Antalya'da yaşayan Esin Çam, yaklaşık 18 yıl önce dünyaya gelen ve Down sendromu tanısı konulan oğlu Emirhan Çam için hayatını adeta yeniden inşa etti. Bugün 18 yaşına merdiven dayayan Emirhan’ın eğitimi, sağlığı ve sosyal hayata adaptasyonu için haftanın 5 günü etkinlikten etkinliğe koşan anne Çam, tüm özel gereksinimli çocuk ailelerine umut ışığı oluyor. "Hayat çizgimizi Emirhan’a göre çizdik" diyen fedakar anne, oğlunun bir gülümsemesinin tüm yorgunluğunu aldığını ifade ediyor. 18 yıl boyunca bir gün bile oğlunu okulda yalnız bırakmayan Esin Çam, "O sağ olsun bana yeter" diyerek duygularını dile getiriyor. Haberin detaylarında, bir annenin azmi ve özel çocuk ailelerinin "Bizden sonra ne olacak?" sorusuna verdikleri iç burkan ama vakur yanıtlar yer alıyor.

10 AY EVE KAPANDI AMA SONRA KÜLLERİNDEN DOĞDU

Esin Çam, oğlu Emirhan'ın Down sendromlu olduğunu doğumdan 3 gün sonra öğrendiğinde büyük bir şok yaşadı. İkinci doğumu olmasına rağmen bebeğinin kendisine verilmemesiyle bir şeylerin ters gittiğini anlayan anne, tanı konulduktan sonra tam 10 ay boyunca dünyayla bağını kesti. Kendini eve kapatan Çam, o zorlu süreci şu sözlerle anlatıyor: "10 ay sonra kendime, 'Kendini bir silkele, kendine gel, bu çocuk senin çocuğun' dedim. Ondan sonra hastane süreçlerimiz başladı." Psikolojik destek alarak ayağa kalkan anne, doktorunun "Seni dışlayanlar olacak, sen dik durmalısın" tavsiyesini hayat felsefesi haline getirerek toplumun önyargılarına karşı savaş açtı.

KESİM DİM USTALIĞINDAN OĞLUNUN KORUYUCU MELEĞİNE

Hatay'da akraba evliliği kurbanı 3 evladına 52 yılını verdi!
Hatay'da akraba evliliği kurbanı 3 evladına 52 yılını verdi!
İçeriği Görüntüle

Emirhan doğmadan önce tekstil sektöründe kesim dikim ustası olarak çalışan Esin Çam, oğlunun özel durumu nedeniyle mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Emekliliğine az bir zaman kalmasına rağmen 18 yıldır sigortalı bir işte çalışamayan anne, "Çocuğumun peşindeyim, kimseye güvenemiyorum" diyor. Bursa’dan Antalya’ya "nefes almak ve daha iyi bir eğitim" için taşınan aile, tüm maddi ve manevi imkanlarını Emirhan’ın sosyal gelişimi için seferber etti. Emirhan'ın kalbindeki delik operasyonu ve kronik sağlık sorunları ile geçen yıllar, anneyi yıldırmak yerine daha da güçlendirdi.

YAĞMUR ÇAMUR DEMEDEN OKUL KAPISINDA NÖBET TUTTU

Emirhan'ın eğitim hayatı boyunca bir gün bile yalnız kalmadığını vurgulayan fedakar anne, okul önlerinde geçen yıllarını unutamıyor. "Yağmurlu havalarda şemsiyenin altında beklediğimi biliyorum" diyen Çam, oğlunun sosyalleşmesi için adeta bir program yöneticisi gibi çalışıyor. Pazartesiden perşembeye kadar devlet lisesi, ZİÇEV etkinlikleri, folklor ve Engelsiz Kafe arasında mekik dokuyan anne-oğul, boş kalan cuma günlerini ise "balık tutma günü" ilan etti. Emirhan'ın oyuncak balıklarla leğende oynamasından yola çıkarak gerçek olta takımları alan anne, oğlunun her anını dolu dolu yaşatmak için büyük çaba sarf ediyor.

ÖZEL AİLELERİN EN BÜYÜK SANCISI: BİZDEN SONRA NE OLACAK?

Esin Çam’ın hikayesi sadece bir fedakarlık öyküsü değil, aynı zamanda toplumsal bir çağrı niteliği taşıyor. "En büyük hayalim Emir’in ayakta durması" diyen anne, kendisi gibi özel çocuk sahibi olan tüm ailelerin kalbindeki o derin sızıyı dile getiriyor: "Biz ölürsek çocuklarımız ne olacak? Bizim çocuklarımıza biz öldükten sonra sahip çıkılsın." Emirhan’ın okulda yaptığı bir bilekliği "Anne bak bunu ben yaptım" diyerek getirmesinin dünyalara bedel olduğunu söyleyen Çam, özel çocukların eve kapatılmamasını, tablet bağımlılığına mahkum edilmemesini ve mutlaka sosyal hayatın içine dahil edilmesini tavsiye ediyor.

Kaynak: İHA