Küresel jeopolitik krizler, dünya ticaret rotalarını ve ham madde tedarik zincirlerini kökten sarsmaya devam ediyor. Orta Doğu'da patlak veren ve küresel piyasaları abluka altına alan ABD/İsrail-İran savaşı, tekstil ve hazır giyim sektörünün ana girdisi olan iplik sanayisinde kartların yeniden karılmasına neden oldu. Savaşın yarattığı lojistik çıkmazlar ve enerji krizi, petrol bazlı sentetik elyaf ile orijinal pamuk fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Yaşanan bu ham madde şoku karşısında maliyetleri düşürmek isteyen dev markalar, tekstil atıklarının mekanik yöntemlerle parçalanıp yeniden lif haline getirilmesiyle elde edilen çevre dostu ve ekonomik "rejenere (geri dönüştürülmüş) iplik" modeline yöneldi. Dünyada iplik üretimi ve ihracatında beşinci sırada yer alan Türkiye, bu kriz sürecinde küresel pazara yön veriyor. Özellikle Türkiye’nin iplik üretim yükünü sırtlayan Kahramanmaraş, Uşak ve Gaziantep ile birlikte lisanslı geri dönüşüm tesisleri sayesinde dünya devlerinin bir numaralı tedarikçisi konumuna yükseldi. İşte Orta Doğu'daki savaşın piyasalara küresel etkisi, rejenere iplikte yaşanan dev talep patlaması ve Kahramanmaraş tekstil sanayisinin küresel arenadaki göğüs kabartan rolü…
KAHRAMANMARAŞ VE UŞAK KÜRESEL GERİ DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİ OLDU
Geri dönüştürülmüş iplik sektöründe faaliyet gösteren firmanın sahibi Mehmet Serbülent Karabulut, küresel piyasalarda yaşanan bu tarihi kırılmayı Anadolu Ajansı (AA) muhabirine detaylarıyla aktardı. Türkiye’nin iplik üretimi ve ihracatında dünyada beşinci sırada yer alan güçlü ve iddialı bir konumda olduğunu hatırlatan Karabulut, rejenere iplik üretiminde ülkenin çok büyük bir altyapıya sahip olduğunu vurguladı. Türkiye genelinde atık geri dönüşüm lisansına sahip 150’ye yakın stratejik firmanın bulunduğunu belirten Karabulut; Kahramanmaraş, Uşak ve Gaziantep illerinin bu üretim ağının sac ayaklarını oluşturduğunu ifade etti. Uşak Ticaret ve Sanayi Odası (UTSO) tekstil geri dönüşüm raporlarına da atıfta bulunan Karabulut, sadece Uşak’ta yılda 900 bin ton tekstil atığının işlendiğini, Kahramanmaraş ve diğer üretim merkezleri de dahil edildiğinde Türkiye’nin yıllık 1,5 milyon tondan fazla devasa bir tekstil atığı geri dönüşüm hacmini yönettiğini açıkladı.

SENTETİK ELYAF YÜZDE 70 ZAMLANDI: TEKSTİLCİ REJENEREYE KOŞUYOR
Savaşın başladığı günden bu yana geçen 70 günü aşkın sürede Amerikan Pamuk vadelilerinin yüzde 32 yükseldiğini ifade eden Mehmet Serbülent Karabulut, petrol bazlı sentetik elyaf fiyatlarının ise aynı dönemde yüzde 70 gibi olağanüstü bir artışla kilogram başına 1,70 dolara fırladığını dile getirdi. Ham madde maliyetlerindeki bu dikey yükselişin doğrudan polyester iplik fiyatlarına yansıdığını aktaran Karabulut, "Pamuk ve polyester arasındaki fiyat makası çok daraldı. Bu durum tekstilcilerin polyesterden kaçıp pamuğa yönelmesine neden oluyor. Ancak orijinal pamuk fiyatları da fahiş seviyelere ulaştığı için, daha düşük maliyetli olan ve rejenere pamuktan üretilen iplikler son iki ayda büyük bir talep patlaması yaşadı. Bizim de ana iş kolumuz rejenere iplik üretimi ve son iki ayda yurt dışı alıcılarımızdan gelen taleplerle iş hacmimiz tam yüzde 30 arttı. Taleplerde savaş etkisini çok net görüyoruz" şeklinde konuştu.
GÜNEY AMERİKA'DAN "MADE IN TÜRKİYE" ETİKETİ TALEBİ: ÇİN'İ GERİDE BIRAKTIK
Türkiye'de ve özellikle tekstil endüstrisinin kalbi olan Kahramanmaraş ile Uşak'ta üretilen dönüşüm ipliklerinin en büyük alıcılarının Avrupa, Güney Amerika ve Kuzey Afrika ülkeleri olduğu belirtildi. Güney Amerika'daki tekstil üreticilerinin, AB ve ABD pazarlarına ihracat gerçekleştirebilmek için özellikle "sertifikalı geri dönüştürülmüş iplik" talep ettiğini vurgulayan Karabulut, Brezilya, Kolombiya, Honduras, Panama, Şili, Peru ve Venezuela gibi ülkelerdeki büyük iplik toptancılarının Çin yerine Türkiye'yi tercih ettiğini söyledi. Karabulut, "En son Şili’deki bir müşterimiz, ambalajların üzerine özellikle 'Made in Türkiye' etiketi koymamızı istedi. Güney Amerika’da Türkiye’nin, Kahramanmaraş ve Uşak tesislerinde ürettiği rejenere ipliğin Çin’den çok daha kaliteli olduğu yönünde sarsılmaz bir algı var. Ürettiğimiz ipliğin kalitesine ve en önemlisi Türk tekstilcisinin güvenilirliğine inanıyorlar" dedi.

AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI VE KAHRAMANMARAŞ İÇİN BÜYÜK FIRSAT
Kırpıntı kumaşlardan ve eski giysilerden üretilen rejenere ipliklerin en büyük avantajlarından birinin de kendinden boyalı olması sebebiyle "boya maliyetinin" bulunmaması olduğunu belirten Karabulut, petrol türevi kimyasalların ve enerji maliyetlerinin tavan yaptığı bu dönemde rejenere ipliğin kilogram fiyatının 60 liradan 80 liraya çıksa da orijinal pamuk ipliğindeki artışın yanında çok ekonomik kaldığını kaydetti. Türkiye’nin iplik sektörünün 2025 yılında yaklaşık 2,2 milyar dolarlık dev bir ihracata imza attığını, küresel tekstil geri dönüşüm pazarının ise 2025'te 5,6 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirten Karabulut, "Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakat çerçevesinde tekstil dönüşümüne hayati bir önem veriyor. Kaliteden ödün vermezsek, Global Recycled Standard (GRS) sertifikasına sahip bizim gibi firmalara çok büyük ihtiyaç duyulacak. İlerleyen süreçte Avrupa’nın tekstil dönüşümünün aslan payını Türkiye alabilir ve bu pazarda açık ara dünya lideri olabiliriz" diyerek Kahramanmaraş ve Türkiye genelindeki tekstil yatırımlarının geleceğine dair vizyoner bir vizyon ortaya koydu.
Kaynak: AA



