Pazarcık Ufacıklı'da tarih yeniden araştırılıyor
Pazarcık Ufacıklı'da tarih yeniden araştırılıyor
İçeriği Görüntüle
Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesine uzanan Engizek Dağı, yüksek platoları, dağlık doğal çevresi ve jeolojik oluşumlarıyla bölgenin önemli doğal değerleri arasında bulunuyor. Türkiye Jeoloji Bülteni'nin 30 Nisan 2025 tarihinde yayımladığı bilimsel araştırmada Engizek Dağı üzerinde 872 karstik depresyon tespit edildi.
Dolin ve uvala olarak adlandırılan bu oluşumlar, kireç taşı gibi çözünebilen kayaçların bulunduğu arazilerde meydana gelen kapalı çukurları ifade ediyor. Araştırmada topografya haritaları, sayısal yükseklik modelleri ve uydu görüntüleri kullanılarak söz konusu oluşumların konumu ve büyüklükleri değerlendirildi.
Engizek Dağı'nın farklı yükseltilere yayılan coğrafyası, yaylacılık ve doğa yürüyüşü gibi faaliyetlerle de ilişkilendiriliyor. Ancak bölgenin sarp ve engebeli arazi yapısı güvenlik açısından dikkat gerektiriyor.
27 Mart 2026 tarihinde Engizek Yaylası'nın Bulgur mevkisinde yürüyüş yapan bir gruptan bir kişinin yaralanması üzerine arama kurtarma çalışması başlatıldı. Yaralı, AFAD ve ilgili ekiplerin koordinasyonuyla helikopter kullanılarak tahliye edildi.
Bu gelişme, Engizek'in doğal zenginliği kadar yüksek dağ koşullarının da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.
ENGİZEK DAĞI DOĞU TOROSLAR'IN BİR PARÇASI
Engizek Dağı, Doğu Toroslar'ın Kahramanmaraş çevresindeki yüksek dağ kütlelerinden biri olarak biliniyor.
Dağın uzandığı coğrafya yalnızca tek bir mahalleden oluşmuyor. Çağlayancerit ve çevresindeki dağlık bölgelerle bağlantılı geniş bir doğal sistem içerisinde bulunuyor.
Çağlayancerit Kaymakamlığının tarihî ve coğrafi tanıtımında Engizek Dağları, bölgenin doğal sınırlarını ve geçmiş ulaşım güzergâhlarını belirleyen önemli yükseltiler arasında yer alıyor.
Dağların sarp yapısı, eski dönemlerde kullanılan yolların belirli geçitlerden ilerlemesine neden olmuş olabilecek özellikler taşıyor.
Kaymakamlığın tarihçesinde Engizek üzerinden geçen tarihî yol bağlantıları ve çevredeki eski yerleşimlerden söz ediliyor.
Bu özellik, bölgenin yalnızca doğa bilimleri bakımından değil, yerleşim tarihi açısından da incelenmesine imkân sağlıyor.
Ancak eski yol güzergâhlarının bugünkü dağ yürüyüşü parkurlarıyla tamamen aynı olduğu varsayılmamalı.
Engizek Dağı'nın günümüzdeki doğal özelliklerinin değerlendirilmesinde jeolojik yapı, yükselti farkları ve su kaynaklarının birlikte ele alınması gerekiyor.
BİLİMSEL ARAŞTIRMADA 872 KARSTİK DEPRESYON TESPİT EDİLDİ
Engizek Dağı hakkında yayımlanan dikkat çekici bilimsel çalışmalardan biri, 2025 tarihli jeomorfoloji araştırması.
Mutlu Seven, Yahya Öztürk, Serkan Gürgöze, İsmail Ege ve Saadettin Tonbul tarafından hazırlanan çalışma Türkiye Jeoloji Bülteni'nin 68. cildinin ikinci sayısında yayımlandı.
Araştırmacılar, dağlık alanı topografya haritaları, sayısal yükseklik modeli verileri ve uydu görüntülerinden yararlanarak inceledi.
Bu çalışma sonucunda Engizek Dağı üzerinde toplam 872 karstik depresyon belirlendi.
Dolin ve uvala adı verilen bu oluşumlar, karstik arazilerin önemli yer şekilleri arasında bulunuyor.
Dolinler genellikle kapalı çukur biçiminde görülürken uvalalar, birden fazla karstik çukurun birleşmesiyle oluşabilen daha geniş depresyonları ifade ediyor.
Ancak araştırmada tespit edilen bütün çukurların aynı büyüklükte, derinlikte veya ziyaret edilebilir durumda olduğu düşünülmemeli.
Bilimsel çalışmanın temel amacı, bu oluşumların dağılımını ve jeolojik gelişimle ilişkisini ortaya koymak.
KARSTİK ÇUKURLARIN ORTALAMA DERİNLİĞİ 8,3 METRE
Araştırmada karstik depresyonların yalnızca sayısı değil, ölçüleri de değerlendirildi.
Çalışmanın sonuçlarına göre belirlenen çukurların ortalama uzunluğu 62 metre, genişliği 41 metre ve yaklaşık yüzey alanı 2 bin 884 metrekare olarak hesaplandı.
Ortalama derinlik 8,3 metre olarak kaydedildi.
Karstik depresyonların bulunduğu alanların ortalama yükseltisi ise 2 bin 106 metre olarak belirlendi.
Bu veriler, Engizek'in yüksek platolarındaki jeolojik oluşumların boyutlarını anlamak bakımından önem taşıyor.
Ancak belirtilen ortalama değerler, dağdaki belirli bir çukurun ölçülerini göstermiyor.
Bazı karstik depresyonlar daha sığ, bazıları daha derin olabiliyor.
