Yazar ve aile danışmanı Asiye Türkan ile gazeteci yazar Meliha Küçükönder, 7 sayısının manevi ve sembolik anlamından insanın ruhsal gelişimine, yaşam döngülerinden beden ve cinsellik algısına kadar uzanan kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdi. Meliha İç Gönder YouTube kanalında yayınlanan programda, günlük yaşamda sıkça karşılaşılan 7 sayısının farklı inanç, kültür ve düşünce sistemlerindeki yeri ele alındı. Söyleşide özellikle 7 yıllık yaşam döngüleri, tasavvuftaki nefis mertebeleri, çakralar, insanın kendisini tanıması ve anlam arayışı üzerinde duruldu.
7 sayısı yaşam döngülerinin sembolü olarak ele alındı
Programın başlangıcında 7 sayısının insan hayatındaki yeri üzerine değerlendirmelerde bulunan Asiye Türkan, özellikle 7 yıllık dönemlerin kişinin hayatında değişim ve dönüşüm süreçlerine işaret edebileceğini ifade etti. Türkan, insanın bu dönemlerde kendisini yenileyebileceğini, gelişebileceğini veya aynı noktada kalabileceğini belirterek, hayat yolculuğunun bir anlamda sürekli değişim ve tekamül süreci olduğunu dile getirdi. Kendi kitabı “Doğru Cinselliğe Çağrı” üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Türkan, eserin 7 bölümden oluştuğunu, kitabın hazırlanma sürecinin de yaklaşık 7 yıla yayıldığını anlattı. Bunun planlanmış bir durum olmadığını belirten Türkan, kitabın ortaya çıkış sürecini kendi yaşamındaki değişimlerle birlikte değerlendirdi.
İslam ve tasavvufta 7 sayısına dikkat çekildi
Sohbette 7 sayısının yalnızca günlük hayatta kullanılan bir rakam olmadığı, farklı kültürel ve manevi alanlarda da sembolik anlamlar taşıdığı görüşü dile getirildi. Türkan, İslam'da, tasavvufta, mitolojide, masallarda ve farklı düşünce sistemlerinde 7 sayısının karşılıklarının bulunduğunu ifade etti. Tasavvuftaki nefis mertebeleri üzerinden de 7 sayısına değinen Türkan, insanın nefsin farklı aşamalarından geçerek daha olgun ve bütünleşmiş bir hale ulaşabileceğine dikkat çekti. Söyleşide ayrıca yedi gök ve yedi yer gibi dini referanslara değinilirken, 7 sayısının tamamlanma ve dönüşüm fikriyle ilişkilendirildiği ifade edildi.
Yedi çakra üzerinden beden ve ruh ilişkisi ele alındı
Programın dikkat çeken bölümlerinden biri de 7 çakra üzerinden yapılan değerlendirmeler oldu. Kök çakradan taç çakraya uzanan sistemin insanın güven, aidiyet, yaratıcılık, özgüven, sevgi, iletişim, sezgi ve ruhsallık gibi farklı yönleriyle ilişkilendirildiği anlatıldı. Söyleşide bu yaklaşımın insanın psikolojik ve manevi dünyasını anlamaya yönelik sembolik bir çerçeve sunduğu ifade edildi. Türkan, insanın yalnızca fiziksel bedeninden ibaret olmadığını, beden, ruh, bilinç ve anlam arayışının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Önce kendimizi var etmemiz gerekiyor”
Sohbette insanın başkalarından değer ve saygı beklemeden önce kendisiyle kurduğu ilişkinin önemine de dikkat çekildi. Türkan, kişinin kendisine güvenmesi, kendi değerini fark etmesi ve varlığını önce kendisine kabul ettirmesi gerektiğini belirtti. İnsanın kendisini tanımadan sağlıklı ilişkiler kurmasının zorlaşabileceğini ifade eden Türkan, özellikle kadınların kendi bedenleri ve kimlikleriyle kurdukları ilişkinin önemine vurgu yaptı.
Kadınların sembolik rolleri üzerinden mesajlar verildi
Söyleşide 7 sayısı üzerinden farklı kadın karakterlerin yaşamları da ele alındı. Hz. Havva, Hz. Asiye, Hz. Hacer, Hz. Meryem, Hz. Hatice, Hz. Ayşe ve Hz. Fatıma gibi isimlerin farklı değerleri temsil eden sembolik örnekler olarak değerlendirildiği konuşmada; teslimiyet, fedakarlık, iffet, sevgi, destek, ilim ve hikmet gibi kavramlar üzerinde duruldu. Bunun karşısında ise inkâr, isyan, öfke, ihtiras ve dünyevi güç gibi kavramlarla ilişkilendirilen kadın figürlerinden söz edildi. Türkan, bu örneklerin insanın hayatındaki tercihlerin ve yönelişlerin sonuçlarını anlamak açısından değerlendirilebileceğini söyledi.
