGITAY: AKRABALIK TANIK BEYANINI GEÇERSİZ KILMAZ
Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi'nin değerlendirmesini yeterli bulmadı.
Yüksek mahkeme, özellikle davacı ile tanık arasındaki akrabalık ilişkisinin tek başına tanık anlatımının dikkate alınmaması için yeterli bir gerekçe oluşturmayacağına işaret etti.
Dosyada tanık olarak dinlenen İ.D.'nin aynı işyerinde uzun yıllar çalıştığı ve davacının işyerine ne zaman başladığı konusunda doğrudan bilgi sahibi olduğu belirtildi.
İ.D., işyerinde 1989 yılının sonlarında çalışmaya başladığını ve 1993 yılından Şubat 2006'ya kadar üretim bölümünde görev yaptığını anlattı.
Tanık, davacının da kendisinin aracılığıyla 1994 yılının Nisan-Mayıs aylarında işyerinde çalışmaya başladığını ifade etti.
Yargıtay, bu anlatımın davacının işe başlangıç tarihini ve işyerindeki kesintisiz çalışma iddiasını desteklediğine dikkat çekti.
EYT AÇISINDAN NEDEN ÖNEMLİ?
Yargıtay'ın kararı, özellikle geçmiş yıllardaki çalışmalarının SGK kayıtlarına eksik işlendiğini düşünen çalışanlar açısından önem taşıyor.
Çünkü emeklilik hesabında sigortalılık başlangıç tarihi, prim gün sayısı ve hizmet süresi gibi bilgiler kritik rol oynuyor.
Geçmişte çalıştığı halde SGK kayıtlarında görünmeyen veya eksik bildirilen sürelerin mahkeme yoluyla tespit edilmesi, bazı çalışanların emeklilik hesabını değiştirebiliyor.
Özellikle EYT düzenlemesinden eksik prim veya hizmet süresi nedeniyle yararlanamayan kişiler bakımından, geçmiş çalışma dönemlerinin hukuken tespit edilmesi önem kazanıyor.
Ancak bu kararın, eksik primi bulunan herkesin otomatik olarak EYT kapsamında emekli olacağı anlamına gelmediğinin de altı çizilmeli. Her dosyanın kendi delilleri, çalışma dönemi ve sigortalılık koşulları üzerinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.
YARGITAY DOSYAYI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMEK ÜZERE GÖNDERDİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mevcut deliller ışığında davacının 1 Mayıs 1994 ile 31 Ocak 2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabul edilmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
Yüksek mahkeme, bu dönem bakımından tanık anlatımının dikkate alınması gerektiğine hükmetti. Daha sonraki çalışma dönemlerinde ise SGK kayıtlarının esas alınarak sonuca gidilmesini istedi.
Bu değerlendirme doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi.
HİZMET TESPİTİNDE HANGİ DELİLLER DİKKATE ALINABİLİR?
Yargıtay kararında, bir kişinin gerçek çalışma süresinin belirlenmesinde yalnızca SGK kayıtlarıyla sınırlı kalınmaması gerektiğine ilişkin önemli bir çerçeve çizildi.
Çalışma süresinin tespitinde değerlendirilebilecek deliller arasında şunlar sayıldı:
- SGK kayıtları,
- İşveren kayıtları,
- İşyeri kayıtları,
- İşe giriş ve işten çıkışı gösteren belgeler,
- İşyeri içerisindeki yazışmalar,
- Aynı işyerinde çalışan kişilerin tanıklıkları,
- Komşu işyerlerinde çalışanların tanıklıkları,
- Dosyada bulunan diğer bilgi ve belgeler.
Böylece mahkemelerin, çalışanın hizmet süresini belirlerken dosyadaki bütün delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiği ortaya konuldu.
EKSİK PRİM GÜNÜ BULUNANLAR İÇİN KARAR NE ANLAMA GELİYOR?
Yargıtay'ın kararı, çalışma hayatında kayıt eksikliği yaşayan kişiler açısından önemli bir hukuki değerlendirme ortaya koyuyor.
Örneğin geçmişte bir işyerinde fiilen çalıştığı halde SGK'ya bildirilmeyen bir dönem bulunan çalışan, söz konusu sürenin tespit edilmesi için mahkemeye başvurabiliyor. Ancak bunun için çalışmanın gerçekten yapıldığının çeşitli delillerle ortaya konulması gerekiyor.
Tanıkların davacıyla akraba olması da tek başına bu kişilerin ifadelerinin yok sayılması anlamına gelmiyor. Tanığın çalışma koşulları, işyerindeki hizmet süresi, olayı bizzat bilip bilmediği ve diğer delillerle anlatımının uyumlu olup olmadığı birlikte değerlendiriliyor.
Bu nedenle karar, özellikle hizmet tespiti davası, eksik prim günü, sigortasız çalışma ve EYT şartları bakımından dikkat çekici bir hukuki gelişme olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Haber merkezi





