6 Şubat 2023’te meydana gelen ve "asrın felaketi" olarak anılan depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’ta, yıkıma uğrayan tarihi eserler yeniden ayağa kaldırılıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün koordinasyonunda başlatılan restorasyon süreciyle, 34 tescilli kültür varlığının aslına uygun şekilde onarılması hedefleniyor. Aralarında Ulu Cami ve Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’nin de bulunduğu eserlerde titiz bir çalışma yürütülüyor.

5 eser yeniden inşa edildi, camilerde çalışmalar tamamlanmak üzere
Depremden etkilenen yapılar arasında yer alan Mağaralı, Beyazıtlı, Devecili ve Duraklı camilerindeki restorasyon çalışmaları tamamlandı. Geriye kalan yapılarda ise onarımlar yıl içinde bitirilecek. Yetkililer, yapıların özgün kimliğine zarar verilmeden depreme dayanıklı hale getirildiğini belirtiyor.
Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Erdoğan Tunç, tüm çalışmaların büyük bir özenle yürütüldüğünü söyledi. Tunç, özellikle Ulu Cami'nin nitelikli yapısı nedeniyle restorasyon sürecinin hassasiyetle sürdürüldüğünü belirterek şunları söyledi:
“Ulu Camimizi inşallah ramazan ayında yeniden hizmete açacağız. Çok nitelikli bir eser. Aynı zamanda Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’nde de çalışmalar sürüyor. Bu yaz tamamlayarak yeniden hizmete sunmayı planlıyoruz.”
Hedef: 2026’ya kadar tüm eserleri ayağa kaldırmak
Vakıflar Bölge Müdürlüğü, 2026 yılına kadar kentteki tüm vakıf eserlerinin restorasyonunu tamamlamayı hedefliyor. Deprem sonrası yürütülen projelerde zıvana, kenet ve gergi sistemlerinin yanı sıra enjeksiyon uygulamalarıyla yapıların beden duvarları güçlendiriliyor. Bu sayede eserler hem korunuyor hem de gelecek nesillere güvenli şekilde aktarılması sağlanıyor.
Tunç, ayrıca Bilim Kurulu'nun yönlendirmeleri doğrultusunda her aşamanın uzman gözlemlerle yürütüldüğünü vurguladı. Ancak bölgedeki olumsuz hava koşullarının zaman zaman çalışmaları aksattığını da sözlerine ekledi.

Kültürel miras, bölge kimliği için hayati öneme sahip
Kahramanmaraş’taki kültür varlıklarının onarımı yalnızca fiziksel bir yenileme değil, aynı zamanda bölgenin tarihî ve sosyal kimliğinin yeniden inşası anlamına geliyor. Depremin bıraktığı derin izlerin ortasında, geçmişten bugüne uzanan bu eserler hem halkın belleğini diri tutuyor hem de yeniden ayağa kalkmanın simgesi haline geliyor.