Cinsellik ve beden algısı da konuşuldu
Programın ilerleyen bölümünde insanın kendi bedenini tanıması ve cinselliğe yönelik toplumsal yaklaşımlar ele alındı. Türkan, cinsellik kavramının çoğu zaman yalnızca cinsel ilişki üzerinden değerlendirildiğini belirterek, kendi çalışmasında cinsiyet ve insanın beden algısı üzerinden daha geniş bir çerçeve oluşturmaya çalıştığını ifade etti. Özellikle çocukluk döneminden itibaren bireylere aktarılan bazı kalıpların yetişkinlik dönemindeki beden ve cinsellik algısını etkileyebileceği değerlendirmesinde bulunan Türkan, mahremiyet konusunda doğru bilgilendirmenin önemine dikkat çekti.
“İffet sadece kadın üzerinden konuşulmamalı”
Söyleşide iffet kavramının yalnızca kadınlarla ilişkilendirilmesinin doğru olmadığı görüşü de gündeme geldi. Türkan, iffet kavramının hem kadın hem erkek açısından ele alınması gerektiğini belirterek, bunun insanın kişiliği, onuru ve kendi davranışlarıyla ilgili bir değer olduğunu ifade etti. Kur'an'daki bazı anlatımlardan hareketle iffet kavramının erkek açısından da ele alındığını belirten Türkan, bu konunun toplumsal cinsiyet kalıplarının ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ruh, tin ve insanın anlam arayışı
Sohbetin önemli başlıklarından biri de “tin” kavramı oldu. Türkan, tinin insanın ruhsal özü, iç dünyası ve manevi yönüyle bağlantılı olduğunu belirterek, insanın yaşamını anlamlandırma çabasının da bu noktada önem kazandığını ifade etti. İnsanın yalnızca maddi ihtiyaçları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Türkan, kişinin hayatındaki anlam arayışının ruhsal olgunlaşma sürecinin önemli bir parçası olduğunu dile getirdi.
“Asıl olan beden değil, hedef”
Söyleşide insan bedeni bir araç, hayatın hedefi ise ulaşılması gereken menzil olarak değerlendirildi. İnsanların çoğu zaman bedenleri, dış görünüşleri ve fiziksel özellikleri üzerinde yoğunlaştığını belirten Türkan, asıl önemli olanın insanın yaşamındaki hedef ve anlam olduğunu söyledi. Bu yaklaşımı bir yolculuk metaforuyla anlatan Türkan, kişinin kullandığı “bineğe” değil, ulaşmak istediği menzile odaklanması gerektiğini ifade etti.
Dua, zikir ve meditasyon da gündeme geldi
İnsanın iç huzur arayışı kapsamında dua, zikir ve meditasyon gibi uygulamalara da değinilen programda, farklı geleneklerde kişinin zihinsel ve ruhsal dinginliğine yönelik yöntemlerin bulunduğu belirtildi. Sohbette insanın kendisini hayatın akışına bırakabilmesi, güven duygusunu geliştirmesi ve nefsini terbiye etmesinin içsel huzur açısından önemli olduğu görüşü paylaşıldı.
“Bu bir tamamlanma yolculuğu”
Programın sonunda insan hayatının bir gelişim ve tamamlanma yolculuğu olduğu vurgulandı. Asiye Türkan, kişinin kendi sınırlarını fark etmesi, kendisini tanıması ve içsel dünyasıyla barışması halinde daha bütünlüklü bir yaşam kurabileceğini ifade etti. Meliha Küçükönder ve Asiye Türkan, söyleşinin devamında cinsellik, beden, insanın kendisini tanıması ve konuşulmayan konuların daha ayrıntılı biçimde ele alınacağını belirterek programın ikinci bölümünün de hazırlanacağını duyurdu.
Söyleşi, 7 sayısının sembolik anlamından yola çıkarak insanın beden, ruh, bilinç, aile, cinsiyet ve manevi gelişim yolculuğuna ilişkin farklı bakış açılarını bir araya getirdi.





