Uzun bir aranın ardından yeniden izleyicileriyle buluşan Meliha Küçükönder, programın ilk bölümünde yazar ve içerik üreticisi Ayhan Yalçın’ı ağırladı. “Esmalarla Kişisel Dönüşüm” başlığıyla gerçekleştirilen söyleşide, Allah’ın isimlerinin insan hayatındaki anlamı, kişinin mizacı ve istidatlarıyla ilişkisi ve insanın kendini keşfetme yolculuğu ele alındı. Programın başlangıcında izleyicilerine yeniden kavuşmanın mutluluğunu paylaşan Küçükönder, ardından Ayhan Yalçın’ı tanıtarak söyleşinin ana konusuna geçti.

Yalçın ise yazarlık, içerik üreticiliği ve fotoğraf sanatıyla ilgilendiğini belirterek özellikle tasavvuf alanındaki çalışmalarından söz etti. İbn Arabi’nin hayatını konu alan bir biyografi üzerinde çalıştığını aktaran Yalçın, aynı zamanda tasavvuf alanındaki eserleri seslendirdiğini ve bu çalışmalar üzerinden araştırmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

“İlim ilmi doğuruyor”

Söyleşide çalışmalarından bahseden Ayhan Yalçın, okuma ve araştırma sürecinin birbirini tamamlayan bir yapıya sahip olduğunu anlattı. Yalçın, bir kavramı anlamaya çalışırken başka kavramlarla karşılaşıldığını ve bunun insanı farklı düşünce alanlarına taşıdığını belirterek, “İlim ilmi doğuruyor” değerlendirmesinde bulundu. Yazarlığın yanı sıra fotoğrafla da ilgilendiğini aktaran Yalçın, fotoğraf sanatının kendisi açısından taşıdığı anlamı da anlattı. Fotoğrafın, zaman içerisinde yaşanan bir anı dondurması bakımından önemli olduğunu söyleyen Yalçın, fotoğraf çekerken yalnızca görüntü oluşturmayı değil, kare içerisinde bir hikâye anlatmayı önemsediğini dile getirdi.

Esmaların insan hayatındaki yeri konuşuldu

Programın ana gündemini ise esmalar oluşturdu. Küçükönder, özellikle sosyal medyada esmalarla ilgili çok sayıda farklı paylaşım yapıldığını belirterek, insanların herhangi bir yönlendirme olmadan esma zikretmesinin doğru olup olmadığını Yalçın’a sordu. Yalçın, Allah’ın isimlerinin anlamlarının bulunduğunu ve her ismin farklı bir anlam dünyasına işaret ettiğini belirterek, esmaların yalnızca belirli sayılarda tekrar edilerek dünyevi bir sonuç elde etme aracı gibi değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Bu noktada El-Kahhar ismini örnek gösteren Yalçın, kişinin Allah’ın isimlerini zikrederken ismin anlamını ve kendi hayatındaki karşılığını dikkate alması gerektiğini ifade etti. Yalçın, esmaların insanların dış dünyasını istedikleri şekilde değiştirecek bir araç olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, asıl meselenin kişinin kendisini anlaması ve manevi yolculuğunda farkındalık kazanması olduğunu anlattı.

“Esmaları dünyadaki isteklerimizi gerçekleştirmek için düşünmemek gerekiyor”

Söyleşide özellikle Er-Rezzak ve El-Vedud isimleri üzerinden örnekler verildi. Yalçın, Er-Rezzak isminin yalnızca maddi kazanç elde etmek amacıyla zikredilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını ifade ederken, kişinin kendisine verilen rızkın değerini bilmesi gerektiğine dikkat çekti. El-Vedud üzerinden ise sevginin anlamına değinen Yalçın, insanın sahip olduğu sevgi duygusunu yalnızca bir kişiye bağlamak yerine, bu duygunun kaynağı ve anlamı üzerine düşünmesi gerektiğini dile getirdi. Bu yaklaşımın merkezinde ise kişinin sahip olduğu değerleri fark etmesi ve bunları yalnızca dış dünyadaki sonuçlara bağlamaması gerektiği düşüncesi yer aldı.

“Her insan bir esma terkibiyle yaratılır”

Programın en dikkat çeken başlıklarından biri, “Her insan bir esma terkibiyle yaratılır” düşüncesi oldu. Yalçın, İbn Arabi’nin eserlerinde ve tasavvufi düşünce geleneğinde insanın farklı özelliklerinin yaratılıştan gelen bir yapıyla ilişkilendirildiğini anlattı. İnsanın mizacının, ilgilerinin ve yeteneklerinin birbirinden farklı olmasını da bu bakış açısıyla değerlendiren Yalçın, her bireyin kendine özgü bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekti. İnsanların aynı aile içerisinde yetişmelerine rağmen birbirlerinden farklı karakterlere sahip olmasını örnek veren Yalçın, çocukların küçük yaşlardan itibaren farklı ilgi alanları ve yetenekler sergilediğini belirtti.

