Kahramanmaraş’ta NATO zirvesi için yapılan hazırlıklar ve bu süreçte gerçekleşen yüksek harcamalar, vatandaşlar arasında derin bir fikir ayrılığına yol açtı. Şehrin sokaklarında mikrofon uzattığımız vatandaşlar, bir yandan ülkenin uluslararası arenadaki prestijini savunurken, diğer yandan ekonomik koşullar ve emekli maaşları üzerinden sert eleştirilerde bulundu. İşte vatandaşların gözünden NATO zirvesi tartışması.
Türkiye’nin uluslararası diplomaside üstlendiği aktif rol ve ev sahipliği yaptığı dev organizasyonlar, her zaman kamuoyunun en çok konuştuğu gündem maddeleri arasında yer alıyor. Son dönemde gerçekleşen NATO zirvesi hazırlıkları ve bu süreçte harcanan bütçeler, özellikle ekonomik dar boğazdan geçen kesimlerin odağında bulunuyor. Kahramanmaraşlı vatandaşlar, devletin vitrinini süsleyen bu harcamaları bir "prestij meselesi" olarak görenler ile "sosyal adalet ve emekli geçimi" ekseninde değerlendirenler olarak ikiye ayrıldı.
"ULUSLARARASI PRESTİJ GÖSTERGESİ"
Organizasyonun maliyetinden ziyade, Türkiye’nin dünyadaki konumuna vurgu yapan vatandaşların ortak görüşü, bu tür zirvelerin ülkenin "büyük devlet" olduğunu kanıtladığı yönünde. Şehir merkezinde konuştuğumuz bir vatandaş, böylesine devasa organizasyonların yapılmasının bir zorunluluk olduğunu ifade ederek, "Bence bu çok büyük ve önemli bir toplantı. Kesinlikle yapılmalıydı. Bu tür organizasyonlar ülkemizin ne kadar büyük, güçlü ve gelişmiş olduğunu dış dünyaya karşı gösteriyor. 'Yapılmamalıydı' demek, vizyonsuzluktur. Keşke sadece NATO değil, tüm dünya liderlerini bu şekilde ağırlayabilsek. Ülkemizin güvenliği ve geleceği konusunda bu tür zirveler hayati önem taşıyor" şeklinde konuştu.
Bu kesimdeki vatandaşlar, harcanan parayı bir "gider" değil, ülkenin uluslararası itibarını güçlendirecek bir "yatırım" olarak tanımlıyor. Görüşlerini dile getirenler, harcamaları eleştiren kesimi "olayların global etkilerini anlayamamakla" itham ederek, Türkiye’nin dünyada söz sahibi olması için bu tür platformlarda bulunması gerektiğini savunuyor.
EMEKLİLERİN EKONOMİK ÇIĞLIĞI: "PARANIN ÜÇTE BİRİ EMEKLİYİ İHYA EDERDİ"
Diğer tarafta ise geçim derdiyle boğuşan, özellikle emekli vatandaşların yükselen bir sitemi göze çarpıyor. NATO zirvesine ayrılan bütçenin, hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında eriyen maaşlarla kıyaslandığı noktada sesler yükseliyor. Emekli bir vatandaş, yapılan harcamalara karşı çıkarak, "Ben emekliyim. Maaşımıza yapılan zam belli, 3,5 milyar TL gibi bir rakam telaffuz ediliyor. Oraya harcanan paranın üçte biri bile olsa, tüm emeklilere paylaştırılsa memleket ihya olurdu. İnsanların evine ekmek götüremediği bir ortamda bu kadar gösterişli harcamalar yapılması, vatandaşın vicdanını sızlatıyor" diyerek tepkisini dile getirdi.
Bu kesim, devletin önceliğinin "dışarıya karşı güçlü görünmek" değil, "içerideki vatandaşın refah seviyesini yükseltmek" olması gerektiğine dikkat çekiyor. "Dışarıya yapılan harcama, içerideki eksikliği örtmez" görüşünü savunanlar, ekonomik dar boğazın hissedildiği bu dönemde kemer sıkma politikasının sadece halka değil, devlet yönetimine de yansıması gerektiğini savunuyor.
GÜVENLİK VE EKONOMİ DENGESİ
Kahramanmaraş halkı arasında yapılan görüşmelerde, tartışmanın temelinde aslında bir güvenlik-refah dengesinin olduğu görülüyor. Bir grup vatandaş, NATO üyeliğinin ve zirve ev sahipliğinin Türkiye’nin güvenlik şemsiyesi için vazgeçilmez olduğunu savunurken, diğer grup bu güvenliğin ancak refah seviyesi yüksek bir toplumla sağlanabileceğini vurguluyor.
Özetle, NATO zirvesi için yapılan harcamalar Kahramanmaraşlıların nezdinde iki kutuplu bir durumu ortaya koyuyor. Bir taraf için Türkiye'nin "global bir oyuncu" olduğunun tescili anlamına gelen bu zirveler, diğer taraf için ekonomik refahın görmezden gelindiği bir tercih olarak algılanıyor. Vatandaşların bu konudaki sitemi, devletin vitrini ile mutfağı arasındaki dengeyi nasıl kurması gerektiğine dair ipuçları barındırıyor.
TARTIŞMALAR DEVAM EDİYOR
Kahramanmaraş'ta Bugün Gazetesi olarak sahada yaptığımız gözlemler, toplumun devletine olan aidiyet duygusunun ne kadar güçlü olduğunu, ancak ekonomik kaygıların bu aidiyetin üzerine gölge düşürdüğünü gösteriyor. Yetkililerden beklenti, uluslararası prestiji korurken vatandaşın cebini de ferahlatacak adımların atılması yönünde.

Muhabir: AYŞENUR TURNA- YASEMİN ÇOLAK