Bakan Işıkhan: Geri Ödeme Kapsamındaki İlaç Sayısı 8 Bin 913’e Yükseldi
Bakan Işıkhan: Geri Ödeme Kapsamındaki İlaç Sayısı 8 Bin 913’e Yükseldi
İçeriği Görüntüle
Menopoz döneminde yaşanan şikâyetler pek çok kadının günlük yaşamını doğrudan etkileyebiliyor. Sıcak basması, gece terlemesi, uyku düzensizliği, vajinal kuruluk ve ruh hali değişiklikleri bu sürecin en sık görülen belirtileri arasında yer alıyor. İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Behiye Pınar Göksedef, menopozun genellikle 45-55 yaş aralığında başladığını ve hormon düzeylerindeki azalmayla birlikte bazı sağlık risklerinin de arttığını söyledi. Göksedef, uygun hastalarda hormon replasman tedavisinin önemli bir seçenek olabileceğini vurguladı.
HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ NE AMAÇLA UYGULANIYOR?
Halk arasında “menopoz hapı” olarak bilinen hormon replasman tedavisinin (HRT), vücutta azalan östrojen ve progesteron hormonlarının dışarıdan verilmesi esasına dayandığını belirten Prof. Dr. Göksedef, tedavinin temel amacının menopoz şikâyetlerini azaltmak olduğunu ifade etti.
2002 yılında yayımlanan geniş kapsamlı bir çalışmanın hormon tedavisine yönelik endişeleri artırdığını hatırlatan Göksedef, güncel bilimsel verilerin risklerin kişiye göre değiştiğini ortaya koyduğunu söyledi. Yaş, tedaviye başlama zamanı ve kullanılan hormon türünün bu dengeyi etkilediğini belirten Göksedef, her hasta için ayrı değerlendirme yapılması gerektiğini kaydetti.
İLK 10 YILDA BAŞLAYANLAR DAHA FAZLA FAYDA GÖRÜYOR
Prof. Dr. Göksedef, hormon tedavisinden özellikle menopozun ilk 10 yılı içinde ya da 60 yaşından önce başlayan kadınların daha fazla yarar gördüğünü dile getirdi. Erken menopoz yaşayan ya da cerrahi olarak yumurtalıkları alınan kadınlarda ise kemik ve kalp sağlığının korunması açısından tedavinin önemli katkı sağlayabileceğini belirtti.
Tedavinin sıcak basması ve gece terlemelerinde yüzde 70-90 oranında azalma sağlayabildiğini ifade eden Göksedef, uyku kalitesinde artış, vajinal kurulukta azalma ve kemik kaybının yavaşlaması gibi olumlu etkiler görülebildiğini söyledi. Ayrıca erken menopozda kalp, kemik ve beyin sağlığı açısından koruyucu etkilerin söz konusu olabileceğini ekledi.
HERKES İÇİN UYGUN DEĞİL, KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI
Hormon tedavisinin her kadın için uygun olmadığının altını çizen Prof. Dr. Göksedef, meme ya da rahim kanseri öyküsü bulunanlar, pıhtılaşma bozukluğu olanlar, ciddi karaciğer hastalığı bulunanlar ve nedeni açıklanamayan vajinal kanaması olan kadınların bu tedaviden kaçınması gerektiğini söyledi.
Tedavinin mutlaka kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Göksedef, en düşük etkili dozun ve uygun uygulama yolunun tercih edilmesinin önemine dikkat çekti. Rahmi olan kadınlarda progesteronun tedaviye eklenmesi gerektiğini belirten Göksedef, düzenli meme muayenesi, smear testi ve gerekli durumlarda kemik yoğunluğu ölçümünün ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
GÜNCEL YAKLAŞIMLAR VE GÜVENLİLİK
Biyoeşdeğer hormonların, vücudun doğal olarak ürettiği hormonlarla aynı kimyasal yapıya sahip olduğunu söyleyen Göksedef, mikronize progesteron ile cilt yoluyla uygulanan estradiol kombinasyonunun güncel veriler ışığında güvenilir seçenekler arasında yer aldığını belirtti. Bu yöntemlerde kalp-damar hastalığı ve pıhtı riskinin daha düşük görüldüğünü kaydetti.
Hormon tedavisinin doğru kişide, doğru zamanda ve doğru dozda uygulandığında korkulacak bir yöntem olmadığını ifade eden Göksedef, kadınların kendi başlarına tedaviye başlamaması gerektiğini vurguladı. Menopoz şikâyetlerinin yaşam kalitesini belirgin şekilde bozduğu durumlarda, uzman hekim değerlendirmesiyle hormon tedavisinin gündeme alınabileceğini söyledi.

Kaynak: DHA