Çocukların yetenekleri ve “istidat” konusu

Söyleşide istidat, yani kişinin doğuştan gelen yetenek ve eğilimleri de gündeme geldi. Yalçın, çocukların küçük yaşlardan itibaren farklı alanlara yönelmelerinin onların yaratılışlarındaki özelliklerle bağlantılı olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Bir çocuğun resme, diğerinin matematiğe, bir başkasının ise farklı bir alana ilgi göstermesinin doğal farklılıklar olduğunu belirten Yalçın, eğitim sürecinde bu özelliklerin dikkate alınmasının önemine işaret etti. Ailelerin çocukları kendi beklentileri doğrultusunda şekillendirmesinin ise çocuğun sahip olduğu yeteneklerin geri planda kalmasına yol açabileceğini söyledi. Yalçın, örnek olarak yeteneği farklı bir alanda olan bir çocuğun ailesinin beklentisi nedeniyle başka bir mesleğe yönlendirilmesini gösterdi.

İnsan neden kendinden uzaklaşıyor?

Programın ilerleyen bölümünde insanın çocukluk döneminden yetişkinliğe kadar geçirdiği değişim ele alındı. Yalçın, insanın zaman içerisinde çevresinden, ailesinden, arkadaşlarından ve toplumdan öğrendiği davranış biçimlerini taklit ederek kendi özgün yapısından uzaklaşabildiğini anlattı. Özellikle sosyal medyanın bu süreci hızlandırdığına dikkat çeken Yalçın, insanların artık yalnızca yakın çevreleriyle değil, dünyanın farklı bölgelerindeki insanların yaşamlarıyla da sürekli karşılaştırma yaptığını söyledi. Telefon ekranında başkalarının evlerini, otomobillerini, yaşam biçimlerini veya sahip oldukları imkanları gören insanların kendi hayatlarını bunlarla kıyaslayabildiğini belirten Yalçın, bunun kişinin kendisinden uzaklaşmasına neden olabileceğini ifade etti.

Sosyal medya insanın kendisini unutmasına neden oluyor mu?

Söyleşide sosyal medyanın insan üzerindeki etkileri de ayrıntılı şekilde konuşuldu. Küçükönder, geçmişte de insanların başkalarına özendiğini ancak günümüzde sosyal medya sayesinde bunun çok daha görünür hale geldiğini ifade etti. Yalçın ise geçmişte insanın karşılaştırma yapabileceği çevrenin daha sınırlı olduğunu, bugün ise cep telefonu aracılığıyla dünyanın tamamının kişinin karşısına çıkabildiğini söyledi. Buna göre kişi, sosyal medyada gördüğü insanların yalnızca belirli anlarını gerçek hayatın tamamı zannedebiliyor. Bu durum da bireyin kendi yaşamını yetersiz görmesine ve kendi özelliklerini değersizleştirmesine yol açabiliyor.

“Kendini keşfetme yolculuğu başlıyor”

Söyleşinin önemli başlıklarından biri de insanın belli bir yaşa geldikten sonra kendisine sormaya başladığı sorular oldu. Yalçın, insanın özellikle yetişkinlik döneminde “Ben neredeyim?”, “Neden buradayım?” ve “Niçin buraya geldim?” gibi sorularla kendi varlığını sorgulamaya başlayabildiğini belirtti. Bu soruların kişiyi kendini keşfetme yolculuğuna taşıdığını anlatan Yalçın, tasavvufi gelenekte bu sürecin seyrüsüluk kavramıyla ifade edildiğini söyledi. Yalçın’a göre bu yolculuk, insanın dış dünyadan sürekli bir şeyler araması yerine kendi özünü anlamaya yönelmesiyle anlam kazanıyor.

“İnsanın kendinden kendine yolculuğu”

Söyleşide Yunus Emre’nin “Bir ben vardır benden içeri” sözü de bu bağlamda değerlendirildi. Yalçın, insanın kendi iç dünyasına yönelmesinin ve yaşadığı olayları anlamlandırmasının önemine dikkat çekti. Hayatta yaşanan acıların, mutlulukların, hayal kırıklıklarının ve karşılaşılan insanların kişinin kendisini tanıması açısından birer vesile olarak değerlendirilebileceğini belirten Yalçın, yaşanan olaylara yalnızca dışarıdan bakmak yerine bunların insana ne anlattığının sorgulanması gerektiğini söyledi.

