Kahramanmaraş’ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısının ardından Manisa’da bir öğrencinin silahlı saldırı gerçekleştirmesi; çocukların korunması, ailelerin sorumluluğu, akran zorbalığı ve şiddet konularını yeniden gündeme taşıdı. Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybeden çocukların aileleri ile öğretmen Ayla Kara’nın avukatı Av. Özcan Kara, Kahramanmaraş ve Manisa’daki olayların ortak özelliğinin ailelerin evlerinde bulunan silahlar olduğunu söyledi. Kara, “Kahramanmaraş’taki olayla Manisa’daki olayın ikisinin ortak özelliği ailelerde bulunan silahlarla eylem gerçekleştiriliyor. Yani bunun temeli silahın evdeki varlığı” dedi. Sular Akademi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Suna Medin Nacar ise konunun yalnızca tıbbi boyuta indirgenmemesi gerektiğini belirterek aile, okul ve toplumun birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Psikolog Seda Taşhan Çelik de eğitimin ailede başladığını vurguladı. Çelik, çocukların dijital ortamda ne kadar zaman geçirdiğinin ve hangi içeriklere maruz kaldığının aileler tarafından gözlemlenmesi gerektiğini ifade etti.
İKİ OKUL SALDIRISINDA ORTAK NOKTAYA DİKKAT ÇEKTİ
Kahramanmaraş ve Manisa’da yaşanan okul saldırılarını değerlendiren Av. Özcan Kara, iki olayda da ailelerin evlerinde bulunan silahların kullanıldığını söyledi. Kara, “Şimdi iki olaya bakıyoruz. Kahramanmaraş’taki olayla Manisa’daki olayın ikisinin ortak özelliği ailelerde bulunan silahlarla eylem gerçekleştiriliyor. Yani buradaki temel şey silahın evdeki varlığı” ifadelerini kullandı. Evinde silah bulunduran ailelere seslenen Kara, silahların doğurabileceği sonuçların dikkate alınması ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi. Kara, “Madem evde silah bulunduruyorsunuz, bu konunun ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceği konusunda bu konuyu idrak etmeleri ve gerekli tedbirleri almaları gerekiyor” dedi.
AİLELERİN SORUMLULUĞUNA VURGU YAPTI
Av. Özcan Kara, Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesine de dikkat çekerek ebeveynlerin çocuklarının başkalarına verdiği zararlardan sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede bulundu. Kara, “Bu madde der ki ebeveynler çocuklarının başkalarına verdiği zararlardan kusurları olmasa bile sorumludurlar. Yani kendileri bilmeyebilirler, kendilerinin dahili olmayabilir ama çocukları başkalarına bir zarar vermiş ise bunu tazmin etme yükümlülükleri var” diye konuştu. Kara, konunun cezai sorumluluk boyutuna da değindi. Kahramanmaraş’taki olayda babaya 10 kez müebbet, anneye ise 22,5 yıl hapis cezası istendiğini belirten Kara, yaşananların aileler açısından da ağır sonuçları bulunduğunu ifade etti. Gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda ailelerin ağır cezalarla karşılaşabileceğini söyleyen Kara, öncelikle çocukların ahlaki gelişimi ve eğitiminin düşünülmesi gerektiğini belirtti.
ÇOCUKLARA SEVGİ VE GÜVEN DOLU ORTAM VURGUSU
Sular Akademi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Suna Medin Nacar, okul saldırılarının yalnızca tıbbi açıdan değil toplumsal yönleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çocukların ve ergenlerin gelişiminde aile, okul ve sosyal toplumun birlikte önemli rol oynadığını belirten Nacar, ebeveynlerin çağın gerisinde kalması durumunda çocuklarına destek vermekte zorlanabildiğini ifade etti. Nacar; devlet, sosyal toplum grupları ve örgütleri, okullar, rehberlik öğretmenleri, okul aile birlikleri ve sağlık kuruluşlarının iş birliği ve bilgi alışverişi içerisinde hareket etmesinin koruyucu önlemler açısından önemli olduğunu söyledi. Dijital çağda özellikle ebeveynlere önemli görevler düştüğünü belirten Nacar, “Çocuklarımıza sevgi, güven dolu bir ortam sunmalıyız ve onlara rehberlikte bulunabilmek önleyici olabilir” dedi.
