Burdur Devlet Hastanesi'nde 25 Mayıs 2024 tarihinde yaşanan ve Türkiye gündemine oturan diyaliz faciasıyla ilgili adli süreçte kritik bir eşiğe gelindi. Diyaliz tedavisi gördükten sonra fenalaşan 33 hastanın çevre illere sevk edilmesi ve ardından yaşanan can kayıplarıyla ilgili yürütülen soruşturmada iddianame tamamlandı. Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, olayın dehşet verici boyutu bilirkişi raporlarıyla gözler önüne serildi. Rapora göre, hastanenin teknik sistemindeki bir dizi ihmal zinciri sonucunda, diyaliz cihazlarına gitmesi gereken temiz su yerine kazan dairesinden gelen ve içinde zehirli "etilen glikol" bulunan antifrizli suyun hastaların vücuduna girdiği kesinleşti. Savcılık, olayda ihmali bulunan teknik personel ve mühendislerin "taksirle ölüme sebebiyet verme" ve "taksirle yaralama" suçlarından yargılanmasını talep etti. İşte Türkiye'yi sarsan o ihmaller zincirinin tüm ayrıntıları…

KAZAN DAİRESİNDEN DİYALİZ CİHAZINA ZEHİR AKTI
Soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu, facianın nasıl meydana geldiğini adım adım deşifre etti. Raporda yer alan bilgilere göre olay; hastane sisteminde antifrizli suyun varlığı, by-pass hattı üzerindeki küresel vananın açık unutulması ve hidrofor sisteminin arıza vermesine rağmen gerekli müdahalenin yapılmaması nedeniyle gerçekleşti. Bu teknik hatalar birleşince, normal şartlarda kapalı devrede olması gereken antifrizli su, doğrudan hastaların diyalize bağlandığı su hattına sızdı. 25 Mayıs sabahı diyalize giren hastalar, farkında olmadan vücutlarına enjekte edilen bu zehirli karışım nedeniyle seans sonrası şuur bulanıklığı ve mide bulantısı şikayetleriyle hastaneye geri döndü.

3 ŞÜPHELİ İÇİN AĞIR CEZA İSTEMİ
Savcılık, hazırladığı iddianamede ihmaller zincirinin sorumlularını tek tek belirledi. Hastanede görevli elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C. ve hastane projesinde görev alan yüklenici firmanın makine mühendisi Y.A. hakkında 'taksirle ölüme sebebiyet verme' ve 'taksirle yaralama' suçlarından yargılama talep edildi. Daha önce tutuklanan mühendislerin durumu ve personelin sorumluluk alanları mahkeme sürecinde detaylıca ele alınacak. İddianamede, teknik personelin sistem arızalarına rağmen gerekli önlemleri almadığı ve vanaların kontrolünü ihmal ettiği vurgulandı.
ADLİ TIP RAPORU: DİĞER ÖLÜMLERLE İLLİYET BAĞI YOK
İddianamenin dikkat çeken bir diğer bölümü ise olay sonrası hayatını kaybeden bazı hastalarla ilgili verilen karar oldu. Diyaliz sonrası tedavi altına alınan ancak daha sonra vefat eden Saniye Aksöz, Amina Abas Jama ve Osman Ali Gönüllü’nün ölümleri ile diyaliz vakası arasındaki bağlantı araştırıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda; bu kişilerin kanlarında zehirli maddeye rastlanmadığı, mevcut kronik hastalıkları (diyabet, kalp yetmezliği, kanser) nedeniyle hayatlarını kaybettikleri belirtildi. Bu nedenle, şüpheliler hakkında bu ölümlerle ilgili "ek kovuşturmaya yer olmadığı" kararı verilerek, yargılamanın sadece doğrudan etkilenen hastalar üzerinden yürütülmesine karar verildi.

33 HASTA ÖLÜMDEN DÖNMÜŞTÜ
Olay günü Burdur Devlet Hastanesi'nde diyalize giren 33 hasta, durumlarının ağırlaşması üzerine Afyonkarahisar, Isparta, Antalya ve Denizli'deki tam teşekküllü hastanelere sevk edilmişti. Antalya'da entübe edilen hastalardan Mustafa Demir hayatını kaybetmiş, diğer hastalar ise uzun süren yoğun bakım süreçlerinin ardından sağlığına kavuşabilmişti. Bilirkişi raporuyla tescillenen "antifrizli su" skandalı, hastane teknik altyapılarının denetimi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

YARGILAMA SÜRECİ BAŞLIYOR
Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte, önümüzdeki günlerde sanıkların hakim karşısına çıkması bekleniyor. Mağdur ailelerin avukatları, ihmalin "taksir" değil "olası kast" boyutunda değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, mahkemenin vereceği karar benzer vakalar için emsal teşkil edecek. Şehirde büyük üzüntüye neden olan bu olayın yargılama safhası tüm Türkiye tarafından yakından takip edilecek.




