Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesi Güneşevler Mahallesi’nde, 6 Şubat depremlerinin ilk saniyelerinde yerle bir olan ve 42 vatandaşa mezar olan Bad-ı Saba Konutları A Blok davasında adaletin seyrini değiştirecek kritik bir gelişme yaşandı. Konya Teknik Üniversitesi’nden 6 akademisyenin hazırladığı ek bilirkişi raporu, Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasına girdi. Rapor, facianın sadece bir müteahhit hatası değil, imar planlamasından zemin etüdüne kadar uzanan devasa bir "ihmal zinciri" olduğunu bilimsel verilerle ortaya koydu. Özellikle, başlangıçta 8 kat olarak öngörülen imar izninin, Belediye Meclisi kararlarıyla bilimsel dayanak olmaksızın 15 kata çıkarılması, yıkımın ana nedenlerinden biri olarak gösterildi. 29 Mart 2026 itibarıyla kamuoyuna yansıyan raporda, bu artışa onay veren yerel yönetim yetkilileri hakkında ağır suçlamalar yer alıyor. Peki, rapordaki "asli kusur" atıfları kimleri kapsıyor ve deprem ivmesi gerçekten binayı yıkacak güçte miydi? İşte 42 kişinin hayatını kaybettiği o binaya dair kan donduran bilirkişi tespitleri…

DEPREM İVMESİ SINIRLARDA KALDI: BİNA FEN KURALLARINA AYKIRIYDI

Bilirkişi raporunun en çarpıcı bölümlerinden biri, depremin şiddetine dair yapılan analiz oldu. Raporda, 6 Şubat depremlerinde ölçülen yer ivmelerinin Bad-ı Saba Konutları’nın tasarım değerlerini yıkıma yol açacak düzeyde aşmadığı belirtildi. Çevredeki binaların yıkılmayıp "orta" veya "ağır hasarlı" olarak ayakta kalması, Bad-ı Saba’nın yıkılmasında mühendislik ve fen kurallarına aykırılığın belirleyici olduğunu kanıtladı. Uzmanlar, "Sağlıklı bir yapının ortaya çıkması için teknik ekibi seçen ve yöneten müteahhit, yıkımdan asli derecede sorumludur" ifadesini kullanarak faturayı organizasyonun başındaki isme kesti.

İMAR DEĞİŞİKLİĞİ VE 15 KAT İZNİ: YETKİLİLER ASLİ KUSURLU

Raporda yerel yönetimleri doğrudan hedef alan en sert tespit, imar artışıyla ilgili oldu. Bad-ı Saba Konutları’nın bulunduğu bölgenin "yamaç molozu ve alüvyon" özellikli, heterojen bir zemin yapısına sahip olduğu, yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu vurgulandı. Buna rağmen, 8 kat olan imar izninin 15 kata çıkarılmasında detaylı bir bölgesel zemin araştırması yapılmadığı saptandı. Raporda, "Zeminde problem olmadığı tespit edilmeden kat artırımı yapan yetkililerin asli kusurlu olduğu değerlendirilmektedir" denilerek, 11 Nisan 2017’deki meclis kararında imzası olanlar işaret edildi.

ASMA KAT ZAFİYETİ VE STATİK PROJE HATALARI

Mühendislik hatalarına da geniş yer verilen raporda, mimari projede yer alan asma kat durumunun birinci derece deprem bölgesi için kaçınılması gereken bir tasarım zafiyeti (yumuşak kat etkisi) oluşturduğu belirtildi. Statik proje müellifi, bu zafiyeti yorumlamaması ve paket programlara bağlı kalarak hata yapması nedeniyle kusurlu bulundu. Ayrıca, zemin etüt raporundaki eksiklikler ve zemin iyileştirme önerisi sunulmaması nedeniyle ilgili jeoloji mühendisi de "asli kusurlu" kategorisine alındı.

ÇOK AKTÖRLÜ İHMAL ZİNCİRİ: KİMLER YARGILANIYOR?

Rapor, facianın "çok aktörlü ve çok aşamalı bir ihmal" sonucu yaşandığını tescilledi. Davada; müteahhit ve şantiye şefi Şahin Avşaroğlu’nun yanı sıra, statik ve mimari proje müellifleri, yapı denetim firması yetkilileri ve belediyenin ilgili teknik personeli dahil toplam 10 sanık 22 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Bilirkişi heyeti, yapı denetim firması yetkililerini de zemin etüt raporundaki hataları denetlemedikleri gerekçesiyle asli kusurlu buldu.

Kahramanmaraş'ta "Akıl ve İman" söyleşisi düzenlendi
Kahramanmaraş'ta "Akıl ve İman" söyleşisi düzenlendi
İçeriği Görüntüle

GÖZLER 2 NİSAN'DAKİ DURUŞMADA

Yeni raporun dosyaya eklenmesiyle birlikte, 2 Nisan’da görülecek olan bir sonraki duruşma davanın seyri açısından kritik bir dönemeç olacak. Mağdur ailelerin avukatları, belediye meclis üyeleri ve imar planı değişikliğinde imzası bulunan tüm yetkililerin de yargılamaya dahil edilmesini talep ediyor. Bad-ı Saba Konutları davası, Türkiye’deki deprem davaları için "imar izni verenlerin sorumluluğu" noktasında emsal bir karar çıkma potansiyeli taşıyor.

Kaynak: ANKA