Meslektaşlarının sürekli fay hatları üzerine teknik bilgiler vermesini eleştiren Görür, asıl odaklanılması gereken noktanın can güvenliğini sağlayacak olan "Deprem Dirençli Kentler" olduğunu savundu. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinin altını çizen ünlü profesör, halkın bilinçlendirilmesi gereken asıl konunun afetlere dayan
Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yüzleştiği her dönemde yaptığı uyarılarla dikkat çeken Prof. Dr. Naci Görür, bu kez bilim dünyasına ve kamuoyuna yönelik sarsıcı bir çağrıda bulundu. 29 Mart 2026 tarihinde paylaştığı mesajında, teknik fay tartışmalarının halk nezdinde bir çözüm üretmediğini belirten Görür, enerjinin ve bilginin "kentleri dirençli hale getirmek" için harcanması gerektiğini vurguladı. "Memleket bir deprem yöresi" diyen Görür, nerede bir can kaybı yaşansa bunun ortak bir acı olduğunu hatırlatarak, bilim insanlarını insanları korkutan teknik detaylardan ziyade, yaşatacak çözümleri anlatmaya davet etti. Görür'ün bu çıkışı, özellikle deprem riski altındaki Kahramanmaraş ve çevre illerde büyük yankı uyandırdı. İşte Naci Görür'ün o çok konuşulan açıklamaları ve deprem dirençli kent vizyonuna dair detaylar…
MESLEKTAŞLARINA ELEŞTİRİ: "FAYLARI ANLATMAYI HİÇ CİDDİYE ALMIYORUM"
Prof. Dr. Naci Görür, bazı yer bilimcilerin sürekli olarak yer altındaki kırılmaları, fay boylarını ve teknik verileri paylaşmasını halkın faydasına görmediğini açıkça ifade etti. Bu tür anlatımların insanları bilinçlendirmekten ziyade kafa karışıklığına yol açtığını ima eden Görür, "Bazı meslektaşlarım insanlara fayları anlatıyorlar. Hiç ciddiye almıyorum" diyerek akademik çevrelere sert bir mesaj gönderdi. Görür'e göre, sıradan bir vatandaşın fayın kaç kilometre olduğundan ziyade, oturduğu binanın ve yaşadığı kentin ne kadar güvenli olduğunu bilmeye ihtiyacı var.
"NEREDE İNSAN ÖLSE BİZİM DERDİMİZ"
Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini her fırsatta hatırlatan Naci Görür, deprem sonrasında yaşanan acıların koordinat gözetmeksizin tüm ülkenin sorunu olduğunu belirtti. Görür, "Nerede büyük bir deprem olsa, nerede insan ölse ve nerede bir afet olsa bizim derdimiz" diyerek bilim insanlarının sorumluluğunun sadece veri sunmak değil, can kaybını engelleyecek toplumsal dönüşümü tetiklemek olduğunu savundu. Bu ifadeler, özellikle büyük felaketler yaşamış bölgelerde halkın duygularına tercüman oldu.
Bazı meslektaşlarım insanlara fayları anlatıyorlar. Hiç ciddiye almıyorum. Memleket bir deprem yöresi. Nerede büyük bir deprem olsa, nerede insan ölse ve nerede bir afet olsa bizim derdimiz. İnsanımıza fayları anlatmayın. Gelin DEPREM DİRENÇLİ kentleri anlatıp onları…
— Prof. Dr. Naci Görür (@nacigorur) March 29, 2026
DEPREM DİRENÇLİ KENTLER NEDİR VE NASIL KURULUR?
Görür’ün asıl üzerinde durduğu ve halkın bilinçlendirilmesini istediği konu olan "Deprem Dirençli Kentler", sadece sağlam binalardan ibaret değil. Bu vizyon; altyapı, ekonomi, ekosistem, yönetim ve halkın eğitimi gibi beş temel bileşeni kapsıyor. Görür'e göre; deprem olduğunda kanalizasyonun patlamadığı, suların kesilmediği, sanayinin durmadığı ve yerel yönetimin felç olmadığı kentler inşa etmek mümkün. Bilim insanlarının bu bileşenleri halka ve yerel yöneticilere anlatması gerektiğini vurgulayan Görür, çözümün yerin altında değil, yerin üstündeki planlamada olduğunu belirtti.




