Adana’da unutulmaya yüz tutan geleneksel mesleklerden kalaycılığı dördüncü kuşak olarak yaşatan Hulusi Deveci, hem bakır kaplara yeniden hayat veriyor hem de kaleme aldığı şiirlerle duygularını dizelere döküyor. Günümüzde değişen kullanım alışkanlıkları ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte kalaycılığa olan ilgi her geçen gün azalırken, bu mesleği inatla ayakta tutmaya çalışan ustalar adeta zamana meydan okuyor.

"1970 YILINDAN BERİ KALAYCILIK YAPIYORUZ"
Aile mesleğini uzun yıllardır gururla sürdürdüğünü belirten Hulusi Deveci, kalaycılık serüvenini şu sözlerle anlattı:
"Babam ve dedemin de kalaycı olduğunu biliyorum. 1970 yılından beri bu mesleğin içindeyiz. Bunun 45 senesi Kozan'da, geri kalan 14-15 senesi ise Adana'da geçti. Babama söz verdim; ‘Baba, bu mesleği bırakmayacağım; ailede senin ocağın tütsün' dedim. Emekliyim, şükür devletimiz maaş veriyor ama burada çalışıyorum. Buranın ayrı bir özelliği var. Müşteriler gelip ‘Usta, bu sıcakta nasıl çalışıyorsun?' diye soruyor. Çalışırım tabii. Şu an dışarıda 38-40 derece hava sıcaklığı var, burası ise bunun iki üç katı sıcak ama Allah yardım ediyor."

"BU İŞİ PARA İÇİN DEĞİL, ATA MESLEĞİ OLDUĞU İÇİN YAPIYORUM"
Kalaycılığın artık kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında yer aldığını vurgulayan Deveci, mesleğine olan sevgisini şu ifadelerle dile getirdi:
"Ben yapmasam, öteki yapmasa bu mesleği kim yapacak? Bu işin piriyim, baba dede mesleğim benim. Ben bu işi para için yapmıyorum, atalarımın yadigarı olduğu için seviyorum ve yapıyorum. Eskiden nalburiyecilik, demircilik, deriden yemeni yapımı gibi çok güzel meslekler vardı; şimdi her şehirde bir ya da iki tane ya var ya yok. Ben aynı zamanda baba dededen gelme bestekarım ve söz yazarıyım."





