Türkiye’nin çağdaş sanat alanında fotoğraf, kavramsal sanat ve kentsel ekoloji üzerine çalışmalar yapan Bahar Gökten’in vefat haberi sanat çevrelerinde üzüntüyle karşılandı. Disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan Gökten’in hayatı, eğitim geçmişi ve sanat kariyeri merak konusu oldu.
Bahar Gökten kimdir?
Bahar Gökten, fotoğraf ve kavramsal sanat alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’nin çağdaş sanat ortamında yer edinen disiplinlerarası bir sanatçı ve fotoğrafçı olarak tanınıyordu.
Sanat üretiminde toplumsal meseleleri, çevre sorunlarını ve insanın doğayla kurduğu ilişkiyi merkeze alan Gökten, özellikle kentsel ekoloji ve kolektif yaşam üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarla dikkat çekti.
Fotoğrafı yalnızca görsel bir anlatım aracı olarak değerlendirmeyen Gökten, çalışmalarında toplumsal yaşamın farklı katmanlarını belgeleyen ve sorgulayan bir yaklaşım benimsedi.
Eğitim hayatı
Bahar Gökten, lisans eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi Fotoğraf ve Video Bölümü’nde tamamladı.
Sanat alanındaki akademik çalışmalarını ise Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sanat ve Tasarım Bölümü’nde sürdürdü. Eğitim hayatı boyunca fotoğraf, görsel sanatlar ve kavramsal üretim alanlarında çalışmalar gerçekleştiren Gökten, akademik birikimini sanat pratiğine yansıttı.
Studio Vivente’yi kurdu
Gökten’in sanat çalışmalarında önemli bir yere sahip olan Studio Vivente, onun disiplinlerarası üretim anlayışını ortaya koyduğu platformlardan biri oldu.
Studio Vivente çatısı altında toplumsal cinsiyet, sınıfsal eşitsizlik, kent yaşamı, insan-doğa ilişkisi ve ekolojik dönüşüm gibi konular üzerine çalışmalar yürüttü.
Sanatçı, bireysel üretimin yanı sıra toplumsal faydayı önceleyen projeleriyle de dikkat çekti.
Kentsel ekoloji ve topluluk bahçeciliğine odaklandı
Bahar Gökten’in çalışmalarında öne çıkan başlıklardan biri de kentsel tarım ve topluluk bahçeciliği oldu.
Modern kent yaşamının yoğunluğu içerisinde insanların doğayla yeniden bağ kurma çabasını inceleyen Gökten, farklı toplulukların oluşturduğu bahçeleri ve kentsel tarım alanlarını fotoğraf ve görsel çalışmalar aracılığıyla belgeledi.
Bu çalışmalar, kentlerin yalnızca yapılaşmadan oluşan alanlar olmadığını, aynı zamanda ekolojik ve sosyal yaşamın yeniden kurulabileceği mekânlar olduğunu ortaya koymayı amaçladı.
İnsan ve doğa ilişkisini sanatla anlattı
Gökten’in sanat anlayışında insanın doğayla ilişkisi önemli bir yer tuttu.
Kentleşme, çevresel dönüşüm ve bireyin modern şehir içerisindeki yaşamı üzerine düşünen sanatçı, fotoğrafı bu konuların görünür hale getirilmesinde önemli bir araç olarak kullandı.
Çalışmalarında doğaya dönüş arayışı ile modern kent insanının yaşadığı varoluşsal sorunları bir araya getiren Gökten, çevre bilincinin sanat yoluyla güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefledi.
Bahar Gökten neden öldü?
Bahar Gökten’in vefat haberinin ardından en çok araştırılan konuların başında ölüm nedeni geldi.
Ancak mevcut bilgiler içerisinde Gökten’in hangi nedenle hayatını kaybettiğine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle ölüm sebebi konusunda herhangi bir hastalık, kaza veya başka bir neden üzerinden kesin ifadeler kullanmak doğru değildir.
Sanatçının vefatının ardından paylaşılan bilgilerde daha çok hayatı, sanat çalışmaları ve kültür-sanat dünyasına bıraktığı iz öne çıkıyor.
Bahar Gökten’in cenazesi ne zaman ve nerede?
Edinilen bilgilere göre Bahar Gökten için İstanbul’da cenaze töreni düzenlendi.
Gökten’in cenazesi, Üsküdar Karacaahmet Şakirin Camii’nde ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında toprağa verildi.
Genç sanatçının vefatı, birlikte çalışmalar yürüttüğü sanatçılar, akademik çevreler ve çevre alanında faaliyet gösteren kişiler arasında üzüntüyle karşılandı.
Sanat dünyasında bıraktığı iz
Bahar Gökten, kısa yaşamına farklı disiplinleri bir araya getiren çalışmalar sığdırdı. Fotoğrafı; toplumsal meseleleri, kent yaşamını ve ekolojik sorunları anlatmak için kullanan sanatçı, üretimlerinde bireysel bakış ile toplumsal faydayı bir araya getirdi.
Kentsel tarım, topluluk bahçeleri, doğayla yeniden bağ kurma ve sürdürülebilir yaşam gibi başlıklara odaklanan çalışmaları, sanatın toplumsal ve çevresel konuların anlatılmasındaki rolünü ortaya koydu.
Gökten’in ardından sanat çevrelerinde oluşan üzüntü, onun yalnızca bir fotoğrafçı olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve ekolojik meseleleri sanatının merkezine taşıyan bir üretici olarak hatırlanacağını gösterdi.