“İnsan kaybolmadan kendini bulamıyor”

Programda insanın hayat boyunca yaşadığı değişim ve dönüşüm de ele alındı. Yalçın, kişinin hayat içerisinde farklı deneyimler yaşarken değiştiğini, acıların ve mutlulukların insanın karakterinde izler bıraktığını ifade etti. Belli bir noktada insanın dış dünyadaki birçok şeyin kendisini kalıcı biçimde mutlu etmediğini fark edebileceğini belirten Yalçın, bunun kişinin kendi iç dünyasına yönelmesine vesile olabileceğini söyledi. Bu süreci anlatırken Şebüsteri Hazretlerinin sözlerine atıfta bulunan Yalçın, insanın kendisini bulabilmesi için önce kaybolma deneyiminden geçebileceği düşüncesini dile getirdi.

Maddi mutluluk ve manevi tatmin ayrımı

Söyleşide insanın mutluluğunun kaynakları da ele alındı. Yalçın, maddi dünyanın sunduğu imkanların kişiye belirli ölçüde mutluluk verebildiğini ancak bunun kalıcı bir tatmin sağlamayabileceğini ifade etti. Buna karşılık kişinin kendisini, yaratılışını ve hayatındaki anlamı fark etmesinin manevi açıdan farklı bir tatmin sağlayabileceğini söyledi. İyilik yapmak, dua etmek, zikir, sadaka vermek veya bir insanın derdine çare olmak gibi davranışların manevi anlamda kişiyi besleyebileceğini dile getirdi.

Yaşanan olaylara farklı bir gözle bakmak

Programın bir başka bölümünde insanların hayatlarında karşılaştıkları kişilerin ve olayların anlamı üzerinde duruldu. Yalçın, kişinin başına gelen her olay karşısında yalnızca “Neden bunu yaşadım?” sorusunu sormak yerine, “Bu olay bana ne anlatıyor?” sorusunu da yöneltmesi gerektiğini belirtti. Yaşanan olayların kişinin kendi özelliklerini görmesine yardımcı olabileceğini ifade eden Yalçın, insanların ve olayların insanın kendisini tanımasında birer vesile olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

İbn Arabi’nin eserleri programda gündeme geldi

Söyleşide İbn Arabi’nin eserleri geniş yer tuttu. Yalçın, İbn Arabi’nin Fütuhat-ı Mekkiyye ve Fususü’l-Hikem eserlerinden söz etti. Bu eserlerin anlaşılmasının kolay olmadığını belirten Yalçın, tasavvufi kavramların ve dönemin düşünce dünyasının bilinmesinin metinleri anlamada önemli olduğunu ifade etti. Yalçın ayrıca Fütuhat-ı Mekkiyye’nin çok sayıda cildinden oluşan kapsamlı bir eser olduğunu ve bu eser üzerinde çalışmalar yaptığını aktardı. Tasavvuf alanında yalnızca İbn Arabi'nin değil, Abdülkadir Geylani, İmam Gazali, Mevlana ve Şebüsteri gibi isimlerin eserlerinin de insanın kendisini anlaması açısından önemli kaynaklar olduğunu dile getirdi.

Blueland’dan gençlere 500 TL’ye sınırsız eğlence ve ücretsiz konser fırsatı
Blueland’dan gençlere 500 TL’ye sınırsız eğlence ve ücretsiz konser fırsatı
İçeriği Görüntüle

“Bu eserler bize çok şey söylüyor”

Programın sonunda klasik tasavvuf eserlerine yönelik değerlendirmelerde bulunan Yalçın, geçmiş dönemlerde kaleme alınmış eserlerin günümüzde de okunması gerektiğini söyledi. Mevlana’nın eserleri, İbn Arabi’nin çalışmaları ve İmam Gazali’nin eserlerinin insanın iç dünyasına yönelik önemli düşünceler içerdiğini belirten Yalçın, bu kaynakların yeniden okunmasının önemine dikkat çekti. Yalçın, gelecek bölümlerde de tasavvufi düşüncenin farklı katmanlarını ele almaya devam edeceklerini belirtti.

Programın devamı gelecek

“Esmalarla Kişisel Dönüşüm” programının ilerleyen bölümlerde devam edeceği belirtildi. İlk bölümde esmaların anlamından insanın yaratılışına, çocukluk dönemindeki istidatlardan sosyal medyanın insan psikolojisi üzerindeki etkilerine, kişinin kendini keşfetme sürecinden tasavvufi düşüncedeki seyrüsüluk anlayışına kadar pek çok konu başlığı ele alındı. Program, Meliha Küçükönder’in izleyicilere teşekkür etmesi ve Ayhan Yalçın’ın gelecek bölümlerde de farklı tasavvufi konuların konuşulacağı mesajıyla sona erdi.

Muhabir: SEFA BAŞER