Kahramanmaraş’ta 27 Mart Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte, kronik hastalıklarla mücadelede kritik bir konu yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıklarda tedaviye uyumun düşük olmasının ciddi sonuçlara yol açtığını vurguladı. Kahramanmaraş KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, hem hastalar hem sağlık profesyonelleri bir araya geldi. Türkiye genelinde tedaviye uyum oranının yalnızca yüzde 36 seviyesinde olduğuna dikkat çekilirken, bu durumun erken ölümler ve organ hasarları riskini artırdığı ifade edildi. Uzmanlara göre tedaviye uyumun artırılması halinde ölüm oranlarında yüzde 21’e varan azalma sağlanabiliyor. Açıklanan veriler, Türkiye’de kronik hastalıklarla mücadelede önemli bir eşikte olunduğunu gösteriyor.
KRONİK HASTALIKLARDA TEDAVİYE UYUM NEDEN ÖNEMLİ
Etkinlikte konuşan uzmanlar, kronik hastalıkların uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını vurguladı. Özellikle hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması durumunda kalp, böbrek ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlar oluşabileceği ifade edildi.

Uzmanlara göre tedaviye uyum, sadece ilaç kullanımıyla sınırlı değil. Düzenli kontrol, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri de bu sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor. Ancak Türkiye’de hastaların büyük bir kısmının bu süreci sürdüremediği ve tedaviyi yarıda bıraktığı belirtiliyor. Bu durum, hastalıkların ilerlemesine ve komplikasyon riskinin artmasına neden oluyor.
TÜRKİYE’DE ORANLAR DİKKAT ÇEKİYOR
Açıklanan verilere göre Türkiye’de hipertansiyon erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde görülüyor. Diyabet oranı ise yüzde 16-17 seviyelerinde bulunuyor. Obezite oranının ise yüzde 36-40 bandında olduğu ifade ediliyor.
Bu oranlar, Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında oldukça yüksek seviyelerde bulunuyor. Uzmanlar, kronik hastalıkların bu kadar yaygın olmasının, sağlık sistemi üzerinde de ciddi bir yük oluşturduğunu belirtiyor. Ayrıca hastaların hedef değerlere ulaşma oranının yalnızca yüzde 30-40 civarında kalması, tedavi süreçlerinde ciddi eksiklikler olduğunu ortaya koyuyor.

TEDAVİYE UYUM ORANI SADECE YÜZDE 36
Türkiye’de tedaviye uyum oranının yüzde 36 seviyesinde olması, uzmanlar tarafından “alarm verici” olarak değerlendiriliyor. Dünya genelinde bu oranın yüzde 30 ile 50 arasında değiştiği belirtilirken, Türkiye’nin de bu ortalamaya yakın ancak yetersiz seviyede olduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar, tedaviye uyumun artırılması halinde önemli kazanımlar elde edilebileceğini vurguluyor. Yapılan araştırmalara göre tedaviye uyum sayesinde ölüm oranlarında yüzde 21 azalma, komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 arasında düşüş sağlanabiliyor.
2030 HEDEFİ YÜZDE 50 BAŞARI ORANI
Etkinlikte “Türkiye 2030’da yüzde 50” projesine de dikkat çekildi. Bu proje kapsamında hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda tedavi başarısının artırılması hedefleniyor.
Uzmanlar, mevcut durumda diyabette yüzde 36,7 ve hipertansiyonda yüzde 22,2 olan tedavi başarı oranlarının 2030 yılına kadar yüzde 50’ye çıkarılmasının planlandığını açıkladı. Bu hedefe ulaşılması halinde, hastalıkların uzun vadeli etkilerinin büyük ölçüde azaltılabileceği ifade ediliyor.
METABOLİK HASTALIKLAR ERKEN ÖLÜMLERE YOL AÇIYOR
Uzmanlar, diyabet, obezite ve hipertansiyonun birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, bu hastalıkların kontrol altına alınmaması durumunda erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığını belirtti.
Özellikle 50 yaş sonrası riskin hızla yükseldiği ifade edilirken, 70 yaşındaki bireylerin yüzde 70’inde hipertansiyon görüldüğü açıklandı. Ayrıca Türkiye’de ortalama yaşam süresinin gelişmiş ülkelere göre daha düşük olduğu ve bu farkın kronik hastalıklarla doğrudan ilişkili olduğu vurgulandı.

SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARI ERKEN YAŞTA BAŞLAMALI
Uzmanlar, kronik hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntemin sağlıklı yaşam alışkanlıkları olduğunu belirtiyor. Özellikle genç yaşlarda düzenli beslenme, fiziksel aktivite ve tuz tüketiminin azaltılması gibi önlemlerin büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.
Hastalık geliştikten sonra ise ilaç tedavisinin aksatılmaması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, basit bir tedavi sürecine uyum sağlanması bile kalp krizi ve inme riskini ciddi ölçüde azaltabiliyor.
Kaynak: İHA



