Van’da kökleri binlerce yıl öncesine dayanan savat sanatı, unutulmaya yüz tutmuşken yeniden hayat buluyor. Gümüş üzerine işlenen ince motiflerin siyah renkli özel bir alaşımla doldurulmasıyla ortaya çıkan savatlı gümüş işlemeciliği, hem zahmetli hem de sabır isteyen bir süreçten geçiyor.

Yaklaşık 25 ayrı aşamadan oluşan bu geleneksel üretim biçimi, bir dönemin en kıymetli zanaatları arasında yer alıyordu. Bugün ise Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı usta Sadık Binici’nin atölyesinde yeniden canlandırılıyor. Amaç sadece üretmek değil; bu kadim mirası genç kuşaklara aktarmak.

URARTU’DAN GÜNÜMÜZE UZANAN SAVAT SANATI
Savat sanatı, bölgede hüküm süren Urartu Krallığı dönemine kadar uzanıyor. O yıllarda geliştirilen gümüş işleme teknikleri, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetler tarafından benimsendi ve geliştirildi. Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar bu zanaata sahip çıktı. Özellikle Osmanlı döneminde savatlı gümüş işlemeciliği altın çağını yaşadı.

1915 yılına kadar Van’da 100’ün üzerinde kuyumcu atölyesinin faaliyet gösterdiği biliniyor. Üretilen kemerler, takılar, tabakalar ve süs eşyaları dünyanın farklı ülkelerine gönderiliyordu. Ancak savaş ve göç süreçleriyle birlikte atölyeler birer birer kapandı. Savat sanatı uzun yıllar sessizliğe gömüldü. Bugün yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılan bu miras, sadece bir el sanatı değil; aynı zamanda kentin kültürel hafızası olarak görülüyor.

44 YILLIK USTA, GENÇLERE SAVATLI GÜMÜŞ İŞLEMECİLİĞİ ÖĞRETİYOR
Savatlı gümüş işlemeciliği ustası Sadık Binici, mesleğe iki ustanın yanında çırak olarak başladı. Yıllar içinde kendi yorumunu katarak tekniğini geliştirdi. Yüzükten kolyeye, kemerden broşa kadar birçok üründe Van’ın tarihi ve kültürel motiflerini işliyor. Her bir parça, hem estetik hem de geleneksel bir anlatı taşıyor.
Binici, şu anda kentte savat sanatını ham gümüşten nihai ürüne kadar tüm aşamalarıyla sürdüren tek atölye olduklarını söylüyor.

Atölyesinde 6 kişi çalışıyor. Gençlere bu zanaatı sabırla öğretiyor. Ona göre savat sanatı, Van için yalnızca ekonomik bir değer değil, aynı zamanda kimlik meselesi. Son dönemde yerli ve yabancı turistlerin ilgisinin arttığını, özellikle el işçiliğine dayalı özgün ürünlere talebin yükseldiğini belirtiyor. Ama en büyük hedefi, bu mesleğin kendisinden sonra da devam etmesi.

VAN SAVAT EVİ PROJESİ İLE NESİLLERE AKTARILACAK
Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) da savat sanatının yeniden canlandırılması için çalışma yürütüyor. DAKA Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, savatlı gümüş işleme sanatının Cumhuriyet öncesinde Van’da yaygın olduğunu, ancak 1915 sonrasında büyük ölçüde kesintiye uğradığını ifade ediyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında, Van Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ile Van Savatını Yaşatma Derneği iş birliğinde “Van Savat Evi Projesi” başlatıldı. Proje kapsamında iki yıl boyunca 20 gence savat sanatının tüm aşamaları öğretilecek. Ham gümüşten nihai ürüne uzanan süreç adım adım aktarılacak. Hedef, yeni ustalar yetiştirmek ve savat sanatını yeniden aktif bir ticari iş kolu haline getirmek.

VAN İÇİN KÜLTÜREL VE EKONOMİK BİR DEĞER
Savat sanatı, Van’ın kültürel kimliğinin önemli parçalarından biri olarak görülüyor. El emeğine dayalı üretim, hem turizm hem de yerel ekonomi açısından potansiyel taşıyor. Gelen ziyaretçiler sadece ürün satın almıyor; aynı zamanda bu zanaatin hikâyesini de dinliyor.

Bugün küçük bir atölyede süren üretim, aslında daha büyük bir kültürel dönüşümün işareti. Savat sanatı yeniden görünür oldukça, Van’ın geçmişi de yeniden hatırlanıyor. Usta-çırak ilişkisiyle aktarılan bilgi, bir geleneğin sessiz ama kararlı yürüyüşünü sürdürüyor.

Kaynak: DHA





