BOĞAZ’IN TARİHİ SİLÜETİNDE YENİDEN DOĞUŞ
İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında, tarihî yarımadanın ruhunu taşıyan en zarif yalı camilerinden biri olan Kandilli Camii, geçirdiği kapsamlı restorasyon sürecinin ardından yeniden ihtişamına kavuştu. Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu denetiminde 2024 yılında start alan çalışmalar, iki yıl süren hummalı bir çabayla nihayete erdi. Sultan I. Mahmud döneminden günümüze uzanan, 1751 yılından beri bölgenin manevi kalbi olan bu yapı, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda Osmanlı mimarisinin zarafetini günümüze yansıtan bir kültür mirası.
Restorasyonun tamamlanarak Kurban Bayramı'nda ibadete açılması, hem semt sakinleri hem de İstanbul'un tarih tutkunları arasında büyük bir sevinçle karşılandı. Caminin yeniden açılışı, adeta Boğaz’ın iki yakasında manevi bir bayram havası estirdi. Uzmanlar, yapının Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın izlerini taşıyan ahşap çatılı ve kâgir kurgusunun, bu restorasyonla birlikte uzun yıllar daha korunacağını belirtiyor.
KANDİLLİ İSMİ NEREDEN GELİYOR?
Kandilli semtinin ismi üzerine yüzyıllardır anlatılan iki temel rivayet, bölgenin tarihsel derinliğini gözler önüne seriyor. Birinci rivayete göre, IV. Murad döneminde Revan Seferi öncesi yaptırılan sarayda dünyaya gelen şehzade şerefine yedi gün yedi gece boyunca düzenlenen "kandil alayları", semtin bugünkü isminin temelini oluşturdu. İkinci rivayet ise, padişahların deniz yoluyla dönüşlerinde sahilde yakılan kandillerin oluşturduğu görsel şölene işaret ediyor. Kandilli Camii’nin avlusundaki ferforjelerden kapı tokmağına kadar her detayda bu tarihi isme bir atıf yapılması, projenin en dikkat çekici "sadakat" örneği olarak görülüyor.
1600'LÜ YILLARIN TEKNİKLERİYLE RESTORASYON
Caminin restorasyonu sırasında uygulanan teknikler, adeta bir zaman yolculuğu niteliğinde. Mihrapta yer alan ve geçmişte deforme olan çini panoların eksik parçaları, 17. yüzyılın geleneksel üretim teknikleriyle atölyelerde yeniden üretildi. Hattat Davut Bektaş ve Ali Toy gibi ustaların elinden çıkan hat yazıları, yapının manevi dokusunu taçlandırdı. Taç kapıya işlenen Bakara suresi 127. ayeti, estetik ve maneviyatın uyumunu temsil ediyor.
Restorasyon sürecinde öne çıkan diğer teknik detaylar şöyle sıralanıyor:
-
Çıtakari Tavan: Üç ay süren yoğun çalışma ile tavan motifleri özgün haline döndürüldü.
-
Kalemişi Raspası: İki ay süren çalışma sonucunda alt katmanlardaki orijinal renkler ortaya çıkarıldı.
-
Altın Varak Uygulamaları: Minare alemleri ve minberdeki bakır bölümlerde geleneksel yöntemlerle altın varak tazelendi.
-
Çevre Düzenlemesi: İşgallerden arındırılan avluya, caminin ihtiyacı olan şadırvan ve abdesthane yeniden inşa edildi.
TARİHSEL HAFIZANIN GELECEĞE AKTARIMI
Kandilli Camii'nin restorasyonu, sadece binaların fiziksel olarak güçlendirilmesi değil, aynı zamanda İstanbul’un toplumsal hafızasının korunması anlamını taşıyor. 1916’daki büyük yangında kül olup 1931’de yeniden inşa edilen yapı, bugün hem 18. yüzyılın estetiğini hem de 20. yüzyılın başındaki milli mimari anlayışını bir arada barındırıyor. Ayhan Ailesi’nin kıymetli katkılarıyla hayata geçen bu restorasyon, gelecekteki restorasyon projeleri için de bir rehber niteliğinde.
İstanbul'un gürültüsünden uzak, Boğaz'ın esintisini taşıyan bu yalı camii, şimdi her zamankinden daha güçlü ve huzurlu. İstanbul’a yolu düşenlerin, tarihi bir soluklanma için uğraması gereken en özel duraklardan biri olan Kandilli Camii, dört asırlık hikâyesine yeni sayfalar eklemeye hazır.
Kaynak: DHA