Bu oluşumların arazi üzerinde her zaman açıkça fark edilemeyebileceği de unutulmamalı.
Özellikle bitki örtüsü, kar veya yüzey toprağıyla kaplı bölümlerde doğal çukurların sınırları yürüyüş sırasında kolayca seçilemeyebilir.
Bu nedenle bilimsel araştırma verileri, deneyimsiz ziyaretçiler için doğrudan bir gezi parkuru tarifi olarak kullanılmamalı.
DAĞIN OLUŞUMUNDA TEKTONİK YAPI ETKİLİ
Engizek Dağı'nın jeomorfolojik özellikleri, bölgede etkili olan tektonik hareketlerle de ilişkili.
Bilimsel çalışmada dağın genel uzanımı, kırık ve kıvrım sistemleriyle karstik depresyonların dağılımı arasındaki bağlantı incelendi.
Araştırma, çukurların oluşumunda yalnızca kayaçların kimyasal çözünmesinin değil, tektonik yapının da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Karstik arazilerde su, kayaçların çatlakları boyunca ilerleyerek uzun jeolojik süreçlerde farklı şekiller oluşturabiliyor.
Bu süreç, yüzeyde dolin ve uvala gibi doğal çukurların gelişmesine katkı sağlayabiliyor.
Engizek Dağı'nda tespit edilen oluşumların dağılımının, dağın yapısal özellikleriyle bağlantılı bulunması bilimsel açıdan önem taşıyor.
Ancak bu araştırma sonuçlarından hareketle belirli bir karstik çukurun 6 Şubat 2023 depremlerinde oluştuğu sonucu çıkarılamaz.
Çalışma uzun jeolojik süreçleri ve dağın morfotektonik gelişimini değerlendiriyor.
Bölgenin depremlerden sonraki güncel yüzey durumu ise ayrı saha incelemeleri gerektiriyor.
ENGİZEK YAYLASINDA 2026 YILINDA KURTARMA OPERASYONU YAPILDI
Engizek Yaylası, 27 Mart 2026 tarihinde meydana gelen doğa yürüyüşü kazasıyla gündeme geldi.
Çağlayancerit ilçesindeki Bulgur mevkisinde yürüyüş yapan bir gruptan bir kişinin dere geçişi sırasında yaralandığı bildirildi.
Olayın ardından arama kurtarma ekipleri bölgeye yönlendirildi.
Zorlu arazi koşulları nedeniyle yaralının kara yoluyla tahliyesi güçleşti.
AFAD koordinasyonunda yürütülen çalışmada hava desteği kullanıldı ve yaralı kişi helikopterle sağlık kuruluşuna ulaştırıldı.
Bu olay, Engizek Dağı'nın doğal özelliklerinin yanı sıra ulaşım ve güvenlik açısından değerlendirilmesi gereken bir arazi olduğunu gösteriyor.
Yüksek dağ yürüyüşlerinde dere geçişleri, kayalık yüzeyler ve hava koşullarının hızlı değişmesi risk oluşturabiliyor.
Özellikle uzun ve teknik güzergâhlarda uygun ekipman, yeterli hazırlık ve bölgeyi tanıyan rehberlik önem taşıyor.
SONBAHARDA YÜKSEK RAKIMLI ALANLARDA DİKKATLİ OLUNMALI
Engizek Dağı'nın yüksek kesimleri, mevsimsel değişikliklerin belirgin biçimde görülebildiği alanlardan oluşuyor.
Kasım ayında düşük sıcaklık, sis, yağış ve erken kar koşulları yüksek bölümlerde ulaşımı etkileyebilir.
Bu nedenle dağın doğal güzelliklerini görmek isteyenlerin yalnızca geçmiş yaz görüntülerini esas alarak ziyaret planı yapmaması gerekiyor.
Yayla yollarının bir bölümünde arazi koşulları ve mevsimsel etkiler nedeniyle ulaşım güçleşebilir.
Özellikle düzensiz veya işaretlenmemiş patikalara girilmesi, yön kaybı ve kaza riskini artırabilir.
Engizek Dağı'nın tamamı için geçerli resmî yürüyüş parkuru haritası, ziyaretçi merkezi, giriş tarifesi, otopark kapasitesi ve düzenli toplu taşıma çizelgesi bu araştırmada doğrulanamadı.
Bu nedenle yaylanın her bölümünün serbest ve güvenli erişime açık olduğu varsayılmamalı.
ENGİZEK'İN BİLİMSEL VE DOĞAL MİRASI KORUNMALI
Engizek Dağı, yüksek platoları ve karstik yer şekilleriyle Kahramanmaraş'ın araştırılmaya değer doğal alanlarından biri.
Bölgedeki karstik çukurların dağılımı, yer şekillerinin oluşum süreçlerinin anlaşılmasına katkı sağlayan bilimsel veriler içeriyor.
Bu özellikler, Engizek'in yalnızca manzara ve yürüyüş amacıyla değil, coğrafya ve jeoloji araştırmaları bakımından da önemli olduğunu gösteriyor.
Doğal alanların korunması açısından izinsiz kazı yapılmaması, bitki örtüsüne zarar verilmemesi ve çevreye atık bırakılmaması gerekiyor.
Yüksek dağ ekosistemleri, farklı sıcaklık ve nem koşullarına bağlı olarak hassas doğal yaşam alanları oluşturabiliyor.
Engizek'in jeolojik zenginliğinin ve kırsal çevresinin bilimsel verilerle belgelenmesi, Kahramanmaraş'ın doğa envanterine önemli katkı sağlayabilir.
ARAŞTIRMA KAYNAKLARI

Muhabir: Sefa Başer