OKULLARIN AİLELERİ DE BİLİNÇLENDİRMESİ GEREKİYOR
Dr. Suna Medin Nacar, okulların yalnızca çocukların eğitim aldığı yerler olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Okulların aileleri desteklemesi ve bilinçlendirmesinin önemine değinen Nacar, anne ve babaların da eğitim alabildiği ve çağın koşullarına ayak uydurabildiği bir yapının önemli olduğunu ifade etti. Yaşanan olayların her seferinde birçok farklı unsuru gündeme getirdiğini belirten Nacar, olayların yalnızca tıbbi boyuta indirgenmesinin de bir risk oluşturabileceğini söyledi. Nacar, olayların toplumsal yönleriyle ve farklı açılardan ele alınmasının koruyucu olacağını ifade etti.
EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR
Sular Akademi Hastanesi’nden Psikolog Seda Taşhan Çelik ise çocukların eğitiminde ailenin belirleyici rolüne dikkat çekti. “Eğitim okulda verilir” şeklindeki düşünceye katılmadığını ifade eden Çelik, “Hayır, eğitim ailede başlar. Çocuk göre göre yapar. Anne, baba nasıl davranıyor, onu göre göre yapar” dedi. Çocuğun doğru ile yanlışı ve nasıl davranması gerektiğini ilk olarak aileden öğrendiğini belirten Çelik, belirli bir yaşın ardından okul ortamının da bu süreçte devreye girdiğini söyledi. Çelik, çocukların ailelerinde farklı davranış biçimleri öğrenmelerinin okul ortamında çatışmalara yol açabileceğine dikkat çekti.
AKRAN ZORBALIĞI YENİDEN GÜNDEMDE
Çelik, ailelerin çocuklarına arkadaşlarına karşı kibar davranmayı ve empati kurmayı öğretebileceğini ancak karşı taraftaki çocuğun aynı davranışları öğrenmemesi halinde çatışma yaşanabileceğini söyledi. Böyle durumlarda nazik ve kibar davranan çocuğun akran zorbalığına maruz kalabileceğini ifade etti. Kahramanmaraş ve Manisa’da yaşanan olayların ardından akran zorbalığının yanı sıra çocukların dijital dünyada geçirdiği süre ve şiddet içeriklerine maruz kalmaları da yeniden tartışılan başlıklar arasında yer aldı.

ÇOCUKLARIN DİJİTAL İÇERİKLERİ AİLELER TARAFINDAN İZLENMELİ
Psikolog Seda Taşhan Çelik, çocukların oynadığı oyunların ve bu içeriklerden ne aldıklarının aileler tarafından gözlemlenmesinin önemli olduğunu söyledi. Çocukların telefon, televizyon veya oyunlardan tamamen uzaklaştırılması şeklinde bir yaklaşım ortaya koymadığını belirten Çelik, maruz kalınan sürenin ve içeriğin niteliğinin önemli olduğuna dikkat çekti. Çelik, “Maruz kaldığı süre ne kadar fazlaysa ve içerik ne kadar ona zarar verecek durumdaysa çocuk ister istemez zihninde onu şekillendiriyor” ifadelerini kullandı.
TOPLUM, AİLE VE OKUL BİRLİKTE HAREKET ETMELİ
Yaşananları toplumsal bir sorun olarak değerlendiren Çelik, çocukların toplum olarak korunması gerektiğini söyledi. Çocukların korunmasının yalnızca ailelere veya okullara bırakılmaması gerektiğine işaret eden Çelik, toplum, aile ve okulun birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı.
Çelik, “Yaşadığımız şeyler toplumsal bir sorun ve çocuklarımızı toplum olarak korumak zorundayız. Zorunluluğumuz bu bizim. O yüzden hem toplum hem aile hem okul bu üç ayak birbirini tutmalı ve bu şekilde devam etmeliyiz” dedi